<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Sevdadan Sevgi Sevda Sozler Sozleri GuzelSozler Mesajlar Sevdadan</title>
	<link>http://www.sevdadan.org</link>
	<description>Sevda Klasigi</description>
	<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 19:17:04 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Asikmi Oldunuz</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/asikmi-oldunuz.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/asikmi-oldunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 19:17:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[Mesajlar]]></category>

		<category><![CDATA[Sozler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/asikmi-oldunuz.html</guid>
		<description><![CDATA[Çiftlerin çoğu partnerlerine aşık olmamalarından şikayet ederler.
Kendilerine nasıl aşık olabilecekleri sorulduğunda ise çoğunlukla cevaplarından emin değillerdir.
Bazen insana aşkı gösteren yol, partnerini aşık eden şey değildir. Örneğin, bir insan partnerinin sıradan ihtiyaçlarını gidererek aşkını gösterebilir.
Bu egzersiz size yardımcı olabilir ve partneriniz aşık olmanız için gereken şeyleri düşünebilir.
Şimdi Duygularınızı Anlayabilmeniz için Minik Bir Test
İki sayfa kağıda, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çiftlerin çoğu partnerlerine aşık olmamalarından şikayet ederler.<br />
Kendilerine nasıl aşık olabilecekleri sorulduğunda ise çoğunlukla cevaplarından emin değillerdir.<br />
Bazen insana aşkı gösteren yol, partnerini aşık eden şey değildir. Örneğin, bir insan partnerinin sıradan ihtiyaçlarını gidererek aşkını gösterebilir.<br />
Bu egzersiz size yardımcı olabilir ve partneriniz aşık olmanız için gereken şeyleri düşünebilir.</p>
<p>Şimdi Duygularınızı Anlayabilmeniz için Minik Bir Test</p>
<p>İki sayfa kağıda, bir kaleme ve rahatsız edilmeyeceğiniz yaklaşık 30 dakikaya ihtiyacınız olacak.<br />
Eğer siz ve partneriniz bu egzersizi ayrı ayrı yaparsanız daha sonra da öğrendiklerinizi paylaşırsanız umduğunuzdan daha da fazlasını kazanacaksınız.<br />
Eğer partneriniz güçlü değilse, her şey daha da kötüleşiyorsa, ihtiyacınız olanı öğrenmeniz konusunda daha da sabırlı olmayı öğreneceksiniz.<br />
Yapmanız gereken İlk olarak bir sayfa kağıt alın ve yazın:</p>
<p>&#8220;Bir çocuk gibi, aşık oldum..&#8221; Daha sonra, aşağıya düşündüğünüz birkaç şey yazın. Listenizde bir büyüğünüzün yada bir sevdiğinizin sözleri de yer alabilir.<br />
Fiziksel etkileri, sizinle geçirilen zamanları, alınan hediyeleri hatırlamanız gerekir.<br />
Belki de sizin en sevdiğiniz yemeği yapan yada sizin için yakınınızdaki kağıdı dolduran biridir. İkinci sayfaya yazın:</p>
<p>&#8220;Aşık oldum&#8230;&#8221; ve altına şu anki yada önceki partner(ler)inize aşık olduğunuzu düşündürebilecek her şeyi yazın.<br />
Listeyi gözden geçirin ve hangilerini tercih ettiğinizi düşünün. Daha sonra aşık olmadığınızı göreceksiniz, ne yazdığınızı hatırlayın ve partnerinize,<br />
sizin için çok şey ifade eden bir yolla aşklarını göstermelerini isteyin.</p>
<p>Eğer listelerinizde yer alan şeylerle mücadele ediyorsanız, birkaç eski fotoğrafla hatırlamayı deneyin yada kendinizi iyi hissetmediğinizde sizinle nasıl ilgilendiğini hatırlayın.</p>
<p>Bu egzersizi tamamlamak sizi rahatsız edebilir yada ilişkiniz hakkında endişelenmenize neden olabilir,<br />
bunu partnerinizle yada güvenilir bir arkadaşınızla konuşmayı deneyin. Diğer bir tercih olarak bir ilişki danışmanına görünmeyi dikkate alabilirsiniz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/asikmi-oldunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>iliski cesitleri</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/iliski-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/iliski-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 19:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[Mesajlar]]></category>

		<category><![CDATA[Sozler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/iliski-cesitleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Her birey birbirinden apayrı özellikler sergilemesine rağmen, psikologlar aslında ikili ilişki yaşayanların bilinçaltlarında çoğu zaman ortak türlere rastlandığına dikkat çekmektedirler Peki, siz bunlardan herhangi birini tanıyor musun?
Yetişkin ve Çocuk
Bu türdeki bir çift önemli noktaları güven ve doğrulukla paylaşır. Bir taraf bu önemli noktaların üstesinden çocuksu bir davranışla gelir. Bunların partneri yetişkin rolünü üstlenir ve bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her birey birbirinden apayrı özellikler sergilemesine rağmen, psikologlar aslında ikili ilişki yaşayanların bilinçaltlarında çoğu zaman ortak türlere rastlandığına dikkat çekmektedirler Peki, siz bunlardan herhangi birini tanıyor musun?</p>
<p>Yetişkin ve Çocuk</p>
<p>Bu türdeki bir çift önemli noktaları güven ve doğrulukla paylaşır. Bir taraf bu önemli noktaların üstesinden çocuksu bir davranışla gelir. Bunların partneri yetişkin rolünü üstlenir ve bunu yerine getirirken üstlendikleri rol gereği güven vermek adına kendi kişisel ihtiyaçlarını reddederler.</p>
<p>Efendi ve Köle</p>
<p>Bu türdeki bir çift otorite ve kontrol ile ilgili bir problem yaşar. Eğer bir partner kendini ikinci plana atılmış hissederse, kendine olan güvenini yitirir bu nedenle buyurgan olurlar ve ev halkının her birine emir verirler.</p>
<p>Kaçan ve Kovalayan</p>
<p>Her iki partner de yakın olmaktan korkarlar fakat birbirlerini mükemmel olarak görürler. Bir taraf diğerini kovalayıp rahat bırakmazken diğeri daha fazla ilgi görmek adına kaçar. Aslında kovalama sürekli yön değiştirir.</p>
<p>İdol ve Hayran</p>
<p>Bir partner diğerini heykel olarak görmekte ısrar ederken bu çoğunlukla bir yarışmanın önemli bir noktasını işaret eder. Herhangi bir mukayeseden kaçınmak adına, her iki partner de bilinçaltında bu oyunu oynamak konusunda hemfikirdir.</p>
<p>Tahta Bebekler</p>
<p>Bu tür bir çifti etrafınızda görebilirsiniz. Benzer gibi görünürler ve çoğunlukla uyumlu kazaklar giyerler. İlgi alanları aynıdır, bir diğer önemli nokta da aynı şeylerden hoşlanmamalarıdır.</p>
<p>Kedi ve Köpek</p>
<p>Görünüşte bu partnerlerin tanışmamalarının daha iyi olacağı düşünülür. Herhangi bir şey yüzünden gereksiz yere tartışırlar. Her ikisi de bir savaş bölgesinde birbirlerine yakın şekilde yaşamaktan kaçınırlar. Bu türlerin tümünde ilişkinize ait parçalara rastlarsınız. İlişkilerimiz ilerledikçe bir türde davranış göstermemiz mümkün değildir. Örneğin, bir hastalık ve hassaslık anında bir yetişkin ve bir çocuk rolünü üstlenirsiniz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/iliski-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Karsiliksiz Ask</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/karsiliksiz-ask.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/karsiliksiz-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 19:13:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[Mesajlar]]></category>

		<category><![CDATA[Sozler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/karsiliksiz-ask.html</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda, Hegelci felsefenin insan arzusu anlayışından ve ilişki merkezli psikodinamik yaklaşımlardan yararlanarak, betimleyici psikiyatri içinde yeterince ele alınamayan, başkasına yönelik arzunun karşılıksız kalması halinde ortaya çıkan durumları, normalden en patolojik olana doğru bir spektrum içinde ele alma fırsatı veren &#8220;karşılıksız aşk sendromu&#8221; kavramını ileri süreceğiz.
&#8220;Karşılıksız aşk sendromu&#8221; bir spektrum bozukluğudur. Arzusu umduğu düzeyde karşılık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda, Hegelci felsefenin insan arzusu anlayışından ve ilişki merkezli psikodinamik yaklaşımlardan yararlanarak, betimleyici psikiyatri içinde yeterince ele alınamayan, başkasına yönelik arzunun karşılıksız kalması halinde ortaya çıkan durumları, normalden en patolojik olana doğru bir spektrum içinde ele alma fırsatı veren &#8220;karşılıksız aşk sendromu&#8221; kavramını ileri süreceğiz.</p>
<p>&#8220;Karşılıksız aşk sendromu&#8221; bir spektrum bozukluğudur. Arzusu umduğu düzeyde karşılık bulmayan, reddedilen ya da reddedildiğini düşünen kişinin spektrumun neresinde yer alacağı, sağlıklı bir kendilik organizasyonu gösterip göstermemesine, nesne ilişkileri bakımından sergilediği performansa ve kullandığı savunma düzeneklerine bağlıdır.</p>
<p>Bu makale, yazarın konuyla ilgili literatürü araştırması ve kendi klinik deneyiminin sonucunda ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Anahtar kavramlar: Aşk patolojileri, erotomani, karşılıksız aşk</p>
<p>Bugün betimleyici psikiyatride, insanların birbirleriyle duygusal ilişkilerinde ortaya çıkan birincil psikopatolojik görünümlere yalnızca &#8220;ilişki bozukluğu&#8221; ve &#8220;sanrısal bozuklukların erotomanik tipi&#8221; içerisinde yer verilmektedir. &#8220;İlişki bozukluğu&#8221; başlığı altında romantik ilişkilerin ne zaman klinik ilgi odağı haline geleceğiyle ilgili hiçbir ölçüt belirlenmezken, &#8220;erotomanik tip sanrısal bozukluk&#8221; ise yalnızca &#8220;genellikle daha yüksek bir konumu olan başka bir kişinin kendine aşık olduğuna ilişkin sanrıları&#8221; kapsamaktadır. Tek başına bir fenomen olarak ele alındığında bile oldukça tartışmalı olan, etiyolojisinden (Raskin ve Sullivan 1974; Hallender ve Callahan 1975; Seeman 1978) klinik görünümüne (Pearl 1972; Rudden ve ark 1980; Taylor ve ark 1983; Ellis ve Mellshop 1985) tanı ölçütlerinden ve seyrinden (Raskin ve Sullivan 1974; Hallender ve Callahan 1975; Seeman 1978; Ellis ve Mellshop 1985; Evans ve ark 1982; Jordan ve Howe 1980) tedavisine (Hallender ve Callahan 1975; Jordan ve Howe 1980; Rudden ve ark 1980; Taylor ve ark 1983; Ellis ve Mellshop 1985; Stien 1986) birçok farklı görüş ileri sürülen &#8220;birincil erotomani&#8221; konusunda son zamanlarda birçok yeni toparlayıcı projeler ileri sürülmektedir (Meloy 1989; Rudden ve ark 1990; Segal 1993; Mullen ve Pathe 1994). Yaşanan olayların da zorlamasıyla konuya adli psikiyatri açısından hukuksal çözümler bulmaya çalışılmaktadır (Perez 1993; Meloy ve Gothard 1995). Ama &#8220;birincil erotomani&#8221; konusunda henüz yeterli bir çerçeveye bile sahip olmadığımız kabul edilmektedir. &#8220;İlişki bozukluğu&#8221;nun romantik biçimlerinin neler oldukları konusunda ise, genellikle psikodinamik yaklaşımla yapılan uygulamalardan edinilen gözlemler ve kavramlaştırma girişimleri (Kernberg 1995) dışında, yeterince fikir sahibi değiliz. Oysa &#8220;aşk&#8221; diye anlatılan yaşantının böylesine kolayca ele alınamayacağını, onun en olağan seyrinde bile kimi zaman psikolojik destek ve yardım olmaksızın sürdürülemeyecek kadar zorluklarla dolu olduğunu tüm klinisyenler bilmektedir. Kaldı ki aşk patolojileri, böyle birincil görünümlerinin yanısıra, ruhsal rahatsızlıkların seyri sırasında ikincil olarak da sıkça ortaya çıkabilirler.</p>
<p>Aşk yaşantılarının ve kimi zaman psikiyatrik desteği zorunlu kılan psikopatolojik görünümlerin, uygulamada karşılaşılma sıklıkları gözönünde bulundurulduğunda, ayrıntılı bir şekilde tanımlanmalarına, aşk yaşantılarının patolojik görünümlerinin nasıl ayırdedileceklerinin ve hangi durumda ne tür bir yardım (tedavi) yaklaşımının gerekli olduğunun belirlenmesine gereksinim vardır.</p>
<p>Bu nedenle biz, aşkın &#8220;normal&#8221; ve patolojik görünümlerini geniş bir spektrum içinde kavramanın olanaklı olduğu düşüncesiyle, başka birçok klinisyenin de çaba gösterdiği bu konularda bir ilk adım olarak, yeni bir modelin ilk taslağını sunmak istiyoruz.</p>
<p>Modelimiz, birincil (primer) aşk patolojileri için, psikodinamik yaklaşım içinde geliştirilmiş ama ampirik gereksinimleri karşılayabilecek şekilde genişletilme olanakları bulunan, savunma düzeneklerinin matürden immatüre doğru kullanımlarını esas alarak şekillendirilmiş bir spektrum bakışına dayanmaktadır.</p>
<p>Aşk patolojilerinin yer aldığı bu spektrum bozukluklarının tamamına ise, &#8220;karşılıksız aşk sendromu&#8221; adını vereceğiz. Çünkü &#8220;karşılıksız&#8221; nitelemesi, birincil aşk patolojilerinin tümünde ortak olarak bulunmakta, gerçek bir ilişki olsun ya da olmasın, aşk patolojisi yaşayan kişinin bu yaşantıyı &#8220;yeterli&#8221; bulmayarak patolojik savunmalara yöneldiğine işaret etmektedir. Bu yolla birincil aşk patolojilerini ve son dönemde yoğun tartışmalara konu olan homoseksüel erotomaniyi ve diğer homoseksüel aşk patolojilerini de (Dunlop 1988; Boast 1994) &#8220;karşılıksız aşk sendromu spektrumu&#8221; içinde kavrama olanağı ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Ama önce insanın duygusal yaşantısının bir biçimi olarak aşka bakışımızı anahatlarıyla ortaya koymalıyız.</p>
<p>İnsan arzusunun ayırt edici niteliği ve sağlıklı aşk yaşantısı</p>
<p>Aşkı ve aşk patolojilerini inceleyebilmek için ilk yapılması gereken, &#8220;insan arzusunun niteliği&#8221;ni nasıl kavradığımızı ortaya koyabilmektir. Örneğin bugün çoğumuzun bakışına göre, insan arzusunun, diğer canlıların arzulamalarından hiç de belirgin bir farkı bulunmamaktadır; &#8220;gereksinim&#8221;, &#8220;istek&#8221; ve &#8220;arzu&#8221; kavramlarının hepsi, hemen hemen aynı anlama sahiptir ve insan bedenindeki organik bir işlevin zorlamasıyla ilgilidirler. Biz ise, insan arzusunun niteliği sorununun çözümünde Hegel in &#8220;efendi-köle diyalektiği&#8221;ndeki bakışının oldukça yarayışlı olduğunu düşünüyoruz. Hegel e göre, &#8220;İnsan isteği ya da daha iyi bir deyişle, bir bireyi özgür ve bireyselliğinin, özgürlüğünün, tarihinin ve sonuç olarak da tarihselliğinin bilincinde kılan anthropogene (insan kılan) istek, hayvanın duyduğu istekten (doğal, yalnızca yaşayan ve hayatı hakkında yalnızca bir duyguya sahip olan varlığın isteğinden) gerçek pozitif , veri olan bir nesneye değil de, başka bir isteğe yönelmesiyle ayrılır. Böylece örneğin erkek ve kadın ilişkisinde istek, eğer biri diğerinin bedenini değil de, isteğini isterse; eğer o istek olarak isteği elde etmek , kendinin kılmak isterse, yani istenmek ya da sevilmek yahut insan olması bakımından değerli olarak, insan bireyi gerçekliğinde kabul edilmek isterse, bu insani bir istektir.&#8221;</p>
<p>&#8230;&#8221;Başka bir deyişle, insani, antropogene (insan kılan) özbilinci ve insani gerçekliği doğuran isteklerin tümü, sonuç olarak kabul edilme isteğinin bir sonucudur&#8230; İnsan bir başka insana kendini empoze etmeyi, ona kendini kabul ettirmeyi istediği ölçüde insandır&#8230; Başlangıçta, henüz diğeri tarafından kabul edilmediği sürece, onun eyleminin hedefi bu diğeridir ve onun insan olarak değeri ve gerçekliği bu diğeri tarafından kabul edilmesine bağlıdır; hayatın anlamı bu diğerinde yoğunlaşır.&#8221; (Kojeve 1988)</p>
<p>Hegel in köle-efendi diyalektiğindeki bu bakışı, psikiyatri dünyasında ilk yankısını, Fransız psikanalist Lacan ın çalışmasında bulmaktadır. Lacan, Hegel in tezinden insan isteğinin diğer canlıların isteklerinden farklı olarak, fiziksel gereksinimlerin karşılanmasının yanısıra, bir de sevgi ve tanınma isteğini de kapsadığı ve sorunun ancak öznelerarası (intersubjective) bir bağlamda ele alınabileceği sonucunu çıkartır. Lacan, bu nedenle istek (demand) ile arzu (desire) arasında bir ayrım yapar: İstek, bedenin gereksimlerinden kaynaklanır ve daima kendine özgü bir biyolojik öge taşır ama arzu asla istek ile aynı şey değildir; arzu, her zaman isteğin hem ötesindedir hem de ondan önce vardır. Arzu, isteğin ötesinde varolur demek, arzunun isteği aştığı yani sonsuz olduğu anlamına gelir; çünkü arzuyu doyurmak olanaksızdır. Arzu, her zaman söylenemez olanı imlediğinden hiçbir zaman doyurulamaz. En özgeci olanları da dahil olmak üzere bütün insan eylemleri, &#8220;başkası&#8221;nı tanımak yoluyla ortaya çıkar. Bu nedenle her kendini tanıma arzusu, aslında, bir biçimde &#8220;başkası&#8221;nı tanıma arzusudur. Arzu, arzu için arzulamak, yani &#8220;başkası&#8221;nın arzusunu arzulamaktır. Lacan için insan, gereksinim, istek ve arzu arasındadır; bunların nerde başlayıp nerde bittikleri bir türlü bilinemez. Örneğin ağlayan çocuğa, annesi bir parça çukulata verdiğinde, çocuk, hiçbir zaman annenin bu eyleminin kendi gereksinimlerinin giderilmesi için mi yoksa bir sevgi gösterisi olarak mı gerçekleştirildiğini bilemeyecektir. Zaten bir bakıma arzunun gelişmesinin temeli de isteğin yarattığı bu düş kırıklığıdır (Lacan, 1981; Madun 1995).</p>
<p>Arzuya Hegelci bakış, daha sonra nesne ilişkileri ve kendilik psikolojisi kuramlarında, belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. İnsan ilişkisine, insan varoluşuna yapılan basit eklemeler değil, bizzat varoluşun kendisi olarak bakan bu kuramlar sayesinde, insan psikiyatrideki bilimsel yalnızlığından kurtulma şansına kavuşmuştur (Cashdan 1988). Yine bu kuramlar sayesinde, aşk gibi arzulamanın katışıksız biçimde kendini gösterdiği insan ilişkisi formlarını ayrıntılarıyla ele alıp inceleme fırsatı doğmuş oldu.</p>
<p>Bu kuramlara göre baktığımızda, en özet şekliyle, aşkın insanın ilişki içindeki varoluşunun yüksek bir olasılığı olduğunu görebilir; &#8220;sağlıklı aşk yaşantısı&#8221;nı ise, aşkın evrensel fenomenolojisinin olgun bir kendilik (self) teki icrası olarak tanımlayabiliriz. Olgun kendilik, aşk yaşantısını olgun savunma düzenekleri içinde yaşar; aşkı ve sevgiliyi kendisine sunulan varolma fırsatından dolayı yüceltmeyi (sublimation); kendisini yeterince onlara adamayı (alturism) bilir. Aşkı ve sevgiliyi üstün tutar ama mutlaklaştırmaz; iyilik vaadine uygun biçimde eğlenmeye, kendisini ve sevgilisini eylemeye (humor) çalışır. Yaşamın gerçeklerine gözlerini kapamaz; kendi sınırlarının farkındadır; isteklerinin radikal bir savunucusudur ama durulması gereken yerde durur, diretmez (supression). İlişkinin gerçekliği içinde sağlıklı iletişimin yollarını arar; &#8220;öteki&#8221;nin haklarını ihlal etmemek için gerekli özeni gösterir. Cinselliği dışlamaz, eros ve agape yi birbirinin karşısına dikmez. Aşkına bir karşılığı talep eder ama zorlamaz, sevileni özgür bırakır, manüpülasyondan medet ummaz. Bunlar dışında kalan aşk yaşantıları ise, bizim &#8220;karşılıksız aşk sendromu&#8221; adını vereceğimiz spektrumun içine düşer.</p>
<p>Karşılıksız aşk sendromu spektrumu</p>
<p>Karşılıksız aşk sendromu spektrumu için önerdiğimiz yeni modelin üzerine inşaa olduğu temel özellikler, iki karakteristiğe dayanmaktadır. Birincisi, yeni model, insanı tek başına, kapalı Newtoniyen bir sistem olarak algılamaz; diğer insanlarla &#8220;ilişki&#8221;leri ve &#8220;diyalog&#8221; içinde kavramaya çalışır; bu yüzden niceliksel ve betimsel farklılıkların yanısıra, niteliksel ve dinamik farklılıkları öne çıkarır; yalnızca aşk patolojisi yaşayan kişinin değil, ilişkinin karşı-kişisinin tutum ve davranışlarını da gözönünde bulundurmayı önerir. &#8220;Karşılıksız aşk sendromu spektrumu&#8221;nun anlaşılabilmesi için, özellikle savunma düzeneği olarak yansıtmalı özdeşimin (projective identification) kullanıldığı durumlarda, arzunun yöneldiği gerçek ya da imgesel aşk nesnesinin özelliklerinin de ayrıca incelenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Modelin ikinci karakteristiği ise, insan arzusunun ayırt edici niteliğinin &#8220;başkasının arzusunu arzulamak&#8221; olduğu noktasından hareket edilmesidir. Tanımladığımız spektrumun &#8220;karşılıksız aşk sendromu&#8221; adıyla anılmasının nedeni de budur. Arzusu aşk ilişkilerinde (gerçek ya da imgesel) karşılığını bulamadığında kişi, eğer &#8220;sağlıklı aşk yaşantısı&#8221; için uygun bir kendilik gelişimine sahip değilse, bu sendrom spektrumu içerisinde yer alan davranışlar sergilenmektedir. Sergilenen davranışlardaki psikopatolojinin şiddeti ise, kullanılan savunma düzeneklerine göre değişmektedir.</p>
<p>Buna göre, &#8220;karşılıksız aşk sendromu spektrumu&#8221;nun bir ucunda gerçek ya da imgesel düzeyde sevdiğini düşündüğü kimsenin arzusunu istediği düzeyde elde edemeyenlerin gösterdiği, çoğunlukla mazokistik nitelikte olan ve normal sınırlar içinde değerlendirebilecek tepkiler, diğer ucunda ise, günümüz psikiyatrisinde &#8220;Erotomani&#8221;, &#8220;De Clerambault Sendromu&#8221; gibi adlar alan tekli-sanrısal (monodelusional) bozukluk yer almaktadır. Sendromun ortasında, normale yakın olan kısmında, son zamanlarda, üzerinde bir anlaşmaya varılamamasına rağmen &#8220;karasevda&#8221; (infatuation) (12), &#8220;obsesif aşk&#8221;, &#8220;fanatik aşk&#8221; (Zona ve ark 1993; Meloy ve Gothard 1995) başlığı altında sınıflandırılmaya çalışılan bozukluk ile &#8220;De Clerambault Sendromu&#8221;na yakın olan kısmında &#8220;borderline erotomani&#8221; adıyla anılan, &#8220;sanrısal olmayan (nondelusional) erotomani&#8221; veya &#8220;çılgınca bağlanma bozukluğu&#8221; (violent attachment bozukluğu) gibi adlar da alan (Meloy 1989) sanrının olmaması ve şiddet gösterileriyle karakterize bozukluk bulunmaktadır.</p>
<p>Şimdi bunları birer örnekle göstermeye çalışalım:</p>
<p>VAKA I: (Mazokistik, normal sınırlara yakın aşk patolojisi)</p>
<p>Muayenehanenin telefon numarasını günlerce düşündükten, birçok tereddüt yaşadıktan sonra rehberden bulmuş, utanarak ve sesinin bile tanınabileceğinden korkarak temkinli bir şekilde almıştı. Hala şüphe ve utanç içerisindeydi. Hiçbir not tutmamamı, kimliğiyle ilgili isminden başka bir şey bilmemi istedi. Onun gibi elli yaşında, önemli bir iş kadınının, ancak kızının yaşayabileceği böyle bir duruma nasıl oldu da düştüğünü anlayamıyordu. Evet onun da kafası karışıktı ama buraya aslında kendisi için gelmemişti.Üç ay önce kocası kalp krizi geçirmişti; çok şükür önemli bir şey olmadan atlatmışlardı bu sorunu. Fakat birlikte yürüttükleri iş yerinde, tüm sorumluluklar kendi üzerine kalmıştı. Kolay iş değildi; milyarlarca liralık işlere imza atmak durumundaydı. Neyse ki, eşinin üst düzey bürokrat bir arkadaşı imdadına yetişmişti; işlerin çekip çevrilmesinde ona yardımcı oluyordu. Çok zeki bir adamdı; dünyayı da çok önemsemiyordu; yıllar önce karısından boşanmıştı; tek başına ve kendince yaşıyor, çevresinde çapkınlığıyla tanınıyordu. Büroda işlere ara verdikleri bir sırada birgün &#8220;kazanova&#8221;, eşinden başka hayatta hiçbir erkek tanımamış olan arkadaşının karısına da kancayı takmak da gecikmemişti. Yok kancayı takmadığını, kancanın kendi kalbine saplandığını söylüyordu. Hayatın o güne kadar anlamsız olduğunu anlamış, tüm enerjisini ne pahasına olursa olsun arkadaşının karısının kalbini kazanmaya adamıştı. Hiç uyuyamadığını, yemek yemediğini, kendisini içkiye verdiğini söylüyordu. Kötü durumu her halinden belli oluyordu. Kocasından sonra bir de bu dostlarının sağlığına bir şey olmasından endişeliydi; onun için bir şey yapmak istiyor ama ne yapacağını bir türlü kestiremiyordu. Doğrusu başından atmaya da pek niyeti yoktu; tüm bu olup bitenden içten içe zevk almadığını söyleyemezdi; zaten her şeyi allak bullak eden de yaşadığı bu karışık duygulardı. Henüz onun elini bile tutmadığı, tek kelime olumlu bir söz söylemediği halde kendisini kocasına ihanet etmiş sayıyordu. O tanınmış bir kadındı, ne ihaneti ne karışık duygular yaşadığı bu adama bir şey olmasını içine sindirebiliyordu.</p>
<p>Bir süre sonra orta yaşın sonlarında, &#8220;görmüş geçirmiş&#8221; olduğu izlenimi her halinden belli olan, kibar, etkileyici bir bey randevusuna geldi. Önceki kadının öyküsünden hiç söz etmedi, açıkça bu yaştan sonra yaşamında ilk kez &#8220;aşk hastalığı&#8221;na yakalandığını söyleyerek söze başladı. Kendisine ne olduğunu anlayamıyordu, eğer aşktan söz etmese hiç tartışmasız &#8220;depresyon&#8221; tanısı alırdı. Ona depresyon denilmesini engeleyen tek durum, &#8220;o beni kabul eder, aşkıma karşılık verirse tüm bu halim gider, dünyanın en mutlu insanı ben olurum&#8221; sözleriydi. Bunca yılın kazanovası, her türlü gönül işinde usta olmasına rağmen kadın-erkek ilişkilerinde bir genç kızdan bile daha acemi olan bir kadının kalbini nasıl kazanamazdı? Bu kadının arkadaşının eşi olmasının yarattığı suçluluk da her şeye tuz biber ekiyordu. Bu adam, &#8220;o&#8221; adamdı ama böyle bir yüzleştirmeye giriş(e)medim zaten böyle bir girişimin nasıl bir fayda sağlayacağını da çözemedim. Birkaç oturum, &#8220;aşk yaşantısı&#8221;nda neler olduğunu konuşmadan dinledim; sonra birgün kazanova, telefonla kendisini iyi hissettiğini, olumsuz bir gelişme olursa yeniden başvuracağını kibar bir dille anlatarak görüşmeyi iptal etti.</p>
<p>Ve ardından nedense beklediğim bir gelişme oldu. Neredeyse kazanovanın &#8220;aşk hastalığı&#8221; belirtilerinin tıpatıp aynısı ve hatta biraz da disosiyatif görünümlerle zenginleşmiş bir halde bu kez onuruna fazlasıyla düşkün hanımda başgöstermişti. Israrlı çabalara dayanamamış, nihayet sonunda o da aşka karşılık vermiş ama birkaç gün süren duygusal yakınlaşma ve sonra ilk bedensel yakınlık, her şeyin bitmesi için yetip de artmıştı. Sanki kazanovanın bunca ısrarı ve yaşadığı duygusal altüst oluş, yalnızca bu birkaç gün içindi. Kadın, henüz hayatında ilk kez aşkın coşkusunu yaşarken ve daha ne olduğunu anlayamadan adam, tam bir geri çekilme yaşamaya başlamıştı; düne kadar kadını kazanmaya yönelik ısrarı, şimdi tersine dönmüş, bir yolunu bulup onunla görüşmemeyi başarabilmek tek amacı haline gelmişti. Kadınsa çaresizdi, onurunu ayaklar altına alarak ve hatta yakalanma riskini göze alarak adamla görüşebilmek için inanılmaz yollar deniyordu. Bütün bunları kendisine yakıştıramıyordu; yirmili yaşlarındaki üniversite öğrencisi kızı yaşasa bile kaldıramayacağı olaylar, şimdi onun başına geliyordu; her şeyi, bu kabusu unutmak istiyordu. Bu isteğinden ve hayattaki her şeyden bir tek koşulda vazgeçerdi: &#8220;O&#8221; geri dönse ve sevdiğini söylese&#8230;</p>
<p>VAKA II: (Fanatik aşk; karasevda; obsesif aşk)</p>
<p>Yaşadığı acıdan ve utançtan kurtulmak için yalvaran gözlerle bakıyordu; nasıl dayanılmaz bir durumda olduğu her halinden belliydi. Ankara ya göç edeli beş yıl kadar olmuştu. Geldikleri İç Anadolu köyünde yaşarken belli belirsiz olan kocasının işe yaramazlığı, sümsüklük düzeyindeki sıkılganlığı, Ankara ya geldiklerinde iyicene gün ışığına çıkmış, kocasına iş bulmak da dahil olmak üzere tüm görevler onun sırtına yüklenmişti. Bir süre iki küçük çocuklarıyla birlikte akrabalarının yanında idare etmişler ama sonra kadının girişkenliği, sorup soruşturmaları ve dişleri tırnaklarıyla çabalamalarıyla bir gecekondu inşa etmeyi başarmışlardı.</p>
<p>Ne olduysa o musibet gün oldu. Belediye zabıtası yanlarına güvenlik güçlerini de alarak yuvalarını yerle bir etmeye gelmişti. Gururluydu, içi yanıyordu ama gerekirse evlerini yeniden yapacak kadar kendisini güçlü hissediyor, diğerleri gibi ortalığı velveleye vermiyordu. Kocası işteydi; iki çocuğunu yanına almış, bir köşecikte yıkımı izliyordu. Hallerine acıyan bir polis memuru yanlarına gelmiş, nereli olduklarını, ne yapacaklarını sorarak acılarını biraz olsun hafifletmeye çalışıyordu. O gün onların evlerine sıra gelmedi; mahallenin direnci işe yaramış, yıkım yarım kalmıştı. Derdini paylaşan polis memuru oradan ayrılırken bir sıkıntısı olduğunda karakoldan kendisini arayabileceklerini söylemişti.</p>
<p>Ertesi gün, belki yıkıma engel olunabileceği gerekçesiyle memuru karakolda ziyarete gitti. Tekrar konuştular; konuşmakla kalmayıp bakıştılar, anlaştılar. Memurun da iki çocuğu vardı. İlk zamanlar gözleri aşklarından başka bir şeyi görmezken, bir süre sonra buluşmalar konusunda, ailesinin durumunu gerekçe gösterip polis memuru ayak diremeye başladı. Memur giderek isteksizleşti, aralarındaki ilişkinin geçici bir heves olduğunu, ikisinin de aile sorumluluklarına dönmeleri gerektiğini söyleyerek kendi kabuğuna çekildi.</p>
<p>da böyle yapmaları gerektiğini biliyordu ama yine de her gün karakolun önüne gitmekten, yemek ve iş çıkışlarında memurla bir kez olsun konuşmaya çalışmaktan kendisini alıkoyamıyordu. Çabasında hep başarısız oluyor ama adeta battıkça aşkına daha çok saplanıyordu. Gözü ne kocasını, ne çocuklarını ne de ayaklar altına aldığı gururunu görüyordu; yaşamak anlamını yitirmiş, eza cefa halini almaya başlamıştı. Artık dayanacak hali kalmamıştı</p>
<p>VAKA III: (Borderline erotomani; sanrısal olmayan erotomani; çılgınca bağlanma bozukluğu)</p>
<p>27 yaşında, bekar, bayan, din dersi öğretmeni, kendi isteğinin dışında, sevgilisi olduğunu ileri sürdüğü bir gencin önerisi üstüne onunla ilişkisini düzeltebilmek amacıyla kliniğe başvurdu.</p>
<p>Bir yıl önce bir konferansta, İslami kesimde gençler arasında oldukça sevilen bir genç aydını görmüş ve aşık olmuş. Birgün tezini bahane ederek onunla tanışma fırsatı bulmuş, tezini bastırmak istediğini, aslında tezin bahane olduğunu, kendisiyle tanışmanın peşinde olduğunu söylemiş. Bugünden sonra günde kimi zaman 40-50 ye varacak şekilde, bazen cinsel içerikte olmak üzere gencin çağrı cihazına aşk mesajları geçmeye başlamış. Ona göre, ilk gördüğü anda genç aydın da ondan çok etkilenmiş ama İslami çevrenin baskısıyla sevgisini ifade edemiyor, çekingen davranıyormuş.</p>
<p>Son iki aydan beri çağrı cihazına mesaj bırakmakla yetinmiyormuş; bu gencin evini bulmuş, birçok gece belki eve alır diye evin önünde beklemeye; gittiği yerlere gitmeye, arkadaşlarının önünde onun kendisiyle konuşmak için zorlamaya başlamış. Bir keresinde bu gencin arkadaşları hastayı başlarından atabilmek için onu şehrin meydanında dövmüşler. Bu olayın ardından aralarındaki gerilim ve genci takip ve ikna çabaları daha da yoğunlaşmış. Genci ölümle tehdit etmeye, hiç değilse öbür dünyada birbirlerine kavuşacaklarını söylemeye başlamış. Hatta bir siyasi partiyle bağlantısı olan karate okulunun yöneticilerini kendi namusunu kirlettiği gerekçesiyle bu genci tehditte kullanmış. Sonunda genç, bir avukat tutmak ve gerekirse durumu mahkemeye intikal ettirmek için harekete geçmiş. Bu arada eğer bir doktora giderse, kendisiyle konuşabileceğini söyleyerek hastayı kliniğe göndermeyi başarmış.</p>
<p>Kliniğe başvurduğunda yalnızca bu gençle kendisini bir kere konuşturmayı sağlamamız için geldiğini, bu tek konuşmanın kendisine yeteceğini, bu gence onun kendisini ne kadar sevdiğini kanıtlayacağını söyleyen hasta, siyasi partideki yakınlarına baskı yaptırarak bu gençle tanıkların yanında görüşmeyi sağladı. Genç, tanıkların yanında hastayla ilgili hiçbir duygusal bağlantısı olmadığını açıkladı. Bunun üzerine hastanın ajitasyonu daha da arttı; gencin kendi duygularını açıklamaktan korktuğunu, çünkü İlahiyat Fakültesi hocalarının kendisiyle ilgili çıkarttığı dedikodulardan etkilendiğini söyledi. İlahiyat hocalarını, hatta eşlerini tehdit etmeye başladı.</p>
<p>Bu arada görüşmelere gelmeyi de aksatmadan sürdüren hastaya bu tutumlarının devam etmesi halinde konunun adli psikiyatriye havalesinin önüne geçemeyeceğimizin bildirilmesi üzerine, davranışlarını kontrol etmeye çalışacağına ve 4 mg/gün pimozid almaya söz verdi ve bir hanım terapistin gözlemciliği altında bireysel psikoterapisi sürdürülmeye çalışıldı ancak başarı sağlanamadı.</p>
<p>VAKA IV: (Primer erotomani; De Clerambault sendromu)</p>
<p>28 yaşında, bekar, ilkokul mezunu, tarım işçisi bayan hasta. Kafasında zonklama, kol ve bacaklarında uyuşma ve gerilme hissi yakınmalarıyla acil servis başvurusu üzerine yatırıldı.</p>
<p>Yakınlarından kendisinden 15 yaş büyük, evli ve iki çocuk sahibi üst düzey bir bürokratın kendisine aşık olduğunu ve önemli kişilerle bağlantısı bulunduğunu iddia ettiği, son zamanlarda ise bedensel yakınmalarının ortaya çıktığı öğrenildi.</p>
<p>Üç yıl önce ölen babasının rahatsızlığı döneminde kendilerine çok yardımcı olmuş bir kasaba doktorunun başka yere tayinini engellemek amacıyla gitmiş olduğu bakanlıkta sözkonusu üst düzey bürokratla tanışmış. Ona göre bu bürokrat kendisini görür görmez aşık olmuş ve evlenme teklif etmiş. Hasta ilkönce bu teklifi reddetmiş, ardından kabul edip nişan hazırlıklarına başlandığı sırada bürokratın evli ve iki çocuklu olduğu ortaya çıkmış. Ancak hasta buna rağmen müsteşar beyin kendisini çok sevdiğini bildiğini çünkü ilçelerindeki kaymakamı ve sevmediği devlet görevlilerini tayin etmesinden bunu anladığını, günde 8-10 kere bakanlığı aradığını, hemen telefon kapansa bile onun &#8220;Alo!&#8221; demesinden ne kadar sevgi dolu olduğunun belli olduğunu söylüyordu.</p>
<p>Bu tarzda &#8220;ilişkileri&#8221; sürerken iki yıl önce müsteşarın kendisiyle tartışması ve onu makamından kovması üzerine uykusuzluk, iştahsızlık, sıkıntı, çok sigara içme, üzüntü şeklinde yakınmaları olmuş; üç ay süren bu yakınma döneminde onbeş kilo kaybetmiş, ancak daha sonra müsteşar bey için hırka örmüş, bu hırkayı bir kravat ve gömlekle birlikte adresine göndermiş. Bu hediyelerden sonra müsteşarın onunla konuşmaya başladığını, barıştıklarını düşünen hasta, hastaneye yatmadan önce ilişkilerinin bozulduğunu, müsteşarın telefonlara çıkmadığını, bu nedenle sıkıntıdan hastalandığını söylüyor. Müsteşarın bu tarzda davranmasını boşanamadığı için duyduğu mahçubiyete bağlıyor; yoksa aslında kendisini çok sevdiğini belirtiyordu.</p>
<p>Hastaneye yatışından bir süre sonra oldukça öforik ve canlı olan, devletin çeşitli kademelerinde birçok tanıdığının bulunduğunu, hükümetin onlara sunduğu projelerle icraat yaptığını söyleyen hasta, bütün bunları Allah vergisi yeteneğine, babasının çok geniş bir çevresi olmasına bağlıyordu.</p>
<p>Hasta yakınları, o güne kadar belirgin bir davranış bozukluğu gözlemedikleri hastanın babasının ölümünün ardından yaşadığı iki aylık ağır bir matemden sonra bu aşk hikayesini uydurduğunu ve bu senoryaya göre davranmaya başladığını bildiriyorlar.</p>
<p>Psikiyatrik değerlendirilmesi sonucunda bipolar mizaç bozukluğu (manik atak) + primer erotomani tanısı alan hastaya 15 mg/gün trifluoperazin verilmesi ve haftada üç gün bireysel psikoterapi yapılması planlandı. İki ay sonra mizacında yatışma, sanrısal sisteminde yumuşama başladı. Tedaviye lityum eklenerek bir yıldan beri ayaktan izlenen hastanın duygularında hafif dalgalanmalar olmakla birlikte erotomanik sanrısı değişmeden sürmektedir.</p>
<p>VAKA V:</p>
<p>35 yaşında, bekar ilkokul mezunu bayan hasta. Ellerinde titreme, çarpıntı, sinirlilik, ağlama, bağırma, kırıp dökme yakınmalarıyla başvurdu. Ailenin beş kız çocuğundan en küçüğü. Okul başarısızlığı nedeniyle ilkokulu 7 yılda bitirdikten sonra ortaöğrenimine devam etmemiş. Gençlik yıllarından beri kavgacılık, huzursuzluk, sürekli bedensel yakınma getirmesi nedeniyle çeşitli antidepresanları düzensiz olarak kullanıyormuş.</p>
<p>Bir yıl önce evde illerinde yayın yapan bir radyoyu dinlerken, şiir okuyan spiker dikkatini çekmiş, onunla tanışmak için yoğun bir istek duymaya başlamış. Çok çeşitli yolları deneyerek sonunda bunu başarmış. Tanıştıktan sonra ilgisi daha da yoğunlaşmış; onsuz olamayacağını düşünmeye, her zaman her yerde onun sesini duymayı, yanında olmayı istemeye başlamış. Günde 15-20 kez telefonla arar, reddedildiği halde konuşmak için günde birkaç kere radyoya gidermiş. Spikerin onu sevdiğiyle ilgili belirgin bir tutum örneği veremezken, daha çok spikerin reddinin şiddetli olmamasını sevildiğine yorumlayan hasta, bir keresinde spikerden dayak yediği halde bu düşüncelerinden ve arzusundan vazgeçmemiş. İlaç parasından bile keserek ona hediyeler almayı sürdürmüş. Spiker birçok kere hastaya hakaret etmiş, çeşitli biçimlerde reddini ifade etmeye çalışmış ancak hasta spikerin gerçekte kendisini sevdiğini, çevresindekilerin onu engellediğini düşünüyormuş. Hastaneye başvurmadam üç ay önce spiker bu kez bir başkasıyla nişanlandığını söyleyince, yukarıdaki yakınmaları ortaya çıkmış; daha önceki depresif belirtiler artmış.</p>
<p>Distimi + erotomani tanısıyla ve 6 mg/gün pimozid verilerek bir ay klinikte izlenen hasta, taburculuğu sırasında spikeri artık hoş bir anı olarak kalbine gömdüğünü, kendine yeni bir yol çizmek istediğini bildiriyordu.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Bu yazıda, betimleyici psikiyatrinin sınırlayıcı bakışıyla yeterince kavranamayan aşk patolojilerini, insan arzusuna getirilen Hegelci tanım uyarınca, geniş bir spektrum içinde ele alan yeni bir modelin taslağını sunduk. Bu modelde aşk patolojileri &#8220;karşılıksız aşk sendromu spektrumu&#8221; adı altında ele alınmaktadır. &#8220;Karşılıksız aşk sendromu spektrumu&#8221;nun bir ucunda gerçek ya da imgesel düzeyde sevdiğini düşündüğü kimsenin arzusunu istediği düzeyde elde edemeyenlerin gösterdiği, çoğunlukla mazokistik nitelikte olan ve normal sınırlar içinde değerlendirebilecek tepkiler, diğer ucunda ise, günümüz psikiyatrisinde &#8220;erotomani&#8221;, &#8220;De Clerambault Sendromu&#8221; gibi adlar alan tekli-sanrısal bozukluk yer almaktadır. Sendromun ortasında, normale yakın olan kısmında, &#8220;karasevda&#8221; (infatuation), &#8220;obsesif aşk&#8221;, &#8220;fanatik aşk&#8221; gibi adlar verilen bozukluk ile &#8220;De Clerambault sendromu&#8221;na yakın olan kısmında &#8220;borderline erotomani&#8221; adıyla anılan, &#8220;sanrısal olmayan erotomani&#8221; veya &#8220;çılgınca bağlanma bozukluğu&#8221; (violent attachment bozukluğu) gibi adlar da alan sanrının olmaması ve şiddet gösterileriyle karakterize bozukluk bulunmaktadır.</p>
<p>Arzusu kendisinin istediği düzeyde karşılanmayan, geri çevrilen ya da geri çevrildiğini düşünen kişinin tepkilerinin spektrumun neresinde yer alacağı, kişinin sağlıklı bir kendilik organizasyonu gösterip göstermemesine, nesne ilişkileri açısından sergilediği gelişimsel performansa ve başvurduğu savunma mekanizmalarına bağlıdır. Kendilik organizasyonu veya nesne ilişkileri açısından hangi noktaya gelindiği, hangi savunma mekanizmaları ve hangi eş (partner) özelliklerinin &#8220;karşılıksız aşk sendromu spektrumu&#8221;nu nasıl belirleyip etkilediği bir başka yazının konusudur. Bir başka yazıda mutlaka ele alınması gereken diğer noktalar da, bu modelin kapsamı içinde ya da buna benzer bir başka modelde, aşk patolojileriyle çok yakından bağlantılı olan kıskançlık patolojileri (Mullen ve Pathe 1994) ve aşk ve kıskançlık patolojilerine karşı tedavi yaklaşımlarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/karsiliksiz-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Askta bilinmiyenler</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/askta-bilinmiyenler.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/askta-bilinmiyenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 19:12:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[Mesajlar]]></category>

		<category><![CDATA[Sozler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/askta-bilinmiyenler.html</guid>
		<description><![CDATA[Harris Aksiyonu: Bütün iyiler kapılmıştır.
- Paralel Teori: Harika yaratık eğer kapılmamışsa, mutlaka bir nedeni vardır.
- Evrensel Gerçek: Aşkın gözü kördür.
- Diğer Evrensel Gerçek: Evlilik insanın gözünü açar.
- Conways Kanunu: Yanınıza yaklaşan genç ve güzel kız, sizinle ilgilendiğinden değil, birini kıskandırmak için etrafınızda dönüyordur.
- Beyaz Atlı Prens Kanunu: Prensi bulacağım diye çok kurbağa öpülür.
- Donckels Perşembe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Harris Aksiyonu: Bütün iyiler kapılmıştır.</p>
<p>- Paralel Teori: Harika yaratık eğer kapılmamışsa, mutlaka bir nedeni vardır.</p>
<p>- Evrensel Gerçek: Aşkın gözü kördür.</p>
<p>- Diğer Evrensel Gerçek: Evlilik insanın gözünü açar.</p>
<p>- Conways Kanunu: Yanınıza yaklaşan genç ve güzel kız, sizinle ilgilendiğinden değil, birini kıskandırmak için etrafınızda dönüyordur.</p>
<p>- Beyaz Atlı Prens Kanunu: Prensi bulacağım diye çok kurbağa öpülür.</p>
<p>- Donckels Perşembe Gecesi Kanunu: Gece saat üçte sadece şişkolar kalır.</p>
<p>- Donckels Cuma Sabahı Kanunu: Pencere benim pencerem değil, oda benim odam değil, yanımdaki kim?</p>
<p>- Kazablanka Kanunu: Sizinle beraber olsun diye sürekli para harcadığınız top model, gecenin sonunda resminizi çeken paparazzi ile buluşacaktır.</p>
<p>- Onasis Kanunu: Para aşkı satın alamaz, ama çok şey halleder.</p>
<p>- Gold Card Kanunu: Siz onun saçının rengine vurulduysanız, o da sizin kredi kartınızın rengiyle ilgileniyor olabilir.</p>
<p>- Meyer Kanunu: Kuru fasulye yedikten sonra arabaya otostopçu kız alınmaz.</p>
<p>- Olasılık Kanunu: Çok güzel, kibar, akıllı, hoş, zeki, cici bir kızla karşılaşma şansınızın arttığı yer, sizden daha yakışıklı, akıllı, zengin bir arkadaşınızın yanıdır.</p>
<p>- Evrensel Kanun: Kadın erkeği anladığı anda, onun ne söylediğini dinlemekten vazgeçer.</p>
<p>- Markus Kanunu: Her zaman daha iyisi vardır.</p>
<p>- İkinci Markus Kanunu: Kaçmanız gerektiği anda göreceğiniz kabus, bacaklarınızın tutmadığıdır.</p>
<p>- Rudner Kanunu: Beraber olduğunuz erkek; olgunlaştığında, yeni bir iş bulduğunda, tedavi gördüğünde düzelecek zannediyorsanız, bugün terk edin.</p>
<p>- Temel Kanun: Aşk hayal gücünün aklı yenmesidir.</p>
<p>- İstisna Kanunu: Kadınlar ya her şeyi unutur, ya her şeyi hatırlar.</p>
<p>- Groening Kanunu: Evlilik deyince kadınlar merasimi anlatır, erkekler delikanlılık yıllarını.</p>
<p>- Evlilik Kanunu: Tek başınayken, asla yaşamadığın sorunlara iki kişinin beraberce çözüm bulması sanatı.</p>
<p>- Thom Kanunu: Evliliğin süresi, evlilik törenine harcanan parayla ters orantılıdır.</p>
<p>- Grant Kanunu: &#8220;Tam evlenilecek kadın&#8221; dediğiniz kadın, sizi nikahına davet edecektir.</p>
<p>- Murphy Kanunu: Çöpü kim indirecek kavgası, her seferinde çöp kamyonu sokaktan geçtikten sonra biter.</p>
<p>- Hartley Kanunu: Kendinizden daha çılgın biriyle asla beraber olmayın</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/askta-bilinmiyenler.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Asikmi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/asikmi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/asikmi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 19:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[Mesajlar]]></category>

		<category><![CDATA[Sozler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/asikmi.html</guid>
		<description><![CDATA[Aşık olan ve bir ilişki yaşayan birçok kişi bir süre sonra aynı soruyla karşı karşıya kalır: �Acaba beni hala beni seviyor mu? � Eğer siz de bu sorunun cevabını merak ediyorsanız aşağıdakileri dikkatlice okuyun ve kararınızı verin.
Seviyorsa�
İşinizin nasıl gittiğini merak eder, onunla daha az zaman geçireceğinizi bildiği halde terfiyi kabul etmenizi ister, köpeğinizin nasıl olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşık olan ve bir ilişki yaşayan birçok kişi bir süre sonra aynı soruyla karşı karşıya kalır: �Acaba beni hala beni seviyor mu? � Eğer siz de bu sorunun cevabını merak ediyorsanız aşağıdakileri dikkatlice okuyun ve kararınızı verin.</p>
<p>Seviyorsa�</p>
<p>İşinizin nasıl gittiğini merak eder, onunla daha az zaman geçireceğinizi bildiği halde terfiyi kabul etmenizi ister, köpeğinizin nasıl olduğunu sorar, ders programınızı ezberler.<br />
Çok ilgi duymasa da, sadece sizi mutlu etmek için üç saat süren bir operaya gelir, sizinle beraber olabilmek için yaptığınız aktivitelere katılır.<br />
Bazen sadece ne yaptığınızı merak ettiği için, bazen işiniz, arkadaşlarınız, yaşamlarınız ya da dünyada olan bitenlerden konuşmak için, bazense sadece sizi özlediğini söylemek için arar.<br />
Ailesine ve arkadaşlarına sizi, okulunuzu, işinizi, başarılarınızı, yeteneklerinizi ve arkadaşlığınızı anlatır.<br />
Onlardan hoşlansa da hoşlanmasa da ailenize ve arkadaşlarınızla, sizi mutlu edebilmek iyi geçinir.<br />
Planları çok yoğun olmasına rağmen, ilişkiniz için her zaman zaman yaratır, moraliniz bozuksa kendi planlarını iptal eder, özel bir gün olmasa da size hediyeler ve kartlar verir.<br />
Her yaptığı hareketle bunu göstermesine rağmen, sık sık �Seni seviyorum� sözünü de söyler.</p>
<p>Sevmiyorsa�</p>
<p>Arkadaşlarıyla beraber olmak için sizinle yaptığı planları değiştirir ya da iptal eder.<br />
Onda beğenmediğiniz özellikleri söylemenize rağmen bunları hiç dikkate almaz, sizin nefret ettiğiniz ancak arkadaşlarının çok beğendiği sakalını kesmez mesela.<br />
Morali bozuk olduğu için Cumartesi öğleden sonra onun köpeği veterinere siz götürürsünüz ve saatler harcarsınız ama o sizin için aynı şeyi yapmaz.<br />
Bir sonraki buluşmanızdan sonrası hakkında hiç konuşmaz, beraber bir gelecekten bahsettiğinizde konuyu değiştirir.<br />
Sizi iş arkadaşlarıyla gittiği toplantılara çağırmaz, arkadaşlarını sizinle tanıştırmaz.<br />
Elinde kırmızı güllerle birden kapınızı mı çalacağını, yoksa son anda buluşmanızı iptal mi edeceğini tahmin edemez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/asikmi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ask Hikayesi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/ask-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/ask-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 00:12:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[Ask hikaye]]></category>

		<category><![CDATA[Ask hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/ask-hikayesi.html</guid>
		<description><![CDATA[Ask Hikayesi
Daha henüz 18 yasindaydi, ama hayatinin sonundaydi. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmisti. Kahir içinde eve kapamisti kendini.. Sokaga çikmiyordu. Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardi bütün hayati.. Bir gün fena halde sikildi, dayanamadi, atti kendini sokaga..
Bir yigin vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkani da geride birakmisti ki, bir an durdu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ask Hikayesi</p>
<p>Daha henüz 18 yasindaydi, ama hayatinin sonundaydi. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmisti. Kahir içinde eve kapamisti kendini.. Sokaga çikmiyordu. Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardi bütün hayati.. Bir gün fena halde sikildi, dayanamadi, atti kendini sokaga..</p>
<p>Bir yigin vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkani da geride birakmisti ki, bir an durdu. Geri döndü, kapidan içeri, gözüne hayal meyal takilan genç kiza bir daha bakti. Kendi yaslarinda harika bir genç kizdi tezgahtar..</p>
<p>Hani ilk bakista ask derler ya, öyle takilip kalmisti iste.. Içeri girdi.. Kiz gülümseyerek kostu ona.. &#8220;Size nasil yardim edebilirim&#8221; diye.. Nasil bir gülümsemeydi o.. Hemen oracikta sarilip öpmek istedi kizi&#8230; Kekeledi, geveledi, sonra &#8220;Evet&#8221; diyebildi.. Rastgele bir plagi isaret ederek.. &#8220;Evet.. Su CDyi bana sarar misiniz?..&#8221; Kiz CDyi aldi, içeri gitti. Az sonra paket edilmis geri geldi. Aldi paketi, çikti dükkandan, evine döndü, açmadan dolabina atti&#8230;</p>
<p>Ertesi sabah gene . gitti ayni dükkana.. Gene bir CD gösterdi kiza, sardirdi, aldi eve getirdi, atti paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep alinip sardirilan CDlerle geçti..</p>
<p>Kiza açilmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açildi sonunda.. Annesi &#8220;Git konus oglum, ne var bunda&#8221; dedi.. Ertesi sabah bütün cesaretini topladi. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kiz gülerek aldi plagi. Arkaya gitti, paketlemeye. Kiz içerdeyken bir kagida &#8220;Sizinle arkadas olabilir miyiz&#8221; diye yazdi, altina telefon numarasini ekledi, notu kasanin yanina koydu gizlice.. Sonra paketini alip kaçti gene dükkandan..</p>
<p>Iki gün sonra evin telefonu çaldi.. Anne açti telefonu.. CD dükkanindaki tezgahtar kizdi arayan.. Delikanliyi istedi.. Notunu yeni bulmustu da.. Anne agliyordu.. &#8220;Duymadiniz mi?&#8221; dedi.. &#8220;Dün kaybettik oglumu..&#8221;</p>
<p>Cenazeden birkaç gün sonra, anne oglunun odasina girebildi sonunda&#8230; Ortaliga çeki düzen vermeliydi. Dolabi açti&#8230; Oraya atilmis bir yigin açilmamis paket gördü&#8230; Paketleri aldi, oglunun yatagina oturdu ve bir tanesini açti.. Içinde bir CD vardi, bir de minik not.. &#8220;Merhaba&#8230; Sizi öyle tatli buldum ki.. Daha yakindan tanimak istiyorum.. Bir aksam birlikte çikalim mi?.. Sevgiler.. Jacelyn!.&#8221; Anne bir paketi daha açti.. Onda da bir CD ve bir not vardi.. &#8220;Siz gerçekten çok tatli birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artik.. Sevgiler.. Jacelyn!..&#8221; .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/ask-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Onu Cok Seviyordu</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/onu-cok-seviyordu.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/onu-cok-seviyordu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 00:10:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/onu-cok-seviyordu.html</guid>
		<description><![CDATA[Onu Çok Seviyordu !&#8230;
Kabus dolu bir gecenin sabahinda baslamisti her sey&#8230; Ortalik sakin olmasina sakindi ama beynindeki sorular ne olacakti? Kim verecekti kurdugu
onca hayali bir seferde siliveren o korkunç kabuslarin hesabini?
Bütün
yasadiklarinin suçlusu kimdi? Acaba kendisi miydi yoksa bir baskasi mi?
Akli o kadar karisikti ki . ne yapacagini bilmiyor, bir mahkum edasiyla odanin duvarlari arasinda volta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onu Çok Seviyordu !&#8230;</p>
<p>Kabus dolu bir gecenin sabahinda baslamisti her sey&#8230; Ortalik sakin olmasina sakindi ama beynindeki sorular ne olacakti? Kim verecekti kurdugu<br />
onca hayali bir seferde siliveren o korkunç kabuslarin hesabini?<br />
Bütün<br />
yasadiklarinin suçlusu kimdi? Acaba kendisi miydi yoksa bir baskasi mi?</p>
<p>Akli o kadar karisikti ki . ne yapacagini bilmiyor, bir mahkum edasiyla odanin duvarlari arasinda volta atip duruyordu. Belki de mahkumun ta kendisiydi aslinda ama kendini yargilamaya cesareti var miydi ki?</p>
<p>Peki kim yargilardi böylesine karmasik bir kisiligi? Acaba suçlu muydu yoksa masum mu?</p>
<p>Ortada bir suç var miydi gerçekten? Kendisini taniyamiyordu artik&#8230; Kimdi, kimin nesiydi? Sorular, sorular, sorular&#8230; Cevaplanmayi bekleyen onlarca soru karmasik hislerle dolu karanlik düsünceler deryasi içinde yüzerken nasil rahat edebilirdi? Aklina sorudan baska bir sey de gelmiyordu zaten&#8230;</p>
<p>Cevapsiz sorulardan baska hiçbir sey&#8230;</p>
<p>Ne zaman bunalsa içini kagitlara dökerdi, bu sefer de öyle . yapacakti&#8230;</p>
<p>Oturdu sandalyesine ve yazmaya basladi. Kelimeler birbirini kovaliyor, içindekileri bir çirpida kagida döküyordu&#8230; Iste bu dört dörtlük damladi kagida dolma kaleminin ucundan:</p>
<p>Korkunç bir gecenin sakin sabahindayim</p>
<p>Yalnizim odamda, sensiz deryalardayim</p>
<p>Issiz bir ada görüyorum çok uzaklarda</p>
<p>Gitmek istiyorum lakin rüyalardayim&#8230;</p>
<p>Gözlerini görüyorum odamin duvarinda</p>
<p>Daliyorum yine korkunç bir kâbusa</p>
<p>Seni benden ayiran o garip çigliga</p>
<p>Lanet ediyorum lakin rüyalardayim&#8230;</p>
<p>Uyaniyorum bir ara kan ter içinde;</p>
<p>Sanki odam daraliyor, ufaliyor gitgide&#8230;</p>
<p>Biliyorum sevmek kolay, yasamaksa iskence;</p>
<p>Dokundugunu hissediyorum lakin rüyalardayim&#8230;</p>
<p>Rüyalardayim ben, rüyalardayim;</p>
<p>Sensiz geçen günlerde derin duygulardayim</p>
<p>Agliyorum, yalvariyorum ölmek için;</p>
<p>Sana kosmak istiyorum lakin rüyalardayim&#8230;</p>
<p>Ayrilmislardi. Yasanmis onca güzel hatiranin ardindan hiçbir sey olmamisçasina bir çirpida ayrilmak ne demekti?</p>
<p>Kolay miydi yedikleri kagit helvalari, gittikleri yerleri, tuttuklari baliklari unutabilmek? Kolay miydi yaslar süzülürken yanaklarindan gülmeye çalismak? Düsünmek istemiyordu artik&#8230;</p>
<p>Artik her seyi unutmak istiyordu ama olmuyordu iste, yapamiyordu ki!.. Sanki içinde daima canli kalacak sicak bir duygu vardi. Bu duygu ask olamazdi. Olsa olsa sevgiydi bu; dünyanin en üstün duygusuydu&#8230;</p>
<p>Öylesine agir basiyordu ki bu duygu, öylesine yakiyordu ki içini, ne yapacagini bilemiyor, deliler gibi düsünüyor, düsünüyor, düsünüyordu&#8230;</p>
<p>Ortada hiçbir neden yokken nasil ayrilmislardi? Aptalca bir inat ugruna bunca zamandir paylasilan o güzel duygulari nasil da feda etmislerdi&#8230;</p>
<p>Telefona sarildi. Aklinda kalan tek numarayi, onun numarasini tuslarken telefona, neler konusacagini planliyordu. Telefondaki “Alo!” sesini duyunca tüm cesaretini yitirecegini nereden bilebilirdi? Her sey iyiye gidecegine daha da kötüye gidiyordu. Cesaretini toplayacagi . yerde bir tavuk gibi korkakça davraniyor ve bundan utanç duyuyordu. Telefonu kapatti. Hayir, bütün suç kendisinin degildi. Uykusuz kaldigi üç gün boyunca verebildigi tek karar buydu.</p>
<p>Suçu beraberce islemislerdi, beraberliklerinin bitmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek yemin eden iki kisinin böylesine gereksiz bir inatla birbirinden kaçmalarinin suçlusu elbette ki yalniz kendisi olamazdi. O da kaçmasaydi. Hayallerini kurduklari o güzel dünyaya vurmasaydi tekmeyi. Olmuyordu iste!</p>
<p>Inadini sürdürmeyi birakmasi gerekiyordu. Belki de askin gurur dinlemeyecegini unutmustu. Bunu ona birisinin hatirlatmasi mi<br />
gerekiyordu sanki? Ama onlarinki asktan üstün bir seydi, sevgiydi&#8230;</p>
<p>Telefon çaliyordu. Acaba kimdi? Kim arardi böylesine karmasik duygularla bogusup duran, acizligini kendisine kabul ettirmeye çalisirken sürekli inadinin kurbani olup, her seferinde yenilgiyi kabullenmek zorunda kalan, duygularini bir kenara itip sirf mantigiyla karar verebilmeyi hedef edinen aptal bir insani? Kim arardi?..</p>
<p>Telefonu yerinden kaldirmaya cesaret edebilmesi de bir olgunluk sayilabilirdi ama bunu becerebilmek için bes dakikasini verdi. Demek ki kendisinden daha inatçi olan insanlar da yasiyordu yeryüzünde&#8230;</p>
<p>Hafif bir ses tonuyla “Alo!” dedi. Bu kez telefon kendisinin yüzüne kapanmisti. Acaba o muydu? Evet, evet&#8230; Kesinlikle oydu&#8230;</p>
<p>Biraz yumusamisti nasir baglamis, tas kesilmis, inadinin kurbani olmaya alismis o zavalli yüregi&#8230; Biraz yumusamisti&#8230; . Hatalarini görebiliyordu artik&#8230; Ona nasil da insafsizca hakaretlerde bulundugunu hatirlayabilmisti sonunda. Gururunu ayaklar altina almayi da basarabilirse her sey en az eskisi kadar güzel olabilirdi. Peki onu nasil razi edecekti, gönlünü nasil alacakti o melek kalpli insanin? Yapabilirdi, bu kez konusabilirdi.</p>
<p>Bir ok gibi firladi ve telefonu son bir kez aldi eline. Her sey kendiliginden<br />
oluverdi. Ne konustuklarini bile hatirlamiyorlardi ama her sey düzelmisti. Bir telefon konusmasiyla mi olacakti yani bütün bu kara düsüncelerin aydinliga kavusmasi? Çok kolay olmustu&#8230; Demek ki sevgi engel tanimiyordu. Belki de suçlu oldugunu bildigi için utaniyordu kendisinden&#8230; Neyse&#8230;</p>
<p>Artik hiçbir . sey önemli degildi onun için, sevdiginden baska&#8230;</p>
<p>Yasadiklarindan ögrendiklerini düsündü bir an. Gereksiz bir inat ugruna en sevdigi insani nasil kaybetmek üzere oldugunu, gururunu yenmenin zorlugunu ve bunu yapabilmenin getirdigi mutlulugunu düsününce yasadiklarinin<br />
kendisine çok seyler kazandirdigini kolayca gördü. Her seyden önemlisi de sevginin üstünlügüydü onun için&#8230; .</p>
<p>Sevgi öylesine güzel ve anlamli bir histi ki onun karsisinda durabilecek bir engel göremiyordu artik. Sevginin üstünlügüne inanmisti sonunda. Sevgi, asktan da diger bütün duygulardan da üstündü. Sevdigi insana bir kez daha baglanmisti. Affetme büyüklügünü göstermesi, kendisini ne kadar çok sevdigini ortaya koymustu.</p>
<p>Telefonu kapatti; sokaklari yeni yeni islatmaya baslayan bir bahar yagmuru altinda islanarak sevdigi insana kostu. Onu çok seviyordu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/onu-cok-seviyordu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yoklugun Buz Gibi Soguk</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/yoklugun-buz-gibi-soguk.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/yoklugun-buz-gibi-soguk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 00:08:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/yoklugun-buz-gibi-soguk.html</guid>
		<description><![CDATA[Yoklugun Buz Gibi Soguk
Uzaklardan bir ses olmani isterdim, bir selam, bir nefes&#8230; &#8220;Üsüme&#8221; diye seslenmeni isterdim&#8230; Bir el olmani isterdim, bir kol&#8230; &#8220;Özledim&#8221; deyip sarilmani&#8230; En karanlik yerinde düslerimin çikip gelmeni isterdim. Kinali bir bahar gibi, umut isigi olmani isterdim hayatima&#8230; Gelseydin ve yaslasaydim basimi omuzuna, aglasaydim doya doya &#8230; Geçerdi üsümesi yüregimin, geçerdi üsümesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yoklugun Buz Gibi Soguk</p>
<p>Uzaklardan bir ses olmani isterdim, bir selam, bir nefes&#8230; &#8220;Üsüme&#8221; diye seslenmeni isterdim&#8230; Bir el olmani isterdim, bir kol&#8230; &#8220;Özledim&#8221; deyip sarilmani&#8230; En karanlik yerinde düslerimin çikip gelmeni isterdim. Kinali bir bahar gibi, umut isigi olmani isterdim hayatima&#8230; Gelseydin ve yaslasaydim basimi omuzuna, aglasaydim doya doya &#8230; Geçerdi üsümesi yüregimin, geçerdi üsümesi içimin, kirpiklerimde yagmurlar dumanlanmazdi biliyorum&#8230;</p>
<p>Seninle sulari yesil bir irmagin kiyisinda bulusmak, saçlarinin kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin solugundan içmek, sana sarilmak, kucaklamak, uçmak isterdim…</p>
<p>Ama nafile, aramizdaki bütün yollar kapali&#8230; Bütün dallar kesik&#8230; Yoklugun buz gibi soguk&#8230; Üsüyorum&#8230; Yüregim de donmus sanki. . Gözlerimde&#8230;</p>
<p>Atesler içinde bedenim&#8230; Öyle bir üsüme ki, hiç bir sey isitmiyor artik. Bütün uzuvlarim uyusmus. Ezip geçiyor ruhumu acilar&#8230;</p>
<p>Yoksun iste, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi. Kirpikleri kirilan bir zamanin teninde, agrili siirler topluyorum gecelere simdi&#8230;<br />
Bilirim, sevmek ve özlemek bir atese . dokunmaktir; yakmaktir yüregini yanginlarda. Ama ben üsüyorum. Yoklugun buz gibi soguk. Yakacak bir seyimde yok…</p>
<p>Agliyorum, buza dönüsüyor gözyaslarim… Agliyorum, akip gidiyor gözyaslarim çaglayanlara… Bakakaliyorum ardindan çaresiz…</p>
<p>Ah! bir el olsan dokunsan alnima, oksasan saçlarimi bir anne sefkatiyle.. Geçerdi agrisi basimin, geçerdi biliyorum&#8230; Bir gül olsaydin bahçemde, koklasaydim nefes nefes, çekseydim içime derin derin&#8230; Bir göz olup baksaydin gözlerime, çekip alsaydin içindeki hüznü&#8230; Ah! bir bilsen nasil sevinirdi yüregim, nasil sevinirdi dudagimdaki gelincik, kapimdaki akasya&#8230;</p>
<p>Susuyorum artik derin derin&#8230; Ve sessizce soluyorum bir hazan yapragi gibi&#8230; Oysa ne kadar çok hasretim konusmaya, anlatmaya anlasilmaya&#8230; Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almani yalnizligimi, hicranimi bir tilsimla&#8230;</p>
<p>Yüregim kanrevan, dikenler acimasiz, ayaklarim kirik kosamiyorum artik doruklara, menzil uzak&#8230;</p>
<p>Gel. Yüregim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayagim ol, canim ol&#8230; Gecem - gündüzüm ol&#8230; Aglayan gözlerim ol her damlada yeniden dogur beni, yeniden dogur umudumu. Her öldügümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özledigimi anlatayim yeryüzündeki bütün canli cansiz varliklara, ne kadar çok sevdigimi &#8230;</p>
<p>Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, siirler sislenmeden&#8230; Islenmeden geceler &#8230; Sonra ölüm gelsin&#8230;</p>
<p>Yoksun iste, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/yoklugun-buz-gibi-soguk.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AskinDili</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/askindili.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/askindili.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 00:07:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/askindili.html</guid>
		<description><![CDATA[Askin Dili
Hep &#8220;askin dili olsa da konussa&#8221; deriz. Iste birgün ask konusmaya baslamis ve demis ki :
- &#8220;Ey insanlik hep pesimden kostunuz, bana ulasmaya çalistiniz. Aslinda bana ulastiniz ama hiç farketmediniz. Benim için agladiniz zaman bile size hep yalan belki de saka gibi geldim. Bana hep yakistirmalar yaptiniz. Size . bir hikaye anlatayim.
Birgün küçük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Askin Dili</p>
<p>Hep &#8220;askin dili olsa da konussa&#8221; deriz. Iste birgün ask konusmaya baslamis ve demis ki :</p>
<p>- &#8220;Ey insanlik hep pesimden kostunuz, bana ulasmaya çalistiniz. Aslinda bana ulastiniz ama hiç farketmediniz. Benim için agladiniz zaman bile size hep yalan belki de saka gibi geldim. Bana hep yakistirmalar yaptiniz. Size . bir hikaye anlatayim.</p>
<p>Birgün küçük bir kedi kuyrugunu yakalamak için hep kendi etrafinda dönüp duruyormus ve büyük kedi dayanamayip ne yapmaya çalisiyorsun diye sormus. Yavru kedi de bana ancak kuyrugumu yakaladigim zaman mutluluga ulasacagimi söylediler. Ben de onun için ugrasiyorum diye cevap vermis.</p>
<p>Büyük kedi gülmüs ve . &#8220;ben de küçükken senin gibiydim. Hep kendi etrafimda döner, kuyrugumu yakalamaya çalisirdim ama birgün durdum ve düsündüm ve yürümeye karar verdim iste o zaman anladim ki zaten o benim pesimden geliyordu.&#8221;</p>
<p>Iste simdi anladiniz mi? Ask bir kedinin kuyrugudur ki ona ulasmak için pesinden kosmaniz gerekmez, o zaten her hareketinizde arkanizdan gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/askindili.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sen Uzaklardayken</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/sen-uzaklardayken.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/sen-uzaklardayken.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 00:06:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/sen-uzaklardayken.html</guid>
		<description><![CDATA[Sen Uzaklardayken
Karanlik bir odadayim. Yüregime senin nefesini çekiyorum. Aynalar yüzüme gülüyor alayli alayli. Aynalarda sensizligimi ve bakamadigim yüzünü görüyorum. Ne kadar uzaksin bana? Basimi çevirdigimde göremiyorum gözlerini, oysa kalbimde hissediyorum kalbinin kipirtilarini. Bir yaz yagmuruydu seni alip götüren. Söz vermistin oysa bir sonbahar aksami dönecegim diye… kalbime sonbahar geldi… sen yine gelmedin.
Sigindim; biçare sensizligime, senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sen Uzaklardayken</p>
<p>Karanlik bir odadayim. Yüregime senin nefesini çekiyorum. Aynalar yüzüme gülüyor alayli alayli. Aynalarda sensizligimi ve bakamadigim yüzünü görüyorum. Ne kadar uzaksin bana? Basimi çevirdigimde göremiyorum gözlerini, oysa kalbimde hissediyorum kalbinin kipirtilarini. Bir yaz yagmuruydu seni alip götüren. Söz vermistin oysa bir sonbahar aksami dönecegim diye… kalbime sonbahar geldi… sen yine gelmedin.</p>
<p>Sigindim; biçare sensizligime, senin yerini tutmasa bile… Yinede bir umut besliyorum ölümle yogrulmus ve sen gittin gideli dallarini köküne salmis ay isigi ile beslenen yüregimde. Artik ne günesin dogmasina izin veriyor nede yagmurun yagmasina yüregim. Sen gittin diye… Çocuksu duygularimla besliyorum gitmesin, terk etmesin diye beni yüregim. Masal kahramanlarimda terk etti beni, suçlu benmisim gibi. Bembeyaz asklarda kaldi doyasiya kullanamadigim gülümsemelerim.</p>
<p>Sen gittin gideli yildizlara takilir gönlüm, inadima resmini çizer, ölüm kokan yildizlar; ben bayilirim. Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, kosarim kavusmak, koklamak, sarilmak için sana; her adim uçurum olur… ölürüm. Her adim sen olur. Uyanirim; gözlerimden bir damla sen düser, aglamakli olurum. Gecenin karanligi korkutur, göz yaslarim bogar beni. Bulut bulut sen gelirsin “kurtuldum” derim… alir beni sensizlige atarsin. Ben aglarim. “Biraz eskitilmiste olsa senin bu sevda” gel gel de al diye çiglik atarim yildizlar sagir olurcasina.</p>
<p>Sana dokunmak istedigimde uzaktaydin, uyudugumda gecede, beklerken kayiptin. Yalan kadar dogru, gerçek kadar aci, dokunacak kadar yakin, göremedigim kadar uzaktin.</p>
<p>Sen uzaktin…</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben yildizlari seyrettim<br />
Tutam tutam isiklarini çekip içime.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben gidisini cizdim,<br />
Yildizlardan aldigim beyazlarla.<br />
Karanligi tuval yapip ayriligi yok ettim.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben yildizlari boyadim, ölümle.<br />
Ayriligi soktum aralarina, anlasinlar ask acisini diye.<br />
Ay’i öldürdüm, sensizligimi hatirlatmasin diye.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben siirlerini okudum çatlamis fisiltilarla.<br />
Bin kez dokundum yazamadiklarina<br />
Anlamaya çalistim anlatamadiklarini.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben senli hayaller kurdum,<br />
Kimsesiz çocuklardan çaldigim hayal tozlari ile.<br />
Yüzüne bakamadim aglatirsin diye.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben kaderimi parçaladim.<br />
Yazgimizin degismesini istedim.<br />
Yasanmis tüm günahlari üstlenip atesinle kavruldum.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben göz yaslarima sevgimi gömdüm.<br />
Dudaklarimdan çikan her sözcükte hayat bulsun,<br />
Yüregime serpilsin diye.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben mum isigina resmini çizdim.<br />
Mum gibi bu ayrilik erisin diye.</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben, beni birakip gittigin yoldan hiç ayrilmadim.<br />
Her giden otobüsün arkasindan el sallayip,<br />
Her gelen otobüste inmeni bekledim…</p>
<p>Sen uzaklardayken<br />
Ben&#8230;<br />
Hep dönmeni bekledim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/sen-uzaklardayken.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
