Onu Çok Seviyordu !…

Kabus dolu bir gecenin sabahinda baslamisti her sey… Ortalik sakin olmasina sakindi ama beynindeki sorular ne olacakti? Kim verecekti kurdugu
onca hayali bir seferde siliveren o korkunç kabuslarin hesabini?
Bütün
yasadiklarinin suçlusu kimdi? Acaba kendisi miydi yoksa bir baskasi mi?

Akli o kadar karisikti ki . ne yapacagini bilmiyor, bir mahkum edasiyla odanin duvarlari arasinda volta atip duruyordu. Belki de mahkumun ta kendisiydi aslinda ama kendini yargilamaya cesareti var miydi ki?

Peki kim yargilardi böylesine karmasik bir kisiligi? Acaba suçlu muydu yoksa masum mu?

Ortada bir suç var miydi gerçekten? Kendisini taniyamiyordu artik… Kimdi, kimin nesiydi? Sorular, sorular, sorular… Cevaplanmayi bekleyen onlarca soru karmasik hislerle dolu karanlik düsünceler deryasi içinde yüzerken nasil rahat edebilirdi? Aklina sorudan baska bir sey de gelmiyordu zaten…

Cevapsiz sorulardan baska hiçbir sey…

Ne zaman bunalsa içini kagitlara dökerdi, bu sefer de öyle . yapacakti…

Oturdu sandalyesine ve yazmaya basladi. Kelimeler birbirini kovaliyor, içindekileri bir çirpida kagida döküyordu… Iste bu dört dörtlük damladi kagida dolma kaleminin ucundan:

Korkunç bir gecenin sakin sabahindayim

Yalnizim odamda, sensiz deryalardayim

Issiz bir ada görüyorum çok uzaklarda

Gitmek istiyorum lakin rüyalardayim…

Gözlerini görüyorum odamin duvarinda

Daliyorum yine korkunç bir kâbusa

Seni benden ayiran o garip çigliga

Lanet ediyorum lakin rüyalardayim…

Uyaniyorum bir ara kan ter içinde;

Sanki odam daraliyor, ufaliyor gitgide…

Biliyorum sevmek kolay, yasamaksa iskence;

Dokundugunu hissediyorum lakin rüyalardayim…

Rüyalardayim ben, rüyalardayim;

Sensiz geçen günlerde derin duygulardayim

Agliyorum, yalvariyorum ölmek için;

Sana kosmak istiyorum lakin rüyalardayim…

Ayrilmislardi. Yasanmis onca güzel hatiranin ardindan hiçbir sey olmamisçasina bir çirpida ayrilmak ne demekti?

Kolay miydi yedikleri kagit helvalari, gittikleri yerleri, tuttuklari baliklari unutabilmek? Kolay miydi yaslar süzülürken yanaklarindan gülmeye çalismak? Düsünmek istemiyordu artik…

Artik her seyi unutmak istiyordu ama olmuyordu iste, yapamiyordu ki!.. Sanki içinde daima canli kalacak sicak bir duygu vardi. Bu duygu ask olamazdi. Olsa olsa sevgiydi bu; dünyanin en üstün duygusuydu…

Öylesine agir basiyordu ki bu duygu, öylesine yakiyordu ki içini, ne yapacagini bilemiyor, deliler gibi düsünüyor, düsünüyor, düsünüyordu…

Ortada hiçbir neden yokken nasil ayrilmislardi? Aptalca bir inat ugruna bunca zamandir paylasilan o güzel duygulari nasil da feda etmislerdi…

Telefona sarildi. Aklinda kalan tek numarayi, onun numarasini tuslarken telefona, neler konusacagini planliyordu. Telefondaki “Alo!” sesini duyunca tüm cesaretini yitirecegini nereden bilebilirdi? Her sey iyiye gidecegine daha da kötüye gidiyordu. Cesaretini toplayacagi . yerde bir tavuk gibi korkakça davraniyor ve bundan utanç duyuyordu. Telefonu kapatti. Hayir, bütün suç kendisinin degildi. Uykusuz kaldigi üç gün boyunca verebildigi tek karar buydu.

Suçu beraberce islemislerdi, beraberliklerinin bitmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek yemin eden iki kisinin böylesine gereksiz bir inatla birbirinden kaçmalarinin suçlusu elbette ki yalniz kendisi olamazdi. O da kaçmasaydi. Hayallerini kurduklari o güzel dünyaya vurmasaydi tekmeyi. Olmuyordu iste!

Inadini sürdürmeyi birakmasi gerekiyordu. Belki de askin gurur dinlemeyecegini unutmustu. Bunu ona birisinin hatirlatmasi mi
gerekiyordu sanki? Ama onlarinki asktan üstün bir seydi, sevgiydi…

Telefon çaliyordu. Acaba kimdi? Kim arardi böylesine karmasik duygularla bogusup duran, acizligini kendisine kabul ettirmeye çalisirken sürekli inadinin kurbani olup, her seferinde yenilgiyi kabullenmek zorunda kalan, duygularini bir kenara itip sirf mantigiyla karar verebilmeyi hedef edinen aptal bir insani? Kim arardi?..

Telefonu yerinden kaldirmaya cesaret edebilmesi de bir olgunluk sayilabilirdi ama bunu becerebilmek için bes dakikasini verdi. Demek ki kendisinden daha inatçi olan insanlar da yasiyordu yeryüzünde…

Hafif bir ses tonuyla “Alo!” dedi. Bu kez telefon kendisinin yüzüne kapanmisti. Acaba o muydu? Evet, evet… Kesinlikle oydu…

Biraz yumusamisti nasir baglamis, tas kesilmis, inadinin kurbani olmaya alismis o zavalli yüregi… Biraz yumusamisti… . Hatalarini görebiliyordu artik… Ona nasil da insafsizca hakaretlerde bulundugunu hatirlayabilmisti sonunda. Gururunu ayaklar altina almayi da basarabilirse her sey en az eskisi kadar güzel olabilirdi. Peki onu nasil razi edecekti, gönlünü nasil alacakti o melek kalpli insanin? Yapabilirdi, bu kez konusabilirdi.

Bir ok gibi firladi ve telefonu son bir kez aldi eline. Her sey kendiliginden
oluverdi. Ne konustuklarini bile hatirlamiyorlardi ama her sey düzelmisti. Bir telefon konusmasiyla mi olacakti yani bütün bu kara düsüncelerin aydinliga kavusmasi? Çok kolay olmustu… Demek ki sevgi engel tanimiyordu. Belki de suçlu oldugunu bildigi için utaniyordu kendisinden… Neyse…

Artik hiçbir . sey önemli degildi onun için, sevdiginden baska…

Yasadiklarindan ögrendiklerini düsündü bir an. Gereksiz bir inat ugruna en sevdigi insani nasil kaybetmek üzere oldugunu, gururunu yenmenin zorlugunu ve bunu yapabilmenin getirdigi mutlulugunu düsününce yasadiklarinin
kendisine çok seyler kazandirdigini kolayca gördü. Her seyden önemlisi de sevginin üstünlügüydü onun için… .

Sevgi öylesine güzel ve anlamli bir histi ki onun karsisinda durabilecek bir engel göremiyordu artik. Sevginin üstünlügüne inanmisti sonunda. Sevgi, asktan da diger bütün duygulardan da üstündü. Sevdigi insana bir kez daha baglanmisti. Affetme büyüklügünü göstermesi, kendisini ne kadar çok sevdigini ortaya koymustu.

Telefonu kapatti; sokaklari yeni yeni islatmaya baslayan bir bahar yagmuru altinda islanarak sevdigi insana kostu. Onu çok seviyordu…

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.


sohbet ircde turkchat fikralar saglik hikayeler hatay msn oyun game chat chat35 indir mirc sevgiden odev mirc sevdadan sevda hikayeler oyunlar Turk Chat Spor oyun
Sevgi Ak www.lumiere-photo.com - Pagerank Anzeige ohne Toolbar Name - Pagerank Anzeige ohne Toolbar