<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevdadan Sevgi Sevda Sozler Sozleri GuzelSozler Mesajlar Sevdadan &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.sevdadan.org/sevda/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sevdadan.org</link>
	<description>Turkiyenin Sevgi Sevda ve Ask Klasigi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Dec 2011 16:14:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Hacer menekse</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/hacer-menekse.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/hacer-menekse.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:17:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi. Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa; öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yapığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi&#8230; &#8220;Her bitki güneşi severken, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi.<br />
Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde<br />
bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı.<br />
Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.<br />
Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa; öğretmeni bitkilerin<br />
güneş ışınları ile fotosentez yapığını anlatmıştı onlara.<br />
Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.<br />
Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi&#8230;<br />
&#8220;Her bitki güneşi severken, onlar neden<br />
gölgeyi tercih ediyorlar?&#8221; diye düşündü, durdu Hande&#8230;</p>
<p>Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden<br />
farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden<br />
bu kadar güzeldi. Küçücük kafası o gün herkesden farklı olursan,<br />
bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.<br />
Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı.</p>
<p>İlk, kimsenin yanına oturmak istemediği, &#8220;Hacer&#8217;in yanına oturmak<br />
istiyorum öğretmenim.&#8221; diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı.<br />
Hacer bile şaşırmış, şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne.<br />
Hacer, çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir<br />
ailenin kızı idi. Hande ise; mühendis Kamil Beyin biricik kızı&#8230;<br />
Öğretmen, pek oturtmak istemedi önce Hacer&#8217;in yanına Hande&#8217;yi&#8230;<br />
Hande, ısrar ediyordu Hacer&#8217;in yanına oturmak istiyordu.<br />
Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmem Hande&#8217;nin<br />
annesini çağırdı. Annesi eve geldiklerinde Hande&#8217;ye sordu:<br />
&#8220;Neden yavrum Hacer&#8217;in yanına oturmak istiyorsun?&#8221;</p>
<p>Hande cevap verdi: &#8220;Geçen baharda menekşeler ekiyorduk<br />
hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin.<br />
Oysa, her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı&#8230;<br />
Belki de bu yüzden bu kadar güzeller&#8230; Hacer&#8217;in yanına<br />
kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum.<br />
Belki, Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum.&#8221; dedi.<br />
Hande&#8217;nin annesinin ağzı açık kalmıştı.<br />
İlkokul 4 .sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak<br />
&#8220;Peki kızım, kimin yanında istersen oturabilirsin.&#8221; dedi.</p>
<p>Pazartesi, Hande Hacer&#8217;in yanında oturmaya başladı.<br />
Hem Hande tedirgindi, hem Hacer&#8230; Birbirleri ile hiç<br />
konuşmuyorlardı. Diğer kızlar da soğumuştu Hande&#8217;den.<br />
Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi iki kere anlatma ile<br />
anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti?</p>
<p>Doktor Cemal bey&#8217;in kızı Esin idi en çok alınan&#8230;<br />
Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin<br />
birlikte oynuyorlardı her Pazar&#8230; Nasıl olur da kendi yerine Hacer&#8217;i<br />
seçerdi? Çok gururu kırılmıştı Esin&#8217;in&#8230; Hande ile konuşmuyordu.</p>
<p>Bir gün, Hande ve ailesi, Esinler&#8217;le dağ köylerinden birinde<br />
gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler..<br />
Hande, gene Esin&#8217;in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.<br />
İçin için de Hacer&#8217;e kızmaya başlamıştı, arkadaşları ile arasının<br />
bozulmasına sebeb olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı,<br />
neden her şeyi iki kerede anlıyordu, yoksa aptal mıydı?</p>
<p>Sonra menekşeleri hatırladı. Hemen düşüncelerinden utandı.<br />
Hacer, farklı diye yargılamamaları gerekiyordu. Hacer&#8217;in kimsenin<br />
bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı.</p>
<p>Tam umduğu gibi olmuştu. Esin, somurtarak karşısında oturuyordu.<br />
Hande ile konuşmuyordu. Hande, canını sıkkınlığından biraz<br />
dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı.<br />
Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı. Kar atıştırmaya başlamıştı.<br />
Hande kar&#8217;ı çok seviyordu. Yürüdü, yürüdü&#8230; Köye gelmişti.</p>
<p>Bir evin önünde durdu. Evin penceresindeki saksıya gözü ilişti.<br />
Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi&#8230;<br />
Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi, eve doğru<br />
bir adım attı, kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti.<br />
Bu Hacer idi. Hande&#8217;ye gülümsüyordu&#8230; &#8220;Hoşgeldin Hande&#8221;<br />
dedi Hacer, biraz ürkek &#8220;Buyurmaz mısın?&#8221;</p>
<p>Şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi.<br />
Oda, sıcacıktı. Odun sobası her yeri ısıtmıştı.<br />
&#8220;menekşeler&#8221; diyebildi sadece Hande, &#8220;bu soğukta???&#8221;<br />
Hacer gülümsedi: &#8220;Onlar annem için, annem onları çok sever.&#8221;<br />
Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.<br />
&#8220;Annen hasta mı?&#8221; dedi. Hacer: &#8220;Evet, 2 sene önce felç oldu,<br />
ona ben bakıyorum. Bizim kimsemiz yok. Birtek ineğimiz var,<br />
onunla geçiniyoruz ama tüm işler bana baktığı için derslere<br />
çalışacak pek vaktim olmuyor.&#8221; dedi Hacer utanarak&#8230;<br />
Bir de dedi: &#8220;Bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün<br />
yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri<br />
anlamakta güçlük çekiyorum.&#8221; Hande&#8217;nin gözleri dolmuştu&#8230;</p>
<p>Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu.<br />
Çok merak etmiş olmalıydı&#8230; Dışarıya koştu ve<br />
annesine sarıldı, ağlıyordu&#8230; Bir müddet sonra<br />
&#8220;Anne, bu Hacer!&#8221; diye tanıştırdı sıra arkadaşını.</p>
<p>Hacerler&#8217;e gidip Hacer&#8217;in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte.<br />
Hande, annesine anlattı Hacer&#8217;in hayatını, ağlıyarak.<br />
&#8220;Bir şeyler yapalım anne&#8221;dedi.</p>
<p>O hafta, annesi ve Hande, Hacerler&#8217;e gidip<br />
annesi ve Hacer&#8217;i kendi evlerine taşıdılar&#8230; Hacer,<br />
artık Handeler&#8217;den okula gidip geliyordu. Ne dağınıktı,<br />
ne de aptal&#8230; Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu.</p>
<p>Seneler geçti&#8230; Hacer ve Hande<br />
bir arkadaş değil, bir kızkardeşlerdi artık&#8230;<br />
Mor menekşeler Handey&#8217;e Hacer&#8217;i armağan etmişti&#8230;<br />
Hacer&#8217;e ise; hem Hande&#8217;yi, hem hayatı&#8230;</p>
<p>Seneler sonra ikisi de evlendi&#8230; Hacer şimdi bir doktor&#8230;<br />
Hande&#8217;den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi.<br />
Hastalarına vicdanı ile birlikte şifa dağıtıyor&#8230;<br />
Hande ise; bir öğretmen&#8230;<br />
Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor&#8230;<br />
Bir kızı var. Adı: HACER MENEKŞE&#8230;<br />
Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande.</p>
<p>Hacer Menekşe, teyzesi Hacer&#8217;i çok seviyor ve<br />
annesine teyzesi için her gün teşekkür ediyor&#8230;</p>
<p>LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI SOKMAYIN.<br />
DİNLEYİN VE YORUMLAYIN.</p>
<p>HERŞEY, SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR.<br />
SEVDİKTEN SONRA İSE; SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>08 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bahane.html" title="Bahane">Bahane</a><br /><small>Yaktın yıktın nessin gectin bende kaldı bende kaldı
Oyunu bozan ...</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bilge-hikayesi.html" title="Bilge Hikayesi">Bilge Hikayesi</a><br /><small>".....Bilge yaşlı adamla karşılaştığında ilk sorusu senin kadar a...</small></li><li>21 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/smitfraudfix.html" title="SmitFraudFix">SmitFraudFix</a><br /><small>Bu güvenlik aracı ile: AdwarePunisher, AdwareSheriff, AlphaCleane...</small></li><li>04 Mayıs 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/yoklugun-buz-gibi-soguk.html" title="Yoklugun Buz Gibi Soguk">Yoklugun Buz Gibi Soguk</a><br /><small>Yoklugun Buz Gibi Soguk


Uzaklardan bir ses olmani isterdim, ...</small></li><li>10 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/meyveli-pasta-malzemeleri-yapilisi-hazirlanisi.html" title="Meyveli Pasta Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı">Meyveli Pasta Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı</a><br /><small>Meyveli Pasta Tarifleri, Meyveli Pasta Nasıl Yapılır, Meyveli Pas...</small></li><li>02 Mayıs 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kuyrukluyildiz-nedir.html" title="Kuyrukluyıldız Nedir?">Kuyrukluyıldız Nedir?</a><br /><small>zamanlar bir kuyruklu yıldızın görünüşü insanların korkuyla titre...</small></li><li>30 Ağustos 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kalbim-seninle.html" title="Kalbim Seninle">Kalbim Seninle</a><br /><small>Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalb...</small></li><li>18 Mayıs 2011 -- <a href="http://www.sevdadan.org/dogum-gunu-ege-sarki-sozleri.html" title="Doğum Günü Ege Şarkı Sözleri">Doğum Günü Ege Şarkı Sözleri</a><br /><small>Doium günün kutlu olsun sevgilim
Doium günün mutlu olsun meleiim...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ben-ne-insanlar-gordum-ibrahim-tatlises.html" title="Ben Ne İnsanlar Gördüm &#8211; İbrahim Tatlıses ">Ben Ne İnsanlar Gördüm &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Ben hayat yumagini sustum sabirla ördüm;
Oysa kisa ömrümde ben n...</small></li><li>04 Mayıs 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kederli-kiz.html" title="Kederli Kiz">Kederli Kiz</a><br /><small>Kederli Kiz Ariane


Ariane, kiyilarinda dalgalarin kudurdugu,...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/hacer-menekse.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Yildizi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/deniz-yildizi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/deniz-yildizi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:16:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam oldugunu fark eder. Genç adama yaklaşır; -Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun? Genç adam yanıtlar; -Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar; -Kilometrelerce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam oldugunu fark eder.<br />
Genç adama yaklaşır;<br />
-Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?<br />
Genç adam yanıtlar;<br />
-Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;<br />
-Kilometrelerce sahil, binlerce denizyıldızı var.<br />
Ne fark eder ki?<br />
Genç adam egilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.<br />
-Onun için farketti ama&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aksamdan-aksama-ibrahim-tatlises.html" title="Akşamdan Akşama &#8211; İbrahim Tatlıses ">Akşamdan Akşama &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Hatiralar bir cig gibi
Cöker aksamdan aksama
Umutlar ters yöne ...</small></li><li>05 Ekim 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/turkiye-mexico-city-buyukelciligi-meksika.html" title="Türkiye Mexico City Büyükelçiliği &#8211; Meksika">Türkiye Mexico City Büyükelçiliği &#8211; Meksika</a><br /><small>Türkiye'nin Mexico City (Meksika) Büyükelçiliği resmi sitesinde, ...</small></li><li>13 Mart 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/the-plazanin-muduru-kacti.html" title="The Plazanin Muduru kacti">The Plazanin Muduru kacti</a><br /><small>Cavİt Çağlar’dan TMSF’ye geçen İstanbul Balmumcu’daki The Plaza O...</small></li><li>31 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/baharat.html" title="Baharat">Baharat</a><br /><small>Baharatlar 7 ana grupta incelenir : Köklerinden faydalanılanlar: ...</small></li><li>01 Ekim 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/gercek-ask.html" title="Gercek Ask">Gercek Ask</a><br /><small>Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:...</small></li><li>12 Nisan 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ayriliga-dayanamam-leman-sam.html" title="Ayrılığa Dayanamam &#8211; Leman Sam ">Ayrılığa Dayanamam &#8211; Leman Sam </a><br /><small>Hep bir seyi unutmus gibi,  gülü dalda kurutmus gibi
Yeni yetme ...</small></li><li>27 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/istiare-nedir.html" title="İstiare Nedir">İstiare Nedir</a><br /><small>Bir sözün benzetme amacı güdülerek başka bir söz yerine kullanılm...</small></li><li>10 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/25-ekim-ehliyet-sinav-sonuclari.html" title="25 ekim ehliyet sınav sonuçları">25 ekim ehliyet sınav sonuçları</a><br /><small>25 ekim 2008 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılaca...</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bendenmisin.html" title="Bendenmisin">Bendenmisin</a><br /><small>Temel bir gün av hikayelerini anlatırken dursun demişki :
-Ula t...</small></li><li>15 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/tuketici-dergisi.html" title="Tüketici Dergisi">Tüketici Dergisi</a><br /><small>Tüketici Dergisi

	Tüketici Dergisi

Tüketici Dergisi'nin int...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/deniz-yildizi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>istirap ve tuz</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/istirap-ve-tuz.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/istirap-ve-tuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. &#8220;Tadı nasıl?&#8221; diye soran yaşlı adama öfkeyle &#8220;acı&#8221; diye cevap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet<br />
etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki<br />
herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir<br />
bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı<br />
ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.<br />
&#8220;Tadı nasıl?&#8221; diye soran yaşlı adama öfkeyle<br />
&#8220;acı&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.<br />
Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç<br />
tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak,<br />
ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:<br />
&#8220;Tadı nasıl?&#8221;<br />
&#8220;Ferahlatıcı&#8221; diye cevap verdi genç çırak.</p>
<p>&#8220;Tuzun tadını aldın mı?&#8221; diye sordu yaşlı adam,<br />
&#8220;hayır&#8221; diye cevapladı çırağı.<br />
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına<br />
oturdu ve şöyle dedi:<br />
&#8220;Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın<br />
miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna<br />
bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle<br />
ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı<br />
bırak, göl olmaya çalış.&#8221;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>01 Ekim 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/anne-ve-cocuk.html" title="anne ve cocuk">anne ve cocuk</a><br /><small>1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağla...</small></li><li>12 Nisan 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ekmek-koftesi-tarifi-yemek-tarifi-ekmek-koftesi-yapmak.html" title="Ekmek köftesi Tarifi, Yemek Tarifi, Ekmek köftesi Yapmak">Ekmek köftesi Tarifi, Yemek Tarifi, Ekmek köftesi Yapmak</a><br /><small>
Malzemeler:
1 bayat ekmek içi (ufalanmış)
1 yumurta
1 çay ba...</small></li><li>10 Eylül 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/cinucen-tanrikorur.html" title="Cinuçen Tanrıkorur">Cinuçen Tanrıkorur</a><br /><small>Cinuçen Tanrıkorur ( 20.02.1938)- (28.06.2000) besteci


20 Şu...</small></li><li>19 Ekim 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/cengiz-kurtoglu-ayaz-geceler.html" title="Cengiz Kurtoglu Ayaz geceler">Cengiz Kurtoglu Ayaz geceler</a><br /><small>Geceler sessiz sessiz yağar
Yağar sabahlara kadar
Ağlama gönül ...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aglama-ibrahim-tatlises.html" title="Ağlama &#8211; İbrahim Tatlıses ">Ağlama &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Bu dünyada,  senden gayri
Başka kimim var
Sana gelen, bana gels...</small></li><li>04 Mayıs 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/onulmaz-aci.html" title="Onulmaz Aci">Onulmaz Aci</a><br /><small>Onulmaz Aci


Erkekler aglamaz lafi bana göre degil. Aglamakta...</small></li><li>29 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aliyevden-sok-aciklamalar.html" title="Aliyevden şok açıklamalar">Aliyevden şok açıklamalar</a><br /><small>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye’nin Azeri doğalgaz...</small></li><li>29 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/buz-tutan-golet-mezar-oldu.html" title="Buz tutan gölet mezar oldu">Buz tutan gölet mezar oldu</a><br /><small>Tokat'ın Zile ilçesinde oynarken buz tutan gölete düşerek hayatla...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/komik-mesajlar-4.html" title="Komik Mesajlar 4">Komik Mesajlar 4</a><br /><small>♥ Yigidin cep telefonu meydandadir.

  ♥ Alismadik cepte telefo...</small></li><li>04 Mayıs 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ruya-tadinda.html" title="Ruya Tadinda">Ruya Tadinda</a><br /><small>Rüya Tadinda
Ege de bir efsane vardir; " Hilal in gözüktügü ilk ...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/istirap-ve-tuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşadığınız hergün Özeldir</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/yasadiginiz-hergun-ozeldir.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/yasadiginiz-hergun-ozeldir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:13:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Eniştem; kızkardeşimin tuvaletinin en alt gözünü açtı ve ince kağıda sarılmış bir paket çıkardı. &#8220;Bu&#8221; dedi, &#8220;sıradan bir çamaşır değil.&#8221; Kağıdı açtı ve çamaşırı bana uzattı. Zarif ve ipekliydi. Kenarları elişi dantelle süslenmişti . Astronomik bir fiyat taşıyan etiketi hala üstündeydi. &#8220;Jan bunu New York&#8217;a ilk gittiğimizde almıştı. Nereden baksan sekiz, dokuz yıl olmuştur. Hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eniştem; kızkardeşimin tuvaletinin en alt gözünü açtı ve<br />
ince kağıda sarılmış bir paket çıkardı. &#8220;Bu&#8221; dedi, &#8220;sıradan<br />
bir çamaşır değil.&#8221; Kağıdı açtı ve çamaşırı bana uzattı.<br />
Zarif ve ipekliydi. Kenarları elişi dantelle süslenmişti .<br />
Astronomik bir fiyat taşıyan etiketi hala üstündeydi.</p>
<p>&#8220;Jan bunu New York&#8217;a ilk gittiğimizde almıştı. Nereden<br />
baksan sekiz, dokuz yıl olmuştur. Hiç giymedi.<br />
Özel bir gün için saklıyordu.&#8221; Çamaşırı benden aldı ve<br />
cenaze evine götürmek üzere ayırdığımız diğer giysilerle<br />
birlikte yatağın üzerine koydu. Bırakırken eli bir an<br />
yumuşak kumaşı okşar gibi oyalandı. Tuvaletin gözünü hızla<br />
kapattı ve bana döndü ve dedi ki : &#8221; Hiçbir şeyini özel<br />
bir gün için saklama. Yaşadığın her gün özeldir.&#8221;</p>
<p>Cenazeyi izleyen günlerde enişteme ve yeğenime<br />
beklenmeyen bir ölümün arkasından yapılması gereken<br />
tüm üzücü işlerde yardımcı olurken sık sık bu sözleri<br />
hatırladım. Kardeşimin ailesinin yaşadığı şehirden<br />
California&#8217;ya dönerken uçakta yine bu sözleri düşündüm.<br />
Kardeşimin göremediği, duyamadığı veya yapamadığı<br />
bütün şeyleri düşündüm. Hala eniştemin sözlerini<br />
düşünüyorum ve hayatım değişti.</p>
<p>Artık daha çok okuyor, daha az toz alıyorum.<br />
Balkonda oturup bahçemi seyrediyorum, uzayan çimlere<br />
aldırmadan. Ailem ve dostlarımla daha çok vakit geçiriyorum ,<br />
iş toplantılarında daha az. Mümkün olduğu kadar sık<br />
&#8220;hayatın katlanılması gereken bir dertler zinciri yerine zevk<br />
alınacak olaylar silsilesi olarak görülmesi&#8221; gerektiğini<br />
hatırlatıyorum kendime. Her anın güzelliğini duyumsayarak<br />
yaşamak istiyorum. Hiçbir şeyimi özel günler için saklamıyorum.</p>
<p>Kıymetli tabak çanağımı her &#8220;özel&#8221; olayda kullanıyorum.<br />
Birkaç kilo vermek, tıkanan lavaboyu açmak, bahçemde ilk<br />
açan çiçek gibi özel olaylarda.. En pahalı ceketimi canım<br />
isterse süpermarkete giderken giyiyorum. Teorime göre eğer<br />
zengin görünürsem, küçük bir torba erzak için o kadar parayı<br />
daha rahat ödeyebilirim. Pahalı parfümü özel partiler<br />
için saklamıyorum. Mağazalardaki tezgahların ve banka<br />
memurlarının burunları da, en az parti parti gezen<br />
arkadaşlarımınkiler kadar iyi koku alır.</p>
<p>&#8220;Birgün&#8221; kelimesi dağarcığımdaki yerini kaybetti.<br />
Bir şey, eğer görmeye, duymaya veya yapmaya değerse, onu<br />
şimdi görmek , duymak ve yapmak istiyorum.</p>
<p>Hepimizin &#8220;Yaşayacağımıza garanti gözüyle baktığımız<br />
yarını görmeyeceğini&#8221; bilseydi eğer kızkardeşim, neler<br />
yapardı kimbilir ? Sanırım aile fertlerini veya yakın<br />
arkadaşlarını arardı. Belki eski birkaç arkadaşını arayıp<br />
aralarında geçen sürtüşmeler için özür dilerdi.</p>
<p>Belki bir lokantaya en sevdiği çin yemeğini ısmarlardı.<br />
Bunların hepsi birer tahmin. Kardeşimin neler yapamadan<br />
öldüğünü hiçbir zaman bilemeyeceğim. Ya ben ?..<br />
Eğer sayılı saatimin kaldığını bilseydim, yapamadığım şeyler<br />
olduğu için kızardım. Yazmayı ertelediğim mektupları yazmadığım<br />
için kızardım. &#8220;Bir gün ararım&#8221; dediğim dostları görmediğim<br />
için kızardım. Eşime ve kızıma onları ne kadar çok sevdiğimi<br />
yeterince sık söylemediğim için kızardım. Artık hayatlarımıza<br />
kahkaha ve renk katacak hiçbir şeyi yarına ertelememeye,<br />
duygularımı dizginlememeye çalışıyorum.</p>
<p>Ve her sabah gözlerimi açtığımda kendime o günün<br />
&#8220;Özel bir gün&#8221; olduğunu söylüyorum. Her gün,<br />
her dakika, her nefes gerçekten Allah&#8217;tan bize bir armağan.</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sevgi-mesajlari.html" title="Sevgi Mesajlari">Sevgi Mesajlari</a><br /><small>♥ Gül Bahçesinde Geçsede Ömrüm, İnan Senin Üstüne Gül Koklamam Gü...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/esik-tasi-ibrahim-tatlises.html" title="Eşik Taşı &#8211; İbrahim Tatlıses ">Eşik Taşı &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Eşik taşı

Aman oturmuşta eşik taşına  ) 2

Gelene geçene der...</small></li><li>09 Nisan 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/borsada-yeni-rekor.html" title="Borsada yeni rekor">Borsada yeni rekor</a><br /><small>İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Bileşik Endeksi 59 bin 1...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/mani-sozleri.html" title="Mani Sozleri">Mani Sozleri</a><br /><small> ♥ DUVAGIN TELLI GELIN GUMUSTEN ELLI GELIN BUGULU GOZLERINDEN SEV...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aglama-ibrahim-tatlises.html" title="Ağlama &#8211; İbrahim Tatlıses ">Ağlama &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Bu dünyada,  senden gayri
Başka kimim var
Sana gelen, bana gels...</small></li><li>25 Şubat 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/allah-askina-sezen-aksu.html" title="Allah Aşkına &#8211; Sezen Aksu ">Allah Aşkına &#8211; Sezen Aksu </a><br /><small>Sen istedin diye değil, seni sevdiğim için
Sen aldattın diye değ...</small></li><li>07 Ocak 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/hacer-menekse.html" title="Hacer menekse">Hacer menekse</a><br /><small>Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi.
Çocukluğunun geç...</small></li><li>04 Mayıs 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sevgi-hikaye.html" title="Sevgi Hikaye">Sevgi Hikaye</a><br /><small>
Sevgi ...


Yalniz bir adam, bir gün bir koza bulur. Kozanin...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/birakin-gitsin-ibrahim-tatlises.html" title="Bırakın Gitsin &#8211; İbrahim Tatlıses ">Bırakın Gitsin &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Söyleyin ne verdi dertlerden başka
İstemem gelmesin aşkımız bits...</small></li><li>24 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/dolapta-dursun-diye-yiyecek-almayin.html" title="Dolapta dursun diye yiyecek almayın">Dolapta dursun diye yiyecek almayın</a><br /><small>Sağlıklı bir hayatın en önemli şartları arasında sağlıklı ve deng...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/yasadiginiz-hergun-ozeldir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasradan Gelen Cicek</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/tasradan-gelen-cicek.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/tasradan-gelen-cicek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:11:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[Güneşli, hafif rüzgarlı bir sonbahar günüydü. Genç adam, arkası dönük olduğu halde; pencereden dışarıyı eyrediyordu. &#8220;yaprakların dökülüşlerini görüyor musun?&#8221; dedi, duygu yüklü bir ifadeyle. Sonbahar, dışarıda hükmünü icra ediyordu. Karşıda ki tek katlı evin avlusunda, şemsiye şeklindeki erik ağacının sararmış yaprakları rüzgarın etkisi ile havada daireler çizerek uçuşuyorlardı. &#8220;Bilir misin? her yaprağı koruyan bir melek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşli, hafif rüzgarlı bir sonbahar günüydü. Genç adam, arkası dönük olduğu halde; pencereden dışarıyı eyrediyordu. &#8220;yaprakların dökülüşlerini görüyor musun?&#8221; dedi, duygu yüklü bir ifadeyle. Sonbahar, dışarıda hükmünü icra ediyordu. Karşıda ki tek katlı evin avlusunda, şemsiye şeklindeki erik ağacının sararmış yaprakları rüzgarın etkisi ile havada daireler çizerek uçuşuyorlardı. &#8220;Bilir misin? her yaprağı koruyan bir melek varmış. O bırakmadıkça yere düşmezlermiş.&#8221; Pencerenin önündeki akasya ağacının yaprakları hala yeşil ve zinde gözüküyordu. Ardıç ağacı, yaprağını dökmemenin gururuyla bir minare şeklinde yükseliyordu. Yeşilliğinin bütün ihtişamı üzerindeydi. Üniversitenin bahçesinde kavak ağaçları yapraklarını dökeli çok olmuştu. Caddeden; el ele, kol kola, kızlar, erkekler gelip geçiyordu.<br />
&#8220;Sen, akıllı ve zeki bir kıza benziyorsun.&#8221; Beklemediği iltifat hoşuna gitmişti. Dinledi ve beklemeye geçti. Her iltifatın arkasından genellikle bir istek geldiğini bilirdi.<br />
&#8220;Bana hatıralarını yazar mısın?&#8221;<br />
&#8220;Bir genç kızın hatıraları ne olabilir ki? Hem bunu neden istiyorsunuz?&#8221;<br />
&#8220;Hikayeni yazmak istiyorum.&#8221;<br />
&#8220;Hiç düşünmedim. Hayır, hayır, yapamam.&#8221;<br />
&#8220;Fevkalade yapabilirsin. Hem itiraz da istemiyorum&#8221;<br />
Genç adam, döndü ve bilgisayarın tuşlarına dokunarak; wordu açtı. Ekrana iri bir başlık atmıştı. &#8220;adı da, &#8220;Taşradan Gelen Çiçek&#8221; olsun. İsim çok güzeldi. Genç kız; içinden birkaç kez tekrarladı. &#8220;Taşradan Gelen Çiçek&#8221; &#8220;Taşradan Gelen Çiçek&#8221; Bu sanki kendini anlatıyordu. Bu nasıl olurdu? Genç adamı yeteri kadar tanımıyordu. Bilgili birine benziyordu. Bakışları ve sözleri insanın içine işliyordu. Yanındayken bir şey yazmadı. Gitmesini bekledi. Uzun süre kalmadı. İşleri vardı gitti. Büro genç adamın olmasına rağmen; arada bir işi oldukça uğruyordu.<br />
Hiç düşünmediği halde; bu emre itaat etmek istiyordu. İşe alırken katı kurallar koyan ve sert konuşmaları olan bu insanı; fazla tanımıyordu. Görünüşü saygı duyulmayı telkin ediyordu sanki. İlk gün onu, çok sert ve katı kuralları olan, anlaşılması imkansız biri olarak görmüştü. İnsanları anlamak için sadece görüntü yetmezmiş. Meğer hiç de öyle biri değilmiş. Annesi, insanları çekinilecek birer mahluk olarak göstermişti. Hep öyle anlatmıştı. Duyguları, akıldan öne geçiyordu. Duygularının kendini yanılttığını anladı. Babacan tavırları karşında; ona olan sevgi ve saygısı her geçen gün biraz daha artıyordu.<br />
İçinden &#8220;hatıralarımı niçin yazmamı ister ki? Hikayeni yazmak istiyorum demişti ya. O, bir yazar mıydı ki? Daha önceleri, ismini hiç duymamıştı. Acaba, hiç kitap yazmış mıydı? Veya başka bir sebeple istiyor olabilir miydi? Yazacaklarımı bir başka amaçla kullanabilir miydi?&#8221; Ardı arkası kesilmeyen sorular aklını kurcaladı durdu. Nereden ve nasıl başlayacağını da bilemiyordu? Her şeye rağmen denemekle ne kaybederdi ki? Bu isteği, reddedemedi. Başladı ve bir kaç satır yazıp bıraktı.<br />
&#8220;Oturduğumuz köy, bir dağın eteğinde ve önünde koca bir ova uzanıyordu. Her yıl erken bastıran kar, yorgan döşek hasta gibi yatardı. Bahara hatta yaza kalırdı. Hiç kalkası gelmezdi. Dağların ve taşların karla kaplı olduğu bir günde doğmuşum. Günün anısına adımı &#8220;Kardelen&#8221; koymuşlar. Kaderlerimizin benzer oluşundan mı? İsimlerimizin benzer oluşundan mı? Bilmiyorum ama adımı taşıyan kardelen çiçeklerini bir ayrı seviyorum. Kışın ortasında kara inat kar altından boylarını uzatırlar. Parlayan güneşin altında nazlı nazlı boyun bükerler. Ak rengini kardan alırlar. Kar suyu ile beslenir. Soğuğa ve gecelerin ayazına dayanırlar. Katlanmayı bilirler. Sevgiye, sevince ve bahara müjdeci olurlar. Dağlarda ve kırlarda yetiştiklerinden dolayı kardelenler taşralıdırlar. Bunun için utangaçtırlar. Usul erkan bilmezler. Bir bakıma çekingenliğin ve utangaçlığın sembolüdürler. O, hep yalnızdır. O, hep yok ve acılı günlerde vardır. Bahar geldiğinde, tabiat renkten renge girdiğinde de yine yalnızdırlar. Çiçekler, toprağın zindanından daima yağmurun ipine tutunarak çıkarlar. Kardelen, karlı sarp ve buzlu yüksek tepelerde açan mucize çiçektir. Sarp ve yüksek tepeler onun vatanıdır. Bazen en yakın yeşillik bile çok uzaklardadır kardelen için. Işığa, güneşe sevdalıdır yaratılandan beri. Cılız bir ışık, küçük bir umut görse kırar buzları, eritir karları kardelen. Işığa, aydınlığa ulaşmayı kafaya koymuştur bir kere.&#8221;<br />
&#8220;Kardelen şubat ayında karları delerek kendini gösteren soğanlı çiçeklerdendir. Türkiye`de Toros dağlarında doğada kendiliğinden yetişmekte ve soyu giderek tükenmektedir. Kardelenin ince ve küçük yaprakları vardır. Beyaz çiçekleri damlacıkları andırır. Karın zorlu baskısını ve ağırlığını delip yüzeye çıkarlar. Bu narin çiçek, bu niteliğiyle bizim yurtdışında çeşitli zorluklarla boğuşarak hayata yükselen çocuklarımıza benzerler. Bahara ait ne varsa, yaşama ait ne varsa, alıp götürecek karlar altındaki ak sinesinde saklayacak toprağın. Karakış kara toprağın bağrında büyütünceye kadar ümitleri, koruyacak tohumları. Ve sonra yeniden Yüce adaletin söz sırasını ona vereceği ana kadar toprak annelik edecek ak saçlarıyla, yeşerecek ümitlere. Yeni muştulara gebe bahar gelsin, toprak filizlerini büyütsün diye. Kalp ateşinin sıcaklığında konaklasın. Gönüllerin misafiri olsun, filizlenip boy vereceği bir sine buluncaya kadar. İşte son yapraklarını da toprağa veriyor ağaçlar, yavrusunu cennetlere yolcu eden anne hissiyatıyla.&#8221;<br />
Birkaç gün sonraydı. Genç adam; &#8220;yazamaya başlaya bildin mi?&#8221;diye sormuştu.<br />
Kardelen, imtihan ediliyormuş gibi bir mahcubiyet içerisinde &#8220;sadece birkaç satır&#8221; diyebildi. Yazıyı açtı. Evet, yazılan azdı. Genç adam, yüreklendirmek ve cesaretlendirmek için; &#8220;Bir insanın hatıralarını yazması aslında fevkalade bir şey. İçini birilerine dökerek; rahatlar. İnsanın yaşamı boyunca sır tutabilen gerçek dostu bir elin parmaklarından daha azdır. Ama kalem ve defter dinler. Yazılanları saklar. Anlattıklarına asla ihanet etmez.&#8221; Sözleri onu yüreklendirmişti. Sonra, yazmaya devam etmişti.<br />
&#8220;Dedem erişmiş bir adammış. Babamsa dini bütün, yiğit bir adammış. Ceketini, bahçede ağaca astığında Hacı Ali Musa, evde diye çekinirlermiş. Çok yakışıklı ve bakımlı bir adammış. Çok güzel sesi varmış Köyde üstüne güzel kaval çalan olmazmış. Bekarlığında köyün genç kızları aşık olmak için yarışırlarmış. Unutamazlarmış. Merhametliymiş. Seveni çokmuş. Yardım ve ihsan etmeyi severmiş. En büyük amcam, annem gelin olmadan kanserden ölmüş. Üç halam olmasına rağmen; genç yaşta ölmüşler. Babamsa, dedemlerin son çocuğuymuş.&#8221;<br />
&#8220;Rahmetli olan babamın yüzünü hiç hatırlamıyorum. Öldüğünde çocukmuşum. Baba sevgisinin, babanın ne olduğunu bilemedim. Babasız büyümenin zorluklarını, güçlüklerini, babasız olanlar daha iyi bilirler. Evin son çocuğuyum. Önümde bir ağabeyim ve iki ablam vardı. Hayatın acımasızlıklarına bizim için katlanan dul bir kadın ne kadar başarılı olabilir? Kolay mıydı? Genç yaşında dul kalmak. Bir kadının; evin hem erkeği hem de hanımı olmak. Her insanın cesaret edemeyeceği bir sorumluluktu bu. Ama neylesin ki iş başa düşmüştü. Ne yapabilirdi? Evlenip çocuklarını ortada mı bırakmalıydı? Böyle yapan çok değil miydi? Ama benim annem annelerin en fedakarıydı.&#8221;<br />
&#8220;Oturduğumuz ev amcamların eviyle bitişikti. Taşlarla örülmüştü. Çamurdan sıvalı iki katlı bir evdi. Babam rahmetli olduktan sonra; amcam adeta Azrail kesilmişti. Babam sağken bile; babamı kıskanırdı. Ama babamın yiğitliği karşısında hiçbir şeye cesaret edemezdi. Annem güzel bir kadındı. Dört çocuğu olmasına rağmen; genç bir kızdan farksızdı. Annemi tehdit ediyordu. Evli ve çocukları olmasına rağmen; &#8220;ya benimle evlenirsin ya da defolup babanın evine gidersin&#8221; diyordu. Annem bu gözü dönmüş, amcamdan çok korkuyordu. Biz olanları sadece yaşlı gözlerle seyrediyorduk. Elimizden bir şey gelmiyordu. Babam hayattayken evimizden çıkmayanlar, sürekli babamın yanında olanlar; artık yoktu. Ne olmuştu. Değişen neydi? Akrabalarda sadece bize üzülmekle yardım ettiklerini sanıyorlardı.&#8221;<br />
&#8220;Biz de; amcamı gördüğümüzde kaçacak delik arardık. Kendinden nefret ettirmişti. Korkumuzdan dışarıya çıkamıyorduk. Annem; ahıra kapıdan gidemiyordu. Evimizin salonundan ahıra inen bir kapı açmıştı. Bu kapıya, merdiven dayadı. Bu şekilde hayvanları besliyordu. Bu kapıdan kimsenin haberi yoktu. Üzerini tahta ve kilimlerle kapatmıştık. Bu şekilde fark edilmiyordu.&#8221;<br />
&#8220;Yağmurlu bir sonbahar günü idi. Amcam; yine annemle tartışıyordu. Biz; korkumuzdan titriyorduk. Annemi dövmek için içeriye girmeye çalışıyordu. Ama başaramadı. Yağmurdan dolayı toprak olan evimiz akıyordu. Islanmadık bir yer kalmamıştı. Yataklarımıza varana kadar her yer ıslanmıştı. Yatacak ne yer, ne de yatak kalmıştı. Annem ağlıyor, bizde annemin ağlamasına. Göz yaşlarımız yağmur sularına karışıyordu. Annem daha fazla dayanamadı. Çektiği sıkıntılar gözüne görünmüyordu. Amcamın yaptıkları çok yıpratmıştı bizleri. Üstelik akrabalardı. Amcam, annemin halasının oğluydu. Ama hiç kimseden çekmemişti, amcamdan çektiği kadar. Dayımlara haber gönderdi. Adeta yalvarırcasına &#8220;beni kurtarın bu deliden&#8221; diyordu. Dayılarım toplanıp geldiler. Traktörü çektiler evin önüne, eşya olarak fazla bir şey yoktu. Bütün köylü, amcama lanet yağdırıyordu. Hem ağlıyorlar hem de eşyaları traktöre taşıyorlardı. Evimizin önü cenaze evi gibiydi. Sanki babam o gün yeniden ölmüştü. Kolay değildi babamın hatıralarını bırakıp ta başka köye göç etmek. Köyün kadınları bir yandan ağıtlar yakıyorlar bir yandan da bize sarılarak dua ediyorlardı. Ben o zaman dört buçuk beş yaşlarındaydım. Evimizi sökmüşlerdi. Arkamızda babamdan kalma sadece bir toprak yığını bırakmıştık. Amcama, &#8220;bütün dünya senin olsun biz gidiyoruz daralma &#8221; dercesine yaşlı gözlerle bakıyorduk.&#8221;<br />
&#8220;İdealim; bir kadına yakışır meslek sahibi olmaktı. Beni, bugünlere getiren; dünyanın en fedakar insanı olan anneme bakmaktı. Herkesin annesi çok fedakardır ama benim ki başka bir fedakardı. Tüm gençliğini, bizi büyütmek amacıyla harcamıştı. Evlenerek; bizi, bir başkasının eline bırakmadı. Gerek maddi sıkıntılardan, gerekse sahipsizlikten kaynaklanan meseleler yüzünden, arzu ettiğim mesleği edinemedim. İnsanın başarılı olabilmesi için mutlaka bir desteğe ihtiyacı vardır. Bu desteği annemden başkasından almadım, alamadım.&#8221;<br />
&#8220;Çocukluk günlerimi; yaşayamadım. İlkokul beşinci sınıfa giderken, hafta sonları dağlara fidan dikmeye giderdik. Yaşım küçük diye almazlardı. Yalvarırdım. Ne olur beni işe götürün, çalışabilirim derdim. Anam gündüzleri dağa fidan dikmeye gidiyor, geceleri ise lamba ışığında kilim dokuyordu. Babamın ölümünden bir süre sonra annemin köyüne göç etmek zorunda kaldık. Ama ancak sekiz ay dayanabildik. Annemin babası; yani dedem annemi evlendirmek istedi. Annem reddetti.&#8221;<br />
&#8220;Tekrar Babamların köyüne döndük. Bir süre çadırda yaşadık. Yeniden ev yaptık. Aradan geçen zaman amcamı uysallaştırmış veya da yılmıştı. Bir gün dağa oduna gittiğinde; kalp krizinden köyden kavgalı oldukları insanların kucağında öldü. Kırk gün sonra da yeni evli oğlu yol kenarında dolmuş beklerken trafik kazasında öldü.&#8221;<br />
&#8220;Akrabalarımız, babam öldükten sonra bize karşı çok sorumsuz ve duyarsız olmuşlardı. &#8220;Ne haliniz varsa görün&#8221; diyorlardı. Allah&#8217;a şükürler olsun, annemin yüreği sayesinde, kendi ayaklarımızın üzerinde durabildik. Şu anda muhanete muhtaç değiliz. Eskiden yalınızca anam çalışıyordu. Çok şeye yetişemiyordu. Ve çok rezillik çektik. Yiyecek kuru ekmek bulamayıp; çok aç yattığımız zamanlar oldu. İsyan etmemeyi anam öğretti. Her şeye rağmen şükretmesini, büyük bir sabırla gelecek rahat günleri beklemeyi öğretti. Aslın da yazacak çok şey var ama ben kısaltarak yazmak istiyorum.&#8221;<br />
&#8220;Bu yaşıma kadar, okula giderken yeni bir kitaba sahip olmadım. Büyüklerim de öyleydi. Ağabeyimi, babam trafik kazasında öldükten sonra ortaokulundan almışlardı. Biz kızlar, okula hep anamdan gizli kayıt yaptırmıştık. Maddi sıkıntılardan dolayı okutamam sizi derdi. Ama başarılı olduğumuzu görünce; öğretmenlerinde zorlaması ile bizi okuldan almaktan vazgeçti. Üniversiteye kadar geldim. Başkalarının; eski kitaplarıyla okuyordum. Cebimde; on milyon zor olurdu. Gerekirse yemeklerimden kısarak onunla bir ay geçinmeye çalışırdım. Bu durum beni cimri değil ama tutumlu olmaya sevk etti. Hayatta en nefret ettiğim şey cimrilikti. Çektiğim sıkıntılar bende hırsı oluşturdu. Bir gün çok param olursa; benim gibi durumumda olanlara yardım etmeyi isterim. Düşüncelerim gerçekleşir mi bilmiyorum? Üniversiteyi; çok zorluklar içerisinde bitirdim.&#8221;<br />
&#8220;Arkadaşlarım; bana bu sıkıntılara rağmen nasıl hayata iyimser bakıyorsun, nasıl mutlu olabiliyorsun derlerdi. Bende onlara zaman her şeyin ilacıdır, son gülen iyi güler derdim. Bu tutumumdan dolayı çevremden çok taktir alırdım. Canı sıkılan, &#8220;bana moral ver&#8221; diye yanıma gelirdi. En umutsuz anımda bile; mutlu olmayı, hayattan zevk almayı bildim. Önemli olan da sıkıntılar içinde var olmayı, ayakta kalabilmeyi başarmaktır. Çalışmayı çok istiyordum. Amacım şimdiye kadar hep rezillik çeken anamı rahat ettirmekti.&#8221;<br />
&#8220;İhtiyacım olmasa evimden dışarı çıkmazdım. Çünkü kadınların çalışmasına karşıyım. Bir kadın muhtaçsa, bakmakla yükümlü olduğu birileri varsa, kocası ölmüş veya boşanmışsa, ülkeye faydalı mesleği varsa, çalışsın. Kadının yeri erkeğinin dizinin dibidir. Erkek getirmeli, kadın israf etmeden güzel bir şekilde değerlendirmeli en güzeli budur bence. Benim fikrime katılmayacak çok kadın olabilir. Yuvayı dişi kuş yapar. Kadın kendi görevini, erkekte kendi görevini bilmeli. Evlilikte kadına da çok iş düşüyor. Erkeği evine kadın bağlar. Erkeğim beni aldatıyor. Kim bilir ne eksiğin varda erkeğinin gözü dışarıda oluyor. Anlayış lazım. Koca sinirlenirse; kadının cevap vermemesi gerekir.&#8221;<br />
&#8220;Siniri geçince gelip özür dileyecektir. Yani alttan almak çok önemlidir her kadın başarılı olamaz bu konuda. Dünyada erkeğin en büyük cenneti kadın, cehennemi de kadınıdır. Evlendiğim zaman, dört dörtlük bir ev hanımı olmayı çok istiyorum ve bunu başaracağım. Erkekte kadınını sadece bulaşık, çamaşır yıkayan çocuklara bakan olarak görmemeli. Kadınlar ilgi ister. İşinin yeri ayrı olmalı. Eşinin yeri ayrı olmalı. İkisine de vakit ayırmalıdır. Çalışıyorum diye bütün sinirini evde eşinden çıkarmamalı. Eşiyle güzel konuşmalı. Sıkıntılarını eşiyle paylaşmalı, eşi de hem evdeşi, hem de dert yoldaşı olmalı.&#8221;<br />
&#8220;Yoksulluk çekmiş olmama rağmen; hiçbir zaman lüks peşinde olmadım. Yeter ki, mutlu bir yuvam olsun. Tek odalı ev de; benim için saray gibidir. Hangi zengin, mal varlığını ahrete götürebilmiş? Muhanete muhtaç olmayacak kadar olsun, yeter. Fazla zenginlikte zarardır. Fazla fakirlikte. İkisi de adamı kötü yola sevk edebilir. Eğer, zenginlik merhameti ve imanı yok edecekse hiç vermesin daha iyidir. Anamın istediği de bizi helal süt emmiş birileriyle evlendirip mürüvvetimizi görmek. Ancak o zaman rahat bir nefes alır. Yapmak istediğim şeyleri söyleyince anam bana &#8220;yanında eşin olursa, kimsenin bir şey söylemeye hakkı olmaz, ama tek başına bir kıza namusuyla çalışıyor da olsa söyleyecek bir şey bulurlar&#8221; der. Erkeksiz kadın gövdesiz dala benzer. Yapmak istediklerini hiçbir zaman tam olarak yapamazsın. Kadın erkek eşittir derler ama hayır hiçbir zaman eşit olamaz.&#8221;<br />
Günler gelip geçiyordu. Kardelen&#8217;i yeni bir hayat bekliyordu. İşyerinde rahatsızlanır. Sancılar içerisinde kıvranmaktadır. Patronun bekar genç ortağı tarafından özel doktora götürülür. Muayene olur. Film, tahlil derken; safra kesesinde taş ocağını andırır bir şekilde on sekiz adet taş vardır. Bir an önce ameliyat olması gerekmektedir. Bayramdan birkaç gün önce ameliyata yatar. Ameliyatla taşları alınır. Hastanede bir kaç gün yatmak mecburiyetinde kalır. Kısa bir zamanda başından geçenlerin karşısında beklemediği ilgi ile karşılaşır. Yapılan ziyaretler, getirilen çiçekler, yapılan yardımlar karşısında minnettardır. Bu arada abisinin çalıştığı özel şirket abisini işten çıkarmış, kara kışın ortasında evde karakıştan daha acı gelmiştir. Eve gelir getirecek hiçbir şey yok. Kar kış her yılkından daha zor şartlar altında geçmektedir. Sanki, her şey; üst üste gelmiş ve evde yakacak gereğinden önce bitmiştir. Kader ağını örmekte, bu iki genç yoğun duygular yaşamaya başlamaktadırlar. Ama Kardelen&#8217;in önünde haklı olarak endişe edebileceği evlenme yaşını doldurmuş ama bir türlü kısmeti çıkmamış iki ablası vardır. Sevmek, severek evlenmek arzusu içerisindedir. Duygularını ima etse de söyleyememektedir. Bir gün arzu ettiği halde söyleyemediği teklif karşı taraftan gelir.<br />
Patronu gelip koltuğuna oturmuştu. Kardelen : &#8220;çay içer misiniz?&#8221; sualine karşı &#8220;birini de kendine al&#8221; demişti. Eskisi kadar çekinmiyordu. Alışmıştı nasıl olsa. Ama saygıyı da elden bırakmamaya kararlıydı. Çayları getirdi ve karşı koltuklardan birine oturdu.<br />
&#8220;Senden memnunum Kardelen. Sana bir teklifim var. Düşünmeni ve sonra karar vermeni istiyorum. Kabul etmekte veya ret etmekte tamamen hür ve serbestsin.&#8221; Kardelen, meraklanmıştı. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Ne teklif edebilirdi? Teklifi ne olabilirdi? Ya aklına geldiği gibiyse. Kendine olabilir miydi? Ama kendisi evliydi. Yok yok, bu olamazdı. Bir şeyler sezmiş, veya duymuş olabilir miydi? Saygı duyduğu bu insandan, azar işitmek, ölmekten daha zordu. Bir daha asla yüzüne bakamazdı. Öylesine konuşuyor olamazdı. Kardelen utangaçlığı içinde kızardı. Sıkıldı. İçinde ala bora olan sorular karşısında tufana tutuldu. Bir süre sesi, sedası gelmedi. Kendine gelememişti. Kısık bir sesle &#8220;dinliyorum, efendim&#8221; diyebilmişti. &#8220;Seni aramızda görmek istiyoruz. Diğer bir tabir ile gelinim olur musun? Seni Ahmet&#8217;e istiyorum.&#8221; Kardelen,rahatlamıştı. Aradan geçen zaman fazla uzun olmamıştı. Baştan konulan kurallar, yürüyor gibi gözükse de zaman zaman ihlallere kadar varmıştı. Acaba Ahmet&#8217;e karşı olan duygularından haberdar mıydı? Neler biliyordu? Bu teklifi Ahmet&#8217;ten habersiz mi yapmıştı? Ahmet&#8217;in haberinin olmaması mümkün değil gibiydi. O zaman Ahmet&#8217;in de karşı olumlu duyguları olmalıydı. Ahmet&#8217;in bakışlarından ve yumuşak davranışlarından alaka duyduğunu yüreğinde hissediyordu.<br />
Geçen günlere rağmen; Kardelen tereddüt etmektedir. Önünde iki ablasının olması, Kardeleni haklı olarak endişelendirmekte, hatta kara kara düşünmektedir. Kendi kendine çözüm üretmemektedir. Annesi bir şeyler sezmesine rağmen kırıcı bir şeyler söylememektedir. &#8220;Kızım yüreğine hakim ol. Gönlünü kaptırma &#8221; derken bir şeyler sezdiğini de açığa vurmaktaydı.<br />
Teklifi kabul etmiş; işin devamının zamana bırakılmasını arzu etmişti. Kış bir türlü bitmek bilmedi. Bahar gelmeden günler yaza durdu. Nihayet badem ve erik ağaçları her zamanki gibi yapraklardan önce çiçeklerle donandı. Annesi &#8220;böyle olmayacak, şehir bize göre değil, köye döneceğiz.&#8221; Derken Kardelenin içini tarifi imkansız ayrılık acısı sarmaktadır. Geçmişi köy hayatı ile dolu da olsa; şehrin rahatlığı ve yüreğinde açan sevda çiçeğinin solmasından korkmaktadır. Bahara erdim derken; karakışa dönmekten ürkmektedir.<br />
Bir Cuma gününde ailesine düğürcü gidilir. Çaylar içilir. Hal hatır sohbetlerinden sonra niyet açıklanır. Mihriban kızın, yüzünden dökülenler; yere düşmeden buza kesmektedir. Her gün canı kadar; sevdiği yeğenini gelen misafire hakaret edercesine dövüp, ağlatarak tavır koymaktadır. Hiçbir şeyden habersiz gözüken anne bile; şokta, şaşkındır. Gün; yıl olur, zaman bir türlü geçmek bilmez. Düşünün denilerek müsaade istenir. Misafirlerin gitmelerinden sonra eve gelen Meral kız; eve anlatılanlar karşısında baygınlık geçirmekte, o anda işte olan Kardelen&#8217;i ise tarifi imkansız bir fırtına beklemektedir. O gün bir türlü geçmek bilmedi. Umutları, endişelerine çare olamadı. Biliyordu ki; iki<br />
abla, iki kara yılan olup; dönüp dönüp sokacaklardı. Anne, &#8220;emeklerim yüzüne gözüne dursun&#8221; diyecek; en ağır kahırlarını; üstüne üstüne alacaktı. Umutları, yüreğinde filizlenmekte olduğu sevgi adına direnmeli, her kahıra katlanmalıydı. Muştulu bir ilkbahar akşamının alaca karanlığında; eve giderken ayakları; bedenini taşıyamaz olmuştu. Eve, gitmek istemiyordu. Ama; başka çaresi de yoktu. Dalgınlıktan etrafı görmüyordu.<br />
Evdekileri, solukları burnunda, pencerede önünde yolunu gözler buldu. Bütün gözler; sarı yılanın hain bakışlarından daha yakıcıydı. Beklediği an gelmişti. Ne olacaksa olsun. Fırtına mı yoksa kıyamet mi kopacak; kopacaksa kopsun istiyordu. Her geçen anını buna hazırlamıştı. Acıyan ve içine ağlayarak; bir kıyılara sinen yengesinin önünde, annesi ve ablaları; üç koldan saldırdılar. &#8220;bunu bize nasıl yaparsın?&#8221; diyorlardı. Sevmek suç muydu? Sevilmek, istenmek suç muydu? Evde kalan ablaların olursa suç olurdu. &#8220;Sen nasıl bir insansın?, Ayazlı gecelerde, parmaklarım kanaya kanaya kilimler dokum. Üç beş kuruş harçlık için. Daha ellerimin kanları kurumadı. Hem bunu bizden gizlemeyi nasıl becerdin? Kesinlikle evlenemeyeceksin. Seni asla o oğlana vermeyeceğiz. Hatta ölsen bile.&#8221; Kardelen, bütün saldırılara cevap vermedi. Onlar, içlerindeki hınç ve kini iyice kusmalarını bekledi. Uzun süre susması; onları daha da hırçınlaştırmıştı. Anne, kara kara düşünüyordu. Annesi, &#8220;Yarından tezi yok, işi bırakıyorsun.&#8221; dedi. Kardelen; göz yaşlarını tutamadı. Bir iki damla göz yaşı yanaklarından yuvarlanarak göğsüne düştü. Göz yaşlarını içine akıtmayı yeğledi. Kanadı kırılmış bir serçe gibiydi. Akşam yemeğini yiyemedi. Gece, gözlerine uyku girmedi. Sabahı zor etti. Her ne olursa olsun işe gidecek ve genç patronu ile vedalaşacaktı. Yanında annesi ve büyük ablasının arasında; birer zabitten farksız koruma ve kollama altında iş yerine geldiler. Genç patronu, her zamanki gibi kendilerinden sonra geldi. Hiçbir şey olmamış gibi tebessümle, hepsine ayrı ayrı &#8220;hoş geldiniz&#8221; dedi ve bir gecede Kardelen&#8217;in gereğinden fazla yıpratıldığı gözünden kaçmamıştı. Kadın, &#8220;oğlum, Kardelen&#8217;i almaya geldik. Köye gideceğiz.&#8221; Genç adam : olgunlukla &#8220;Teyze, Kardelen sizin. Ne zaman arzu ederse gidebilir.&#8221; Sabahın bu ilk vakitlerinde; Kardelen, ana ve ablasının ortasında bir mahkumdan farksız; infaz edilmek üzere; vedalaşarak işten ayrıldı.<br />
Aradan bir hafta geçti. Genç adam, netice için; eşiyle birlikte; Kardelen&#8217;lere vardığında evde kimse yoktu. İkinci gün, gelin ve Kardelen&#8217;i eve; anne ve iki kızı misafirliğe gitmiş olarak buldu. Kardelen, sevindi. Hürmet etti. Sormasına fırsat vermeden anlattı. &#8220;Beni, kesinlikle vermek istemiyorlar. Biliyorum ki; benim ailem; sizlere layık değil. Ben de; sizlere layık değilim. Beni kabul etmeniz bile; şereflerin en büyüğüdür. Aileme ihanet içinde olmak istemiyorum. Seviyorum. Sevmeye de devam edeceğim. O, daha güzel ve daha şerefli kıza layık bir insan. Ve yarın annemle köyümüze gideceğim.&#8221;<br />
Bir gün sonra; ailesi evdedir, hiçbir şey olmamış gibi varılır. Çay faslından sonra müsaade istendiğinde; annesi &#8220;bu iş olmayacak, kesinlikle de köye gelmeyin.&#8221; Ablası &#8220;kızın beyni yıkanmış, o daha cahil&#8221; diyordu. Gen adam &#8220;On dört on beş yaşında ki kızların gelin gittiği bir memlekette, yaşı yirmi dört ve üniversite bitirmiş kızın cahilliği mi olur? Zorla almak istemiyoruz. Hayırlısını diliyoruz.&#8221; Bir gün sonra Kardelen, annesi yanında olduğu halde köyüne gitmektedir. Her şeyi geride bırakırken; içten içe söylenmektedir.<br />
&#8220;Dostluğu, komşuluğu, kardeşliği<br />
Arkadaşlığı, sırdaşlığı, yoldaşlığı<br />
Hasılı Sevgiyi ve insanlığı<br />
Terk ediyorum şehirle birlikte<br />
Duyuyor musun? Feryad&#8217;ımı<br />
Duyuyor musun? Ah&#8217; ımı,<br />
Sızısıyla dolu yıkık kalbimle<br />
Terk ediyorum şehirle birlikte&#8221;<br />
Kardelen; gönlü yıkık, köyde, pencere önündeki divanda oturmakta ve arzuları rüyalara dönüşmektedir. Sıcak bir yaz akşamında; avludaki yazlık tahtta yastıklara yaslanarak; oturmakta yıldızları seyretmekteydi. Kendinde değildi sanki. Yaz böcekleri ötüşmektedir. Yassı tepeden, doğmakta olan; ay dolunaydaydı. Uzaktan bir kaval sesi gelmekteydi. Sese yöneldi. Dinledi. Köyün çıkışında; ulu bir çınar ağacı altında, çoban çeşmesinden gelmekteydi. Etrafta kimseler yoktu. Üzerinde bembeyaz bir ipek elbise vardı. Hafif hafif esen yel; aşığın dizelerini de beraber getirmekteydi. Dinledi. Dinledi. Evet, bu ses onun sesiydi. Adeta yürümekten daha çok uçarak çeşmeye varmıştı. Koca kayanın üzerinde, bağrı yanık sesiyle içten içe söylüyordu.<br />
&#8220;Bendeki bir dert ki,<br />
Anlatamam kimseye,<br />
Kulak verip de beni<br />
Dinler misin Kardelen?<br />
Sardı tüm benliğimi,<br />
Mecalim yok gülmeye<br />
Sende benle ağlayıp,<br />
İnler misin Kardelen?<br />
Hatıralarımızla dolu<br />
Gurbet aksamlarında<br />
Hasret denen türküyü<br />
Söyler misin Kardelen?<br />
Senin de gözlerin yaş<br />
Ağlamışsın besbelli<br />
Mevsimin gelmeyince<br />
Açar mısın Kardelen?<br />
Dostu oldum gecelerin<br />
Çözemedim bilmecelerin<br />
Cevabını sen bana<br />
Çözer misin Kardelen?<br />
Ayrılık tattırsa da acısını,<br />
Unutamazsın hatırasını<br />
Hepsini bir kalemde<br />
Siler misin kardelen?<br />
Yurdun dağlar senin<br />
Hep yükseklerdesin<br />
Eğilip de elimden<br />
Tutar misin Kardelen?<br />
Sevda içimde bir sancı<br />
İyisin amma çoğu zaman acı<br />
Çaldım işte kapını<br />
Açar misin kardelen?<br />
Arkadan bir dürten olmuştu. Geri döndü. Baktı. Gözlerini açtığında annesi başucundaydı. &#8220;yatağına yat da öyle uyu&#8221; Etrafı dinledi. Yaz böcekleri dışında ne bir kaval, ne de onun sesi vardı. Anladı ki, rüya görmüştü.</p>
<p>Yıldızlar yağıyordu saçlarına. Ağlamak ve gözyaşlarında boğulmak için; sığınacak bir köşe arıyordu. Düşüncelere dalmak ve yeni düşüncelerle buluşmak için. Kimselere anlatamadıkları ve kafasından atamadıkları bir yumruk gibi içine oturuyordu. Hatıraların acısı yüreğini dolduruyordu. Hak etmeyen insanlara sevgi, ilgi, zamanı vermenin ızdırabı yakıp kavuruyordu içini. Bir deniz, bir okyanus misâli kabaran, ve ruhunu cendereye alanların biraz olsun azalması için, yine bir dost, bir can arkadaşı arıyordu akşamın loşluğunda. Rüzgâr önünde savrulan bir yaprak misâli, derin vadilerde, koyaklarda dolaşıyordu. Düşüncenin dar geçitlerinde, sonsuz kıvrımlarında ayak sürüyen zihnini dinlendirmek için yeni yollar arıyor, yeni kitaplara dalıyordu. Yarılan, bölünen, çırpınan ve duygusallıktan çatlayan yüreğini ferahlatmak için bir o yana, bir bu yana koşuyordu. Sokaklar mekânı ve kat ettiği mesafeler boyunca sonu gelmez çelişkilerle boğuşuyordu. Dağılan ve dağlayan cümlelerin verdiği ince ağrıyı dindirmek için; soğuk suların altına başını uzatıyor, soğuk yerlerde yatıyordu. Fiziksel bir yankının eseri olmayan bu durumu bilmesine rağmen yine de bütün bunları yapıyordu. gözyaşlarında boğulmak için<br />
Kararan bir gökyüzü altında ve kirli bir yeryüzü üzerinde volta atıyordu gece kuşları. Hırsın, kinin, kibrin ve nefretin taraftarları kendilerine özgü mekânlarda yeni planlar kurup; iyiliği, dostluğu ve barışı yıkmanın, insanlığı zora sokmanın hesabını yapıyorlardı. Mesafeler aşılıyor, güzellikler törpüleniyor ve acılar harmanında yeni yeni yıkıntılar oluşturuluyordu. Boşa geçen zamanda gencecik vücutlara zulümden imzalar atılıyordu. Nazik ve kibarlar bir kenara çekiliyor; meydanı &#8220;kötülüğün erleri&#8221; dolduruyordu. Gün yitiriyordu ziyasını. Kuşlar yollara düşüyordu. Acılar ve anılar tazeleniyordu. Ruhlar birer pervane olup kendi etrafında dönüyordu. Hüzün kaldığı yerden devam edip, sineleri yakmayı sürdürüyordu. Kaybettiklerine ağlıyordu. Hürriyetlerini kaybedenler, özgürlükleri için sızım sızım sızlanıyorlardı. Kader mahkumları bir günü daha defterden düşüyordu. Sokaklar boşalıyor; evler, kahveler, meyhaneler doluyordu. Kafayı tütsüleyenler; feleğe kahredip nara atıyorlardı. Yine de kimse kendini sorgulamıyordu. Çocuklar neşeleriyle evleri dolduruyordu. Umutları giderek azalanlar, biten bir günde de bir şey kazanamamış olmanın korkunç ızdırabıyla yanıp tutuşuyorlardı. Fakirliklerine, kimsesizliklerine, arkasızlıklarına kahredip, &#8220;Dünyanın düzeni bu mu?&#8221; diye haykırıyorlardı. Ve seslerini yine kendilerinden başkası duymuyor, iniltilerine hiç kimseler kulak asmıyordu. Hayaller sökün ediyordu dört bir yandan. Aşka dair, mutluluğa dair, servete ve devlete ve şehvete dair. Uğruna mücadele edilmesi, çalışılması düşünülen hayaller. Bir defa daha görmek, bir kere daha sevmek adına kurulan hayaller. Izdırapları büyük, mutluluğu bir an olan hayaller kuruluyordu. Pişmanlığının vereceği acı tahmin edilmesine rağmen yine de istenilen ve gerçekleşmesi arzu edilen hayaller. Akılla değil de; hisle, mantıkla değil de; sezgiyle at başı koşan hayaller.<br />
Hatıralar boğazına doluyordu ellerini. Her akşam olduğu gibi yeniden hesaplaşıyordu yaşadıklarıyla. Yaşayıp isteyip de, yaşayamadıklarıyla. Geriye dönüşlerle bir film şeridi gibi geçiyordu hayatı gözünün önünden. Hayatından geriye kalanın hatıralar olduğunu bir kere daha anlamanın verdiği azapla yeniden sarsılıyordu. Hayatın mâzide gizli olduğu gerçeğinin bir kere daha farkına varıyordu. Ana, baba, eşler, yarım kalan aşklar, yaşandığı zamanlarda dünyanın sonu olarak bildiği sevdalar, kardeşleri, arkadaşları geçiyordu hatıralar resmi geçidinden. Orada en çok yer edenlerle paylaştıklarını bir kere daha yaşama imkanın olmadığına ağlıyordu. Birer gözyaşı olup dökülüyordu göz pınarlarından, nişan aldığı yüreğini doğru,<br />
Zalimler, tarihin kaydedeceği yeni zulümlere kapı açıyordu. Mazlumlar yeni çilelere uğruyordu. Birileri, kendilerinin hiçbir zaman yapmayacakları fedakârlıkları, yine başkalarından bekliyorlardı. Vatan adına, millet adına, din adına. Gelişme, ilerleme ve kurtarma adına. Anlayanlar anladıklarıyla kalıyor, anlayamayanlar her vakit olduğu gibi yine ön safta yer tutuyorlardı.<br />
Yüreğinin kıvrımlarında dolaşıyordu. Hasretini şarkılar taşıyordu uzaklara. Şarkılar ve yangınlı türküler, duygu dünyasının kılavuzu oluyordu. Yeni melodiler vasıtasıyla, ruhu inceldikçe inceliyor, kelimeler birer ateş topu gibi zihnine hücum ediyordu. Şiirlere, yazılara ve yeni konularda buluşuyor. Akşam ve musiki ele ele vererek, içinde; yeni ateşler yakıyordu. Savrulan, zamandan zamana. Düşen, mekândan mekâna. Saatler bu minval üzre sürüp giderken, sabah oluyor, gün doğuyor ve yeni bir akşamı bekliyordu.</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>03 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/merhaba-dunya.html" title="Merhaba dünya!">Merhaba dünya!</a><br /><small>WordPress'e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenle...</small></li><li>04 Haziran 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/antalya-sesli.html" title="Antalya Sesli">Antalya Sesli</a><br /><small>Antalya SesliSohbet SesliChat SesliMuhabbet Sesli Cam Sohbet Chat...</small></li><li>31 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/basbakan-avm%e2%80%99de-halkin-arasina-girdi.html" title="Başbakan AVMde Halkın Arasına Girdi">Başbakan AVMde Halkın Arasına Girdi</a><br /><small>Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan bu hafta sonu cumartesi g...</small></li><li>04 Mayıs 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/seni-nasil-sevebilirim.html" title="Seni Nasil Sevebilirim">Seni Nasil Sevebilirim</a><br /><small>Sevenler imkansizin gerçeklesecegine inanirlar.
Elizabeth Barret...</small></li><li>14 Mayıs 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kahramanmaras-sohbet-chat.html" title="KahramanMaraş sohbet chat">KahramanMaraş sohbet chat</a><br /><small>KahramanMaraş sohbet chat muhabbet mirc mrc TurkChat odalarina Ho...</small></li><li>16 Kasım 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/stock-vectors-abstract-flowers-eps-download-cicek-temali-vektorler-cicekli-eps-vektor-seti.html" title="Stock Vectors Abstract Flowers EPS Download Çiçek Temalı Vektörler Çiçekli EPS Vektör Seti">Stock Vectors Abstract Flowers EPS Download Çiçek Temalı Vektörler Çiçekli EPS Vektör Seti</a><br /><small>Stock Vectors Abstract Flowers Download Çiçek Temalı Vektörler Çi...</small></li><li>19 Nisan 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/yozgat-sohbet.html" title="Yozgat Sohbet">Yozgat Sohbet</a><br /><small>Van Sohbet - Van Chat - Van Muhabbet - Van Mirc Odalarinda lütfen...</small></li><li>08 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/askimsin-ozcan-deniz.html" title="Askimsin Ozcan Deniz">Askimsin Ozcan Deniz</a><br /><small>Sevmek nedir bilmezdim
Sevmeyi senden öğrendim
Hasret nedir bil...</small></li><li>30 Eylül 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ruyada-adliye-gormek.html" title="Rüyada ADLİYE görmek">Rüyada ADLİYE görmek</a><br /><small>Rüyada adliye binası görülmesi pek hayırlı değildir ve çeşitli yo...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ozur-mesajlari.html" title="Ozur Mesajlari">Ozur Mesajlari</a><br /><small>♥ Özür dilerim seni aramadığım için. Özür dilerim sensiz gitmek z...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/tasradan-gelen-cicek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maragoz Hikayesi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/maragoz-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/maragoz-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:10:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlı bir marangozun emeklilik çagı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştıgı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldıgı ücretini elbette özleyecekti. ne var ki emekli olması gerekiyordu. Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendisine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı bir marangozun emeklilik çagı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştıgı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldıgı ücretini elbette özleyecekti. ne var ki emekli olması gerekiyordu. Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendisine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, fakat gönlünün yaptıgı işte olmadıgını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış oldugu meslegine böyle son vermek ne büyük bir talihsizlikti!&#8230;<br />
İşi bitirdiginde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. &#8220;Bu ev senin&#8221; dedi, &#8220;Sana benden hediye&#8221; Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! keşke yaptıgı evin kendi evi oldugunu bilseydi. O zaman böyle yapar mıydı hiç! Bizim içinde bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çogu zamanda da, yaptıgımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra hatamızı anlarız ama iş işten geçmiş olacaktır.<br />
Marangoz sizsiniz. Hergün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. &#8220;Hayat bir kendin yap, tasarımıdır&#8221; demişti biri. Bugün yaptıgınız davranışlar ve seçimler, yarın yaşayacagınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun. Unutmayın.. Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın. Hiç incinmemiş gibi sevin&#8230; Kimse izlemiyormuş gibi dansedin&#8230; Ve lütfen, bu sözleri bir arkadaşınıza iletin&#8230; Ben ilettim&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>15 Mart 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ogrenci-affi-yasalasti.html" title="Öğrenci Affı Yasalaştı">Öğrenci Affı Yasalaştı</a><br /><small>Öğrenci Affı Yasalaştı
	
-
- Son 25 yılda çıkarılan 12’nci öğr...</small></li><li>23 Şubat 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/goz-renginize-gore-goz-fali.html" title="Göz Renginize Göre Göz Falı">Göz Renginize Göre Göz Falı</a><br /><small>Mavi Gözlü Insanlar :
Duragan olmayi sevmeyen, enerji dolu, kara...</small></li><li>31 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bastan-cikartma-teknikleri.html" title="Bastan Cikartma teknikleri">Bastan Cikartma teknikleri</a><br /><small>1- Gözlerinizi ayırmayın 
Hoşlandığınız kişiyle konuşurken gözle...</small></li><li>08 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/asri-gurbet-uh.html" title="Asri Gurbet uh">Asri Gurbet uh</a><br /><small>Asrı gurbet harap etmiş köyümü
Bülbül getmiş, baykuş konmuş
Gel...</small></li><li>25 Ekim 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/tokat-chat-sohbet-mirc-muhabbet.html" title="Tokat Chat Sohbet Mirc Muhabbet">Tokat Chat Sohbet Mirc Muhabbet</a><br /><small>Tokat ilceleri
Almus, Artova, Başçiftlik, Erbaa, Kınık (Almus), ...</small></li><li>07 Nisan 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/songul-oden-%e2%80%93-songul-oden-resimleri.html" title="Songül Öden – Songül Öden resimleri">Songül Öden – Songül Öden resimleri</a><br /><small>Orta Doğuyu Gümüş ordaki adı ile Nur dizisi ile kavıran Songül ÖD...</small></li><li>17 Mart 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kartlari-kopyalayip-maaslari-cektiler.html" title="Kartları kopyalayıp maaşları çektiler">Kartları kopyalayıp maaşları çektiler</a><br /><small>İzmir'in Balçova ilçesinde, Dokuz Eylül Vergi Dairesi'nde çalışan...</small></li><li>13 Temmuz 2011 -- <a href="http://www.sevdadan.org/k-lite-codec-pack-full.html" title="K-Lite Codec Pack Full">K-Lite Codec Pack Full</a><br /><small>Program Tanıtımı: K-Lite Codec Pack videolar için gerekli olan co...</small></li><li>28 Aralık 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/tadim-fabrikasinda-yangin.html" title="Tadım Fabrikasında yangın">Tadım Fabrikasında yangın</a><br /><small>Tuzla Şifa Mahallesi E-5 yan yol üzerinde bulunan Tadım Gıda A.Ş....</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/piton-neymis.html" title="Piton Neymis">Piton Neymis</a><br /><small>Haydar emmi diye biri avlanmayı çok severmiş . Piyangodan büyük i...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/maragoz-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelecegini Biliyordum</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/gelecegini-biliyordum.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/gelecegini-biliyordum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:09:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının biraz ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve &#8220;Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..&#8221; Delirdin mi der gibi baktı teğmen&#8230; &#8220;Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş&#8230; Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Savaşın en kanlı günlerinden biri..</p>
<p>Asker, en iyi arkadaşının biraz ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.</p>
<p>Asker teğmene koştu ve<br />
&#8220;Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..&#8221;<br />
Delirdin mi der gibi baktı teğmen&#8230;<br />
&#8220;Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş&#8230; Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın.&#8221;<br />
Asker ısrar etti ve teğmen<br />
&#8220;Peki &#8221; dedi. &#8220;Git o zaman&#8230;&#8221;</p>
<p>İnanılması güç bir mucize&#8230;</p>
<p>Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü&#8230;<br />
Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen kanlar içindeki askeri muayene etti&#8230;</p>
<p>Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:<br />
&#8220;Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez demiştim. Bu zaten ölmüş&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Değdi teğmenim&#8221; dedi asker&#8230;<br />
&#8220;Nasıl değdi?&#8221; dedi teğmen&#8230;<br />
&#8220;Bu adam ölmüş görmüyor musun?..&#8221;<br />
&#8220;Yine de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.&#8221;</p>
<p>Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:</p>
<p>&#8221; Jim!.. Geleceğini biliyordum!..&#8221; demişti arkadaşı, &#8220;GELECEĞİNİ BİLİYORDUM&#8230;&#8221;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>04 Eylül 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/gida-guvenligi-dernegi.html" title="Gıda Güvenliği Derneği">Gıda Güvenliği Derneği</a><br /><small>Gıda Güvenliği Derneği resmi internet sitesinde, kuruluşla ilgili...</small></li><li>05 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ask-cesitleri.html" title="Ask cesitleri">Ask cesitleri</a><br /><small>Ilk A$k
Ne yaparsaniz yapin, ilk askinizi unutmaniz mümkün degil...</small></li><li>30 Ağustos 2011 -- <a href="http://www.sevdadan.org/platonik-ask.html" title="Platonik Ask">Platonik Ask</a><br /><small>
OKUL'da
Bu en klasik platonik ak mekanlarindan biridir..Zamani...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ayrilik-mesajlari.html" title="Ayrilik mesajlari">Ayrilik mesajlari</a><br /><small> ♥ Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek. Suskunluğun en acımas...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/cumhuriyet-bayrami-sozleri.html" title="Cumhuriyet Bayrami sozleri">Cumhuriyet Bayrami sozleri</a><br /><small>♥ Demokrasi ilkesinin en yeni ve akılcı uygulamasını sağlayan hük...</small></li><li>22 Ağustos 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/mugla-facebook-face-book-chat-sohbet-mirc-muhabbet.html" title="Muğla facebook face book chat sohbet mirc muhabbet">Muğla facebook face book chat sohbet mirc muhabbet</a><br /><small>Muğla facebook chat sohbet mirc muhabbet sitesine hosgeldiniz.
...</small></li><li>15 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/perakende-haber-dergisi.html" title="Perakende Haber Dergisi">Perakende Haber Dergisi</a><br /><small>Perakende Haber Dergisi

	Perakende Haber Dergisi

Perakende ...</small></li><li>20 Mayıs 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/duzce-sohbet-chat-muhabbet-mirc.html" title="Düzce Sohbet chat muhabbet mirc">Düzce Sohbet chat muhabbet mirc</a><br /><small>Düzce Sohbet chat Muhabbet TurkChat mRC Mirc Kanalına hoşgeldiniz...</small></li><li>08 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/istanbulda-operasyon.html" title="istanbulda operasyon">istanbulda operasyon</a><br /><small>İstanbul genelinde 28 ayrı molotofkokteyli saldırı eylemine karış...</small></li><li>01 Ekim 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ruyada-tuz-gormek.html" title="Rüyada tuz görmek">Rüyada tuz görmek</a><br /><small>Sözlük 1: Takvaya, hayır ve nimete, zahmetsiz rızka, emniyet ve g...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/gelecegini-biliyordum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orda Bahar Geldi mi Bilmem Ama</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/orda-bahar-geldi-mi-bilmem-ama.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/orda-bahar-geldi-mi-bilmem-ama.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:08:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[Birgün kasabamızın küçük patikasından yukarıya doğru tırmanıyordum. Yanıma solgun yüzlü, on-onbir yaşlarında küçük bir çocuk geldi ve bana: _Abla, size birşey sormak istiyorum, izin verir misiniz?.. dedi&#8230; Ben de ona gülümseyerek: _Tabi sorabilirsin!.. dedim. Gözleri bir anda pırıl pırıl oldu ve: _Ben.., şeyy, cennete bir mektup göndermek istiyorum!.. Bana bunu nasıl yapabileceğimi söyleyecek kimsem yok.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birgün kasabamızın küçük patikasından yukarıya doğru tırmanıyordum. Yanıma solgun yüzlü, on-onbir yaşlarında küçük bir çocuk geldi ve bana:</p>
<p>_Abla, size birşey sormak istiyorum, izin verir misiniz?.. dedi&#8230; Ben de ona gülümseyerek:</p>
<p>_Tabi sorabilirsin!.. dedim. Gözleri bir anda pırıl pırıl oldu ve:</p>
<p>_Ben.., şeyy, cennete bir mektup göndermek istiyorum!.. Bana bunu nasıl yapabileceğimi söyleyecek kimsem yok.. Acaba siz bana yardımcı olabilir misiniz?</p>
<p>Çok şaşırmıştım&#8230; Öyle ümit dolu, öyle yalvaran gözlerle bakıyordu ki&#8230;Ardından devam etti:</p>
<p>_Bana yardım ederseniz size anneme yazdığım bu mektubu</p>
<p>okuyabilirim&#8230; Tabi eğer bunu isterseniz!..</p>
<p>Gözlerim dolmuştu&#8230; Bir an duraksadım ve:</p>
<p>_Belki de sana yardım edebilirim küçük. dedim. Dudaklarında öyle bir gülümseme belirdi ki hala aklımda&#8230;</p>
<p>_Çok teşekkür ederim, gerçekten çok teşekkür ederim&#8230; Emin olun size büyüdüğümde mutlaka bu iyiliğinizin karşılığını ödeyeceğim&#8230;</p>
<p>_Hayır küçük, benim için hiçbir şey yapmana gerek yok&#8230; Sadece annenin mezarının nerede olduğunu söyle bana, bu yeterli!..</p>
<p>_Aaa, evet tabi kiii!.. Ama önce size mektubu okumak istiyorum.. Bunu istiyor musunuz?</p>
<p>_Sen bilirsin, bu özel bir şey olmalı&#8230;</p>
<p>_Evet çok özel ama size okumak istiyorum&#8230;</p>
<p>_Peki öyleyse.. dedim ve yürümeye başladık. Ardından da mektubu okumaya başladı:</p>
<p>Hani, bir zaman bacağını kırdığım için,<br />
Çok kızdığın küçük bir masam vardı&#8230;<br />
Onu tamir etmek için çok uğraşmıştın hani&#8230;<br />
Şimdi o kırık masa benim tek arkadaşım&#8230;<br />
Şimdi ağlamakla geçiriyorum günlerimi<br />
O kırık masanın başında&#8230;<br />
Bir de pencerem var tabi&#8230;<br />
Aa, o da ne penceremin önüne<br />
Küçük, küçücük, zavallı bir güvercin kondu&#8230;<br />
Kim bilir kime ait&#8230;<br />
Kim bilir annesi nerden&#8230;<br />
Ben de ona benziyorum bir parça&#8230;<br />
Onun gibi zavallı, yapayalnız&#8230;<br />
Ama bu güvercin bence bir şeyleri işaret ediyor<br />
Yoksa, yoksa bahar mı geliyor!..<br />
Aman Allah ım&#8230;<br />
Yoksa, kışın o soğuk o karanlık günleri bitiyor mu?..<br />
Lütfen, lütfen izin ver bana..<br />
Bir kaç dakika dışarıya çıkayım&#8230;<br />
Evet, evet bu masadan kalkmalı ve..<br />
Ve dışarıya çıkmalıyım&#8230;</p>
<p>Şimdi geldim anneciğim..<br />
Seni beklettiğim,<br />
Birkaç dakika da olsa mektubu geciktirdiğim için<br />
Çok özür dilerim!..<br />
Bu birkaç dakikada ne çok şey gördüm bir bilsen&#8230;<br />
Bir bilsen anneciğim,<br />
O kuş cıvıltıları,<br />
O yumuşacık güneş ışınları<br />
Ve hiçbir zaman bana arkadaşlık etmemiş olan<br />
Hayalimdeki sevgili arkadaşlarımın kahkahaları ile,<br />
Sen gittiğinden beri<br />
Benden nefret eden babamın bakışları,<br />
O kadar farklı ki birbirinden..<br />
Hayat bu mu anneciğim..<br />
Hayat baharda kış yaşamak mı her zaman&#8230;<br />
Hani, bana kardeşlik, mutluluk hikayeleri anlatırdın,<br />
Hani hep bahardan, onun güzelliklerinden bahsederdin!&#8230;<br />
Çiçeklerden&#8230;<br />
Yemyeşil çimenlerden<br />
Ve onların üzerinde zıp zıp zıplayan<br />
Bembeyaz tüylü keçilerden&#8230;<br />
Sen gittiğinden beri<br />
Bunları anlatan kimse yok bana&#8230;<br />
Aslında kimsenin,<br />
Anlatacağı hiçbir şey yok!&#8230;<br />
Halbuki benim o kadar çok var ki!&#8230;<br />
Ama kime, nasıl anlatırım?..<br />
Nasıl paylaşırım şu küçücük kalbime sığmayan<br />
Kocaman sevgiyi&#8230;<br />
Nasıl paylaşırım senin sevgini&#8230;<br />
Hem, kim dinler kii beni&#8230;<br />
Kim umursar&#8230;<br />
Şimdi yanımda olsaydın<br />
Ki herhalde yanımdasındır!<br />
Herhalde bu güzel bahar gününde<br />
Benim bu karanlık odada<br />
Bu kırık masanın başında<br />
Yalnız başıma oturmama<br />
Asla izin vermez<br />
&#8220;Hadi birlikte dolaşmaya çıkalım&#8221; derdin<br />
Ben sevinçle boynuna sarılır<br />
Öpücüklere boğardım seni&#8230;<br />
Sonra birlikte küçük tepemize tırmanır,<br />
Orada ıslak çimenlerin üstüne otururduk..<br />
Başımızı gökyüzüne kaldırır<br />
O sonsuz maviliği seyre dalardık&#8230;<br />
Senin dizine koyardım başımı sonra&#8230;<br />
Ama sen yoksun kii&#8230;<br />
Belki birlikte en mutlu olacağımız zamanlarda<br />
Beni bırakıp gittin..<br />
Yoksa orada burda olduğundan daha fazla mı mutlusun?..<br />
Orda bahar geldi mi bilmem ama&#8230;<br />
Burda bahar geldi&#8230;<br />
Kimi canlılar yaşamına başladı yeniden,<br />
Rengarenk çiçekler açtı,<br />
Tabiat hayata döndü anneciğim,<br />
Kış günlerinin bitişi<br />
Yeniden hayata döndürdü onları..<br />
Sen kışın bittiğinin farkında değil misin yoksa?<br />
Kış bitti anneciğim,<br />
Sen niye hala hayata dönmüyorsun?..<br />
Orda mevsim hep bahar mı yoksa&#8230;<br />
Kış geldiğinde burda solacağından mı korkuyorsun?..<br />
Yoksa, yoksa bıktın mı bahardan?..<br />
Yoksa orda hiç mi bahar gelmiyor?..<br />
Özledin mi?..<br />
Öyleyse buraya gel&#8230;<br />
Yeniden mutlu olalım&#8230;<br />
Seninle birlikte hayata yeniden başlayalım..<br />
Korkuyor musun yoksa?..<br />
Orda bahar geldi mi bilmem ama&#8230;<br />
Burda çoktan geldi ve SENİ BEKLİYOR!&#8230;</p>
<p>Mektubu bitirdiğinde annesinin mezarına ulaşmıştık. Gözlerimdeki yaşları göstermemek için arkamı döndüm. Ağladığımı anlamış olacak ki:</p>
<p>_Özür dilerim, böyle olacağını bilseydim okumazdım. Sizi üzdüğüm için affedin beni&#8230;</p>
<p>_Ben önemli değilim küçük, şimdi bunun hiç önemi yok!..</p>
<p>Ve devam ettik yürümeye&#8230; Annesini isminin yazılı olduğu mezar taşını gördüğünde, hıçkırıklara boğuldu&#8230; O güne kadar hiç böyle içten ağlayan birini görmemiştim.. Onun bu halini gördüğümde ben de dayanamadım ve ağlamaya başladım&#8230; Sonra onu annesiyle baş başa bıraktım.. Ağlamayı bırakmış, gözlerini hiç ayırmadan mezar taşını izlemeye koyulmuştu&#8230; Her tarafta bir ölüm sessizliği vardı. Sanki az önce cıvıl cıvıl olan doğa birden bire sus pus olmuştu.. Birazdan elindeki yeşil zarfı toprağın üzerine bıraktı ve yanıma geldi&#8230; Gülümsemeye çalışarak:</p>
<p>_Mutlu olmalısın, sen cennete mektup gönderen ilk insansın!.. dedim. O da gülümsemeye çalışarak:</p>
<p>_İsterseniz bu oyuna devam etmeyelim.. dedi.. Çok şaşırdım ve:</p>
<p>_Nasıl yani, ne demek istiyorsun sen küçük? dedim.</p>
<p>_Cennete asla mektup gönderilemeyeceğini biliyorum aslında ben&#8230;&#8230;.</p>
<p>O an şoka uğradım, yere eğildim ve çocuğa sıkıca sarıldım&#8230; Sonra elinden tuttum ve geldiğimiz yoldan ikimiz de tek kelime konuşmadan geri döndük.. O günden sonra bir kaç kez daha karşılaştım çocukla ama ikimiz de nedense hep yere baktık ve hiç konuşmadık..</p>
<p>Bir ay sonra çocuğun yağmurda fazlaca ıslanıp zatürree olduğunu öğrendim. Evlerini buldum ama gittiğimde onu son kez görebilmek için çok geç kalmıştım.. Çocuğun o günkü gözyaşları geldi aklıma ve onun için sevindim. Çünkü şimdi bir zaman mektup gönderdiği cennette, annesiyle birlikte.. Mevsim de BAHAR!..</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kadinlar-icin-mesajlar.html" title="Kadinlar icin Mesajlar">Kadinlar icin Mesajlar</a><br /><small> ♥ Seven bir kadin icin sevdigi erkegin yuzu, ona tipki denizin d...</small></li><li>20 Kasım 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/unvanini-korudu.html" title="Ünvanını korudu">Ünvanını korudu</a><br /><small>Dünya şampiyonu olmadan önce cinsiyet testi istenen Güney Afrikal...</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/itiraf-et-fikrasi.html" title="itiraf et fikrasi">itiraf et fikrasi</a><br /><small>Frankie ayi avlamak icin tek basina ormana gidiyor... Elinde tufe...</small></li><li>15 Ekim 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/nice-dost-siiri.html" title="Nice Dost siiri">Nice Dost siiri</a><br /><small>Nice nice dost
Tuttu elimi
Nice nice dost
Yıktı beni
Küs kend...</small></li><li>18 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kiskanclik.html" title="Kiskanclik">Kiskanclik</a><br /><small>Prof. Dattillio, ‘sonradan öğrenilen bir şey’ olarak nitelendirdi...</small></li><li>29 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ahmet-safak-kirmizi-baslikli-kiz.html" title="Ahmet Şafak Kırmızı Başlıklı Kız">Ahmet Şafak Kırmızı Başlıklı Kız</a><br /><small>

fransız kaldın güzel gel gel aramıza gel
derinlere daldın gü...</small></li><li>30 Eylül 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ruyada-agabey-gormek.html" title="Rüyada ağabey görmek">Rüyada ağabey görmek</a><br /><small>Bir kimse rüyasında ağabeyini görse, o kimsenin hayatı müddetince...</small></li><li>23 Mart 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/asik-veysel-satiroglu.html" title="Asik Veysel Satiroglu">Asik Veysel Satiroglu</a><br /><small>Aşık Veysel Şatıroğlu (1894-1973)

“Üçyüzonda gelmiş idim cihan...</small></li><li>08 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/asri-gurbet-uh.html" title="Asri Gurbet uh">Asri Gurbet uh</a><br /><small>Asrı gurbet harap etmiş köyümü
Bülbül getmiş, baykuş konmuş
Gel...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/kandil-mesajlari.html" title="Kandil Mesajlari">Kandil Mesajlari</a><br /><small>♥ Bugün ellerini semaya gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan ola...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/orda-bahar-geldi-mi-bilmem-ama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayattan Gerçek Bir Kesit</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/hayattan-gercek-bir-kesit.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/hayattan-gercek-bir-kesit.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=246</guid>
		<description><![CDATA[Onu ilk defa oturduğumuz yerde,fırına bakkala alışverişe geldiğinde görmüştüm.Ve sonra bindiğmiz belediye otobüsünde hemde tam arkasında oturuyodum ve yolculuk boyunca ona bakmaktan kendimi alamamıştım,kalbim kıpır kıpırdı.neyse sonra böyle duygular içindeyken üniversite bitmiş,askerlik başlamıştı.Tam 16 ay sonra askerliğim bittikten sonra bulunduğum yerde işyeri açmaya karar vermiştim.tesadüf bu ya birde baktım işyerime çıkıp geldiler yanında en yakın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onu ilk defa oturduğumuz yerde,fırına bakkala alışverişe geldiğinde görmüştüm.Ve sonra bindiğmiz belediye otobüsünde hemde tam arkasında oturuyodum ve yolculuk boyunca ona bakmaktan kendimi alamamıştım,kalbim kıpır kıpırdı.neyse sonra böyle duygular içindeyken üniversite bitmiş,askerlik başlamıştı.Tam 16 ay sonra askerliğim bittikten sonra bulunduğum yerde işyeri açmaya karar vermiştim.tesadüf bu ya birde baktım işyerime çıkıp geldiler yanında en yakın arkadaşı vardı.bilgisayar kursuna gidiyolardı ve pratik yapmak için benim netcafeye gelmişlerdi.bilgisayar başındayken onunla ben ilgilenmiştim onaben yardımcı oluyordum.Günler geçtikçe cafeye gelmeleri sıklaşmıştı ve her geldiğinde benim ona yardımcı olmamı istiyordu.bende ona her geldiğinde kivi ikram ederdim bu onun çok hoşuna giderdi.günler ilerledikçe sabahları bakkala alışverişe gelirken bana uğramadan geçmezdi.tabi bende onun yolunu dört gözle bekliyordum.ilk defa birine karşı böyle duygular içindeydim ve bunu bir türlü ona söyleyemiyordum.neyse birgün yine cafede olduğu bigün sana bir yerlerde bir kivi ısmarlayayım dedim bütün cesaretimle,tabiki neden olmasın dedi.neyse sonra o ilk buluşmamızda aslında beni askerden önce durakta gördüğünü özellikle gözlerimi çok beğendiğni söylediğinde çok mutlu olmuştum.içimden bu benim kaderim diye geçiriyodum&#8230;&#8230;&#8230;ama ona duygularımı açık bi şekilde ifade edemiyordum..10-15 günlük bir aradan sonra birgün telefonda onunla tartışmıştık ve telefonu yüzüme kapatmıştı ve ben çok üzülmüştüm.saatler sonra ondan bi mesaj aldım hemde nasıl bir mesaj!!!SENİ SEVİYORUM..SENİ SEVİYORUM&#8230;SENİ ÇOK SEVİYORUM&#8230;,evet aynen böyleydi.ve bende ona aynı şekilde karşılık vermiştim ve evet hayatımda ilk kez birine SENİ SEVİYORUM demiştim,benim için anlamlı anlatamadığım kadar büyük olan o kelimeleri ilk defa biri için kulllanmıştım&#8230;rüyada gibiydim,çok mutluydum onu çok ama çok seviyodum..bana olan ilgisi üzerime titremesi,daha önce yaşamadığım ve görmediğim şeyleri yaşıyodum.Yanında iken o kadar mutluydumki anlatamam,oda çok mutlu olduğunu ve beni çok ama çok sevdiğni her seferinde söylüyordu.o kelimeleri çok fazla kullanıyordu,onun mutlu olduğunu görmek beni daha çok mutlu ediyodu..o kadar güzel bir beraberliğimiz vardıki ben artık hayatımın insanını bulduğumu ve artık onula bir ömür yaşayacağımızı düşünüyodum.<br />
herşey böyle güzl giderken ne olduysa aşkım heşeyim değişmeye başlamıştı,sürekli kaprisler yapmaya kavga etmek için bahaneler bulmaya başlamıştı ve ben tabiki her seferinde onu üzmemek için herşeyi haklıda olsam alttan almaya çalışıyodum..ama inanın bu benim pasifliğimden değil sadece onu herşeyden çok sevdiğim için üzülmesini tek damla gözyaşı dökmesine dayanamadığım için yapıyodum.bir yıla yakın bir zaman sonunda evlilik planları yapmaya başladığımız bir dönemde beni hayata küstüren şeyi yaptı ve benden ayrılmak istediğni söyledi hemde kısa bir telefon görüşmesinde:(((inanamıyordum buna sevdiğim insana neler olmuştu sanki o gitmiş yerine bir başkası gelmişti onu böyle değiştiren şeyin ne olduğunu bilmiyordum,bana ailesiyle sorunları olduğunu ve onu bana vermeyeceklerni söylemişti..ki bana daha önce ne olursa olsun herşeye rağmen beni bırakmayacağına dair defalarca söz vermişti,bu kadar çabuk pes edemezdi.mücadele etmemesi beni yıkmıştı ve ben onu o kadar iyi tanıyordumki o istedikten sonra ailesine bunu nkabul ettirebilirdi ama yapmadı..bende yaptığı şeyi kabül edemedim hazmedemedim.ve sonra onu hiçbir şekilde aramadım çok sevememe herşeyden çok sevmemem rağmen,elim defalarca telefona gitti ama bir türlü yapamadım zaten oda yapmadı.Bu olay beni çok yıpratmıştı bir türlü kendimi toparlayamıyordum,daha önce yapmadığım şeyleri yapıyodum insanların kalbini kırıyodum istemeden,yiyemiyodum içemiyordum,uyuyamıyordum&#8230;.sanki dünyayla ilişkimi kesmiş Azrailin gelip beni almasını bekliyodum inanın beni çok etkilemişti..aşkı bulmuşken ilk defa sevgiliyi bulmuşken ilk defa doyamadan terkedilmiştim&#8230;bunu bir türlü hazmedemiyorum hala&#8230;neyse uzun bir zamandan sonra çevremin telkinleriyle arkadaşlarımın yardımlarıyla kendimi biraz buldum ama hala kimseyi sevemiyorum&#8230;ve inanın hala onu ÇOK SEVİYORUM..belki yaptıklarından sonra hala onu nasıl seviyorsun diyebilirsiniz.ama elimde değil seviyorummmm.aşkı yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum AŞK ACI VERSEDE&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>28 Temmuz 2011 -- <a href="http://www.sevdadan.org/almanca-siir-siirleri-siiri.html" title="Almanca Siir Siirleri Siiri">Almanca Siir Siirleri Siiri</a><br /><small>Mein Herz ich will dich fragen - Kalbim sana sormak istiyorum ALm...</small></li><li>27 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/istiare-nedir.html" title="İstiare Nedir">İstiare Nedir</a><br /><small>Bir sözün benzetme amacı güdülerek başka bir söz yerine kullanılm...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ben-insan-degil-miyim-ibrahim-tatlises.html" title="Ben İnsan Değil miyim &#8211; İbrahim Tatlıses ">Ben İnsan Değil miyim &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Ben insan değil miyim
Ben kulun değil miyim
Tanrım,
Dünyaya be...</small></li><li>10 Eylül 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/cemal-unlu.html" title="Cemal  Ünlü">Cemal  Ünlü</a><br /><small>Cemal  Ünlü ( 1949) 1949'da Üsküdar'da doğdu. Mimar Sinan Ünivers...</small></li><li>23 Mart 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ice.html" title="ice">ice</a><br /><small>Genel Özellikleri: Kristal, crack, ice ya da metamfetamin olarak ...</small></li><li>11 Şubat 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sumela-manastirinda-16-yil-suren-restorasyon-calismalari.html" title="Sümela Manastırında 16 yıl süren restorasyon çalışmaları">Sümela Manastırında 16 yıl süren restorasyon çalışmaları</a><br /><small>Sümela Manastırı’nda 16 yıl süren restorasyon çalışmalarında proj...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bir-yildiz-kaydi-ibrahim-tatlises.html" title="Bir Yıldız Kaydı &#8211; İbrahim Tatlıses ">Bir Yıldız Kaydı &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Bir yıldız kaydı

Güzel bir filim başladı ben kadirim sende hül...</small></li><li>01 Mart 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/beyzam-sohbet.html" title="Beyzam Sohbet">Beyzam Sohbet</a><br /><small>Beyzam Chat Sohbet Odaları

Bizler Beyzam Sohbet olarak yıllard...</small></li><li>05 Ekim 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/turkiye-mexico-city-buyukelciligi-meksika.html" title="Türkiye Mexico City Büyükelçiliği &#8211; Meksika">Türkiye Mexico City Büyükelçiliği &#8211; Meksika</a><br /><small>Türkiye'nin Mexico City (Meksika) Büyükelçiliği resmi sitesinde, ...</small></li><li>18 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/erkek-severse.html" title="Erkek Severse">Erkek Severse</a><br /><small>Erkek severse katiksiz sever
Erkek severse delikanli gibi sever...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/hayattan-gercek-bir-kesit.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gece Ve Gündüz</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/gece-ve-gunduz.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/gece-ve-gunduz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:06:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[Bir bilge kişi, çölde ögrencileriyle otururken demiş ki; &#8221;Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?&#8221; Ögrencilerden biri;&#8221; Uzaktaki sürüye bakarım,&#8221; demiş, &#8221;koyunu keçiden ayıramadıgım zaman akşam olmuş demektir.&#8221; Başka bir ögrenci söz almış ve &#8221;Hocam&#8221; demiş, &#8221;İncir agacını, zeytin agacından ayırdıgım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bilge kişi, çölde ögrencileriyle otururken demiş ki; &#8221;Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?&#8221;<br />
Ögrencilerden biri;&#8221; Uzaktaki sürüye bakarım,&#8221; demiş, &#8221;koyunu keçiden ayıramadıgım zaman akşam olmuş demektir.&#8221;<br />
Başka bir ögrenci söz almış ve &#8221;Hocam&#8221; demiş, &#8221;İncir agacını, zeytin agacından ayırdıgım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.&#8221;<br />
Bilge kişi, uzun süre susmuş. Ögrenciler meraklanmışlar ve &#8221;Siz ne düşünüyorsunuz hocam?&#8221; diye sormuşlar.<br />
Bilge kişi şöyle demiş;<br />
&#8221;Yürürken karşıma bir kadın çıktıgında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona &#8221;bacım&#8221; diyebildigimde ve yine yürürken önüme çıkan erkegi, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim sayabildigimde anlarım ki; sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır&#8230;&#8221;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/etkileyici-sozler.html" title="Etkileyici Sozler">Etkileyici Sozler</a><br /><small> ♥ İLK GORUSTE ASKA INANIRMISIN? YOKSA DISARI CIKIP TEKRAR MI GIR...</small></li><li>13 Mart 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/the-plazanin-muduru-kacti.html" title="The Plazanin Muduru kacti">The Plazanin Muduru kacti</a><br /><small>Cavİt Çağlar’dan TMSF’ye geçen İstanbul Balmumcu’daki The Plaza O...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sevgiliye.html" title="Sevgiliye">Sevgiliye</a><br /><small>♥ Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağ...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/allahin-yarattigi-bir-kulum-iste-ibrahim-tatlises.html" title="Allahın Yarattığı Bir Kulum İşte &#8211; İbrahim Tatlıses ">Allahın Yarattığı Bir Kulum İşte &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Çok çileler çektim eşi bulunmaz
Hep içime attım sesim duyulmaz
...</small></li><li>01 Mart 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/beyzam-sohbet.html" title="Beyzam Sohbet">Beyzam Sohbet</a><br /><small>Beyzam Chat Sohbet Odaları

Bizler Beyzam Sohbet olarak yıllard...</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/tren-fikrasi.html" title="Tren Fikrasi">Tren Fikrasi</a><br /><small>Bir gün 7 avcı ava giderler. Önlerine bir tavşan deliği çıkar.
İ...</small></li><li>11 Şubat 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sevdadan-mirc-635-yukle.html" title="Sevdadan mIRC 6.35 yukle">Sevdadan mIRC 6.35 yukle</a><br /><small>Sevdadan Seviyo mIRC 6.35 çıktı

[caption id="attachment_418" a...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ataturk-mesajlari.html" title="Ataturk Mesajlari">Ataturk Mesajlari</a><br /><small>ATATÜRK DİYORKİ;

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet...</small></li><li>10 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/patlican-salatasi-malzemeleri-yapilisi-hazirlanisi.html" title="Patlıcan Salatası Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı">Patlıcan Salatası Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı</a><br /><small>Patlıcan Salatası Tarifleri, Patlıcan Salatası Nasıl Yapılır, Pat...</small></li><li>29 Mayıs 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/denizli-sesli-sohbet.html" title="Denizli Sesli Sohbet">Denizli Sesli Sohbet</a><br /><small>Denizli Sesli Chat Sohbet Seslichat SesliSohbet Muhabbet Mirc oda...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/gece-ve-gunduz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilge Hikayesi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/bilge-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/bilge-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2008 14:19:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilge]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikeyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;..Bilge yaşlı adamla karşılaştığında ilk sorusu senin kadar akıllı olmam ne kadar sürecek olmuş. Yanıt çabuk gelmiş; - 5 yıl Bunun çok uzun süre olduğunu söylemiş genç adam. - Ya iki kat çok çalışırsam? demiş - O halde 10 yıl demiş usta - 10! Bu çok daha uzun. Ya hergün ve gece çalışırsam, her saat? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;&#8230;..Bilge yaşlı adamla karşılaştığında ilk sorusu senin kadar akıllı<br />
olmam ne kadar sürecek olmuş.<br />
Yanıt çabuk gelmiş;<br />
- 5 yıl<br />
Bunun çok uzun süre olduğunu söylemiş genç adam.<br />
- Ya iki kat çok çalışırsam? demiş<br />
- O halde 10 yıl demiş usta<br />
- 10! Bu çok daha uzun. Ya hergün ve gece çalışırsam, her saat? diye<br />
üsteleyince genç.<br />
- 15 yıl demiş bilge.<br />
- Anlamıyorum diye yanıtlamış genç.<br />
- Her seferinde amacıma ulaşmak için daha fazla enerji harcayacağıma<br />
söz<br />
verdim ve sen daha uzun süreceğini söyledin; neden? diye sormuş.<br />
- Cevabı basit demiş bilge.<br />
- Bir gözün hedefe sabitlersen, sana yolculuğunda kılavuzluk edecek<br />
yalnızca bir gözün kalır. Bu daha açık oldu mu? diye sormuş&#8230;&#8230;&#8221;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/duvar-yazilari.html" title="Duvar Yazilari">Duvar Yazilari</a><br /><small>♥ 8 zayıflı bir karne bulan , insaniyet namına çöpe atsın..

  ...</small></li><li>07 Ocak 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/istirap-ve-tuz.html" title="istirap ve tuz">istirap ve tuz</a><br /><small>Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet
etmes...</small></li><li>12 Nisan 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ayak-sesleri-leman-sam.html" title="Ayak Sesleri &#8211; Leman Sam ">Ayak Sesleri &#8211; Leman Sam </a><br /><small>Ardımda ayak sesleri
Geçmişin şarkısı gibi
Nedir bu Adım Adım y...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/komik-mesajlar-4.html" title="Komik Mesajlar 4">Komik Mesajlar 4</a><br /><small>♥ Yigidin cep telefonu meydandadir.

  ♥ Alismadik cepte telefo...</small></li><li>11 Şubat 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sumela-manastirinda-16-yil-suren-restorasyon-calismalari.html" title="Sümela Manastırında 16 yıl süren restorasyon çalışmaları">Sümela Manastırında 16 yıl süren restorasyon çalışmaları</a><br /><small>Sümela Manastırı’nda 16 yıl süren restorasyon çalışmalarında proj...</small></li><li>08 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aksam-bize-gel.html" title="Aksam Bize Gel">Aksam Bize Gel</a><br /><small>Evleri kahvenin karşısındadır
Yaşın sormayın onbeşindedir
Boyu ...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bebegim-ibrahim-tatlises.html" title="Bebeğim &#8211; İbrahim Tatlıses ">Bebeğim &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Seni ben çok sevdim delicesine
Seni ben çok sevdim ölürcesine
S...</small></li><li>01 Ekim 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/gercek-ask.html" title="Gercek Ask">Gercek Ask</a><br /><small>Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:...</small></li><li>19 Ekim 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/cengiz-kurtoglu-ayaz-geceler.html" title="Cengiz Kurtoglu Ayaz geceler">Cengiz Kurtoglu Ayaz geceler</a><br /><small>Geceler sessiz sessiz yağar
Yağar sabahlara kadar
Ağlama gönül ...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/dostluk-mesajlari.html" title="Dostluk Mesajlari">Dostluk Mesajlari</a><br /><small>♥ Kimsesiz zamanların yalnızlığında,aydınlık diyarların masalsı g...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/bilge-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Oyku</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/bir-oyku.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/bir-oyku.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektör&#8217;ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti&#8230; Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi? Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı.. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu.. Yaşlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip<br />
utangaç bir tavırla rektör&#8217;ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından<br />
fırlayarak önlerini kesti&#8230; Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların<br />
Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?</p>
<p>Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..<br />
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..<br />
Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; &#8220;Bekleriz&#8221; diye mırıldandı&#8230;<br />
Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan<br />
masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter,<br />
dayanamayarak yerinden kalktı. &#8220;Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa<br />
gidecekleri yok&#8221; diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu..</p>
<p>Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini<br />
bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.<br />
Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?<br />
Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.</p>
<p>Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard&#8217;da okuyan oğullarını bir yıl önce<br />
bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun<br />
anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.</p>
<p>Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. &#8220;Madam&#8221;<br />
dedi, sert bir sesle, &#8220;Biz Harvard&#8217;da okuyan ve sonra ölen herkes için<br />
bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır, hayır&#8221; diyerek haykırdı yaşlı kadın.. &#8220;Anıt değil&#8230; Belki, Harvard&#8217;a<br />
bir bina yaptırabiliriz&#8221;. Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar<br />
fırlatarak, &#8220;Bina mı?&#8221; diyerek tekrarladı, &#8220;Siz bir binanın kaça mal olduğunu<br />
biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan<br />
fazlasına çıktı&#8230;&#8221;</p>
<p>Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan<br />
kurtulabilirdi.. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: &#8220;Üniversite<br />
inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin<br />
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?&#8221;</p>
<p>Rektör&#8217;ün yüzü karmakarışıktı.. Yaşlı adam başıyla onayladı.<br />
Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California&#8217;ya,<br />
Palo Alto&#8217;ya geldiler. Ve Harvard&#8217;ın artık umursamadığı oğulları için<br />
onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.</p>
<p>Amerika&#8217;nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD&#8217;u.</p>
<p>=========</p>
<p>Ayağınıza kadar gelip, sizinle görüşmek isteyen insanlara<br />
yaklaşmadan önce bir kez daha düşünmeniz dileğiyle&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>23 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/agizda-karanfil-bulundurmak-orucu-bozar-mi.html" title="Ağızda karanfil bulundurmak orucu bozar mı">Ağızda karanfil bulundurmak orucu bozar mı</a><br /><small>Öncelikle mekruh olur. Çünkü tadı ve kokusu olan bir şeyi ağıza a...</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ormanin-krali.html" title="Ormanin Krali">Ormanin Krali</a><br /><small>Ormanda kıral seçimi yapılır , aday iki kişidir biri aslan , biri...</small></li><li>12 Nisan 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ayriliga-dayanamam-leman-sam.html" title="Ayrılığa Dayanamam &#8211; Leman Sam ">Ayrılığa Dayanamam &#8211; Leman Sam </a><br /><small>Hep bir seyi unutmus gibi,  gülü dalda kurutmus gibi
Yeni yetme ...</small></li><li>28 Haziran 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/karsiliksiz-ask.html" title="Karsiliksiz Ask">Karsiliksiz Ask</a><br /><small>Bu yazıda, Hegelci felsefenin insan arzusu anlayışından ve ilişki...</small></li><li>21 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/trojan-killer.html" title="Trojan Killer">Trojan Killer</a><br /><small>Trojan Killer ücretsiz bir zararlı yazılım (malware) temizleme ar...</small></li><li>07 Ocak 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/gelecegini-biliyordum.html" title="Gelecegini Biliyordum">Gelecegini Biliyordum</a><br /><small>Savaşın en kanlı günlerinden biri..

Asker, en iyi arkadaşının ...</small></li><li>26 Ocak 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sok-diyet-listeleri-hizli-kilo-verme-unlulerin-diyetleri.html" title="Şok Diyet Listeleri Hızlı Kilo Verme Ünlülerin Diyetleri">Şok Diyet Listeleri Hızlı Kilo Verme Ünlülerin Diyetleri</a><br /><small>Şok Diyet Listeleri Hızlı Kilo Verme Ünlülerin Diyetleri

	Az Y...</small></li><li>09 Mart 2011 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aydin-facebook-face-book-feysbuk.html" title="Aydin facebook face book feysbuk">Aydin facebook face book feysbuk</a><br /><small>Aydin facebook face book feysbuk odalarina asagidaki facebok resm...</small></li><li>19 Eylül 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sevdamizi-sensizlikten-oldurdun.html" title="Sevdamızı Sensizlikten Öldürdün">Sevdamızı Sensizlikten Öldürdün</a><br /><small>Kaldı mı sevgili,dünyada vefa
Hasreti tattırdın bana kaç defa
S...</small></li><li>10 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/anali-kizli-tarifi-malzemeleri-yapilisi-hazirlanisi.html" title="Analı Kızlı Tarifi Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı">Analı Kızlı Tarifi Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı</a><br /><small>Analı Kızlı Tarifleri, Analı Kızlı Nasıl Yapılır, Analı Kızlı Haz...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/bir-oyku.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hatira</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/hatira.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/hatira.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi&#8230; Canını feda edecek birini arıyorlardı&#8230; Genç kız ise hergün hastahane odasında biraz daha solmaktaydı. Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu&#8230; Gözlerini kapadı, bu küçük odada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi&#8230; Canını feda edecek birini arıyorlardı&#8230;</p>
<p>Genç kız ise hergün hastahane odasında biraz daha solmaktaydı. Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu&#8230; Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı&#8230; Yinede engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına, fakir ama onu seven sevgilisi&#8230; Hergün aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu&#8230;&#8221;Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var&#8221; demişti delikanlı&#8230; Genç kızda zaten başka birşey istemiyordu&#8230;Sevgiye muhtaç biri, sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdiki&#8230; Ama olmamıştı işte, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş, onları ayırmıştı&#8230; İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi.. Ne önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi&#8230;</p>
<p>Ayrılıklarından bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti&#8230;Her günü zehir, her günü hüsran&#8230;Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı&#8230; Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı, bir zamanlar ellerinin, elerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi&#8230; En çokta saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş, koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu. Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.. Belki sevdiği yanında olsa, kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama&#8230; Zaten artık ölüm umrunda değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki.. Tekrar o geldi aklına&#8230; Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık&#8230; Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufakta olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu&#8230; Oysa sevdiği, kimbilir kiminle beraberdi&#8230;Kendi sevgi dolu kalbinin kimseyle paylaşmayı düşünmemişti bile, ama acaba o paylaşmış mıydı? Onun sevgisini silmiş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha ağır geliyordu genç kıza&#8230; Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada.. Ama sevdiğinden bi hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti. Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belkide sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler içinde derinliğe daldı&#8230;</p>
<p>Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı.. Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı&#8230;<br />
O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. 1 hafta sonra tekrar gözlerini açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki birşeyler eksikti&#8230; Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu.. Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı&#8230; Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu&#8230; Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlamış, ama ameliyat kolay değil, bir aydan geçer demişti doktor. Aylar geçmişti ama hala aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Hergün onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlarla.. En çokta kan kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi. Oda genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle&#8230;</p>
<p>Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti. Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı. Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı. Yılar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği sevdiğinin kokusu vardı mektupta.. Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip oturdu yavaşça&#8230;Kağıdı açtı. Ve elleri titreyerek okumaya başladı.</p>
<p>&#8220;Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe 2 sevginin sığmayacağını bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim&#8230; Her günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin dahada artıyordu.. Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden dahada hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım&#8230; Hergün yazdım, her gün okudum, senelerce ağladım&#8230; Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime, sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım&#8230; Ve bir gün herşeyi değiştirecek bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim&#8230; Ve değerlendirdim&#8230; Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye.. Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık&#8230; Senden çok uzaklardayım belki, ama yinede seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hemde her gece&#8230; Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi bildiğimi sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi sevmemizin 6. senesi&#8230; Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarında sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak olur mu? Çünkü gözyaşlarımla, adını yazdım ona&#8230;Seni senden bile çok seven bir sevgi var kalbinin içinde&#8230; Unutma, kırmızı gülüde unutma olur mu??&#8230; Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadarda Seveceğim&#8230;<br />
Sevgilin&#8230;.&#8221;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>02 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ayrilik-mesajlari-2.html" title="Ayrılık Mesajları">Ayrılık Mesajları</a><br /><small>♥ Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek. Suskunluğun en acıması...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/komik-mesajlar-3.html" title="Komik Mesajlar 3">Komik Mesajlar 3</a><br /><small> ♥ Araçlarda cep telefonunuzu kapatınız.TELEF olmayınız.

  ♥ S...</small></li><li>29 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/tskdan-yalanlama.html" title="TSKdan yalanlama">TSKdan yalanlama</a><br /><small>Genelkurmay Başkanlığı, dün Erzincan’da bir motorize askeri birli...</small></li><li>28 Haziran 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/askta-bilinmiyenler.html" title="Askta bilinmiyenler">Askta bilinmiyenler</a><br /><small>Harris Aksiyonu: Bütün iyiler kapılmıştır.

- Paralel Teori: Ha...</small></li><li>07 Ocak 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/hacer-menekse.html" title="Hacer menekse">Hacer menekse</a><br /><small>Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi.
Çocukluğunun geç...</small></li><li>21 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/swift-antivirus.html" title="Swift AntiVirus">Swift AntiVirus</a><br /><small>Swift AntiVirus, virüslere, solucanlara, trojanlara ve dialer yaz...</small></li><li>30 Eylül 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ruyada-adliye-gormek.html" title="Rüyada ADLİYE görmek">Rüyada ADLİYE görmek</a><br /><small>Rüyada adliye binası görülmesi pek hayırlı değildir ve çeşitli yo...</small></li><li>04 Haziran 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/antalya-sesli.html" title="Antalya Sesli">Antalya Sesli</a><br /><small>Antalya SesliSohbet SesliChat SesliMuhabbet Sesli Cam Sohbet Chat...</small></li><li>25 Şubat 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ah-istanbul-sezen-aksu.html" title="Ah İstanbul &#8211; Sezen Aksu ">Ah İstanbul &#8211; Sezen Aksu </a><br /><small>Uzanıp kanlıca'nın orta yerinde bir taşa
Gözümün yaşını yüzdürür...</small></li><li>07 Ocak 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/orda-bahar-geldi-mi-bilmem-ama.html" title="Orda Bahar Geldi mi Bilmem Ama">Orda Bahar Geldi mi Bilmem Ama</a><br /><small>Birgün kasabamızın küçük patikasından yukarıya doğru tırmanıyordu...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/hatira.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastane Odasi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/hastane-odasi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/hastane-odasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[İki yatak ve hayat ile ölüm arasındaki çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası&#8230; yataklardan biri pencere önünde, diğeri duvar dibinde&#8230; pencere kenarındaki sabahtan akşama kadar, pencereden dışarıya bakıp seyrettiklerini duvar dibinde bir şey görmeyen, aynı kaderi paylaşan hasta arkadaşına anlatıyor: &#8220;-bugün deniz dünden daha durgun&#8230; rüzgar hafif esiyor olmalı&#8230; beyaz yelkenliler denizde belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki yatak ve hayat ile ölüm arasındaki çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası&#8230;</p>
<p>yataklardan biri pencere önünde, diğeri duvar dibinde&#8230; pencere kenarındaki sabahtan akşama kadar, pencereden dışarıya bakıp seyrettiklerini duvar dibinde bir şey görmeyen, aynı kaderi paylaşan hasta arkadaşına anlatıyor:</p>
<p>&#8220;-bugün deniz dünden daha durgun&#8230; rüzgar hafif esiyor olmalı&#8230; beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyor, kuğu gibi süzülüyorlar&#8230; park mı?&#8230; ha, park henüz tenha. salıncakların ikisi dolu, ikisi boş&#8230; geçen haftaki sevgililer yine geldiler. hep el-eleler&#8230; bir sıraya oturdular. gözlerini birbirlerinden ayırmıyorlar. erkek bilgiç tavırla birşeyler anlatıyor. nekadar da bir birlerine yakışıyorlar&#8230; ah kardeşim görmelisin. erguvanlar bugün çıldırmış&#8230; öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış&#8230; erikler desen keza, tepeden tırnağa beyazlar giyinmiş, gelinler gibi. işte parkın neşesi çocuklar geldi. ellerinde rengarenk uçurtmalar, balonlar&#8230; umutlarını göğe uçuruyorlar. bugün martıların keyfine diyecek yok. masmavi denizin üzerinde gösteri uçuşu yapıyorlar. arada bir suya şöyle bir dokunup günlük yiyeceklerini topluyorlar&#8221;&#8230;<br />
Bu böyle hergün sürüp giderken, her gördüğünü anlatıp dururken ansızın yeni bir kalp krizi geçirir pencere yanındaki adam&#8230; duvar dibindeki düğmeye bassa doktoru çağırabilir ve belkide arkadaşı kurtulabilir. ama&#8230; ama yapmıyor işte.<br />
şeytan karışıyor işe. arkadaşı ölürse pencere kenarı boşalacak ve kendisi oraya geçecek. bugüne kadar kulaklarıyla duyduklarını gözleriyle de görecek ve duvar dibindeki düğmeye basmaz ve arkadaşı ölür. ertesi gün duvar dibindekini yatağından pencere kenarındaki yatağa taşırlar. beklediği an gelmiştir artık. yattığı yerden pencereden dışarıya bakar&#8230; dışarıda kapkara bir duvar&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/esik-tasi-ibrahim-tatlises.html" title="Eşik Taşı &#8211; İbrahim Tatlıses ">Eşik Taşı &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Eşik taşı

Aman oturmuşta eşik taşına  ) 2

Gelene geçene der...</small></li><li>24 Kasım 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sinop-sohbet-chat-mirc-mrc-irc-muhabbet-kanallari.html" title="Sinop Sohbet chat mirc mrc irc Muhabbet Kanallari">Sinop Sohbet chat mirc mrc irc Muhabbet Kanallari</a><br /><small>

Sinop ilçeleri
Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, G...</small></li><li>13 Temmuz 2011 -- <a href="http://www.sevdadan.org/k-lite-codec-pack-full.html" title="K-Lite Codec Pack Full">K-Lite Codec Pack Full</a><br /><small>Program Tanıtımı: K-Lite Codec Pack videolar için gerekli olan co...</small></li><li>27 Eylül 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sebnem-ferah-okyanus-sarki-sozleri.html" title="Şebnem Ferah Okyanus Şarkı sözleri">Şebnem Ferah Okyanus Şarkı sözleri</a><br /><small>Şebnem ferah okyanus, şebnem ferah okyanus şarkı sözleri, okyanus...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/sitem-sozleri.html" title="Sitem Sozleri">Sitem Sozleri</a><br /><small> Korkum Sevmek Değil; Korkum Sevipte Ayrılmak… Korkum Kurşun Yeme...</small></li><li>29 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ahmet-safak-kirmizi-baslikli-kiz.html" title="Ahmet Şafak Kırmızı Başlıklı Kız">Ahmet Şafak Kırmızı Başlıklı Kız</a><br /><small>

fransız kaldın güzel gel gel aramıza gel
derinlere daldın gü...</small></li><li>15 Aralık 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/bilge-hikayesi.html" title="Bilge Hikayesi">Bilge Hikayesi</a><br /><small>".....Bilge yaşlı adamla karşılaştığında ilk sorusu senin kadar a...</small></li><li>27 Kasım 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/domdom-kursunu-ibrahim-tatlises.html" title="Domdom Kurşunu &#8211; İbrahim Tatlıses ">Domdom Kurşunu &#8211; İbrahim Tatlıses </a><br /><small>Kaşlarının arasına domdom kurşunu değdi
Bin avcı vurdu beni bin ...</small></li><li>29 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/aliyevden-sok-aciklamalar.html" title="Aliyevden şok açıklamalar">Aliyevden şok açıklamalar</a><br /><small>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye’nin Azeri doğalgaz...</small></li><li>10 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/anali-kizli-tarifi-malzemeleri-yapilisi-hazirlanisi.html" title="Analı Kızlı Tarifi Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı">Analı Kızlı Tarifi Malzemeleri Yapılışı Hazırlanışı</a><br /><small>Analı Kızlı Tarifleri, Analı Kızlı Nasıl Yapılır, Analı Kızlı Haz...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/hastane-odasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sedef Cicegi</title>
		<link>http://www.sevdadan.org/sedef-cicegi.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.org/sedef-cicegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.org/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu. Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına: &#8220;Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?&#8221; Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı. &#8220;Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan&#8230;&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu. Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına:<br />
&#8220;Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?&#8221;<br />
Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı.<br />
&#8220;Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan&#8230;&#8221;<br />
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda&#8230; Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu. Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından? Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı&#8230; Kadın neler diyecekti ? Herkes, onu dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti:<br />
&#8220;Bizim bir sedef çiçeği vardı çok sevdiğim&#8230; O bilmez&#8230; 50 yıl önceydi &#8230;. O çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş açmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye&#8230; İyi gelirmiş derlerdi. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kerede bu çiçeği ben sulayayım demedi. Taa ki geçen geceye kadar&#8230;O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım&#8230; Ben, böyle bir adamla 50 yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim. Ondan hiç bir şey görmedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.&#8221;<br />
Hakim yaşlı adama dönerek;<br />
-&#8221;Diyeceğin bir şey var mi, baba?&#8221; dedi.<br />
Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi. Tane tane konuştu :<br />
-&#8221;Askerliğimi Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin, görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadime&#8217;mi de orada tanıdım. Sedefleri de&#8230; Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. İlk evlendiğimiz günlerin birinde, boyun ağrısı nedeniyle, onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa; boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezinsin dedi. Hekimi pek dinlemedi bizim hatun&#8230; Lafım geçmedi&#8230; O günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz tuttu. Ben ona: &#8220;Gece çiçek sularsan geçer dedim. Adak dilettim&#8230; Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiğim kadını, yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece, o çiçek ben oldum sanki&#8230;&#8221; dedi adam. O yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle&#8230;<br />
&#8220;Her gece, o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez, hakim bey&#8230; Geçen gece de&#8230; Yaşlılık&#8230; Ben de uyanamadım. Uyandıramadım&#8230; Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi. Suçlandım&#8230; Sesimi çıkartamadım&#8230;&#8221;</p>
<h2  class="related_post_title">Sevdadan chat sohbet muhabbet ask Din Guncel</h2><ul class="related_post"><li>19 Nisan 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/yozgat-sohbet.html" title="Yozgat Sohbet">Yozgat Sohbet</a><br /><small>Van Sohbet - Van Chat - Van Muhabbet - Van Mirc Odalarinda lütfen...</small></li><li>15 Ağustos 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/radyo-romantik-turk.html" title="Radyo Romantik Türk">Radyo Romantik Türk</a><br /><small>Radyo Romantik Türk Resmi Sitesi

Radyo Romantik Türk internet ...</small></li><li>11 Şubat 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/adana-devlet-tiyatrosu.html" title="Adana Devlet Tiyatrosu">Adana Devlet Tiyatrosu</a><br /><small>Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nin 368 kişilik salonunda oyunla...</small></li><li>07 Nisan 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/songul-oden-%e2%80%93-songul-oden-resimleri.html" title="Songül Öden – Songül Öden resimleri">Songül Öden – Songül Öden resimleri</a><br /><small>Orta Doğuyu Gümüş ordaki adı ile Nur dizisi ile kavıran Songül ÖD...</small></li><li>28 Ocak 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/mhpnin-oylari-terorle-artiyor.html" title="MHPnin oyları terörle artıyor ">MHPnin oyları terörle artıyor </a><br /><small>Ak Parti’nin hazırladığı ‘demokratik açılım’ kitabından: Başarısı...</small></li><li>21 Kasım 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/dekart-sim-manager-download-sim-kart-yonetme-duzenleme-onarma-yedek-alma-yukleme-programi-indir.html" title="Dekart SIM Manager Download SIM Kart Yönetme Düzenleme Onarma Yedek Alma Yükleme Programı indir">Dekart SIM Manager Download SIM Kart Yönetme Düzenleme Onarma Yedek Alma Yükleme Programı indir</a><br /><small>

Dekart SIM Manager v2.6 Download SIM Kart  Yönetme Düzenleme ...</small></li><li>25 Şubat 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/alev-alev-sezen-aksu.html" title="Alev Alev &#8211; Sezen Aksu ">Alev Alev &#8211; Sezen Aksu </a><br /><small>Ellerin ne kadar sıcak
Tıpkı ateş gibi
Bakışların ne kadar yumu...</small></li><li>04 Haziran 2010 -- <a href="http://www.sevdadan.org/antalya-sesli.html" title="Antalya Sesli">Antalya Sesli</a><br /><small>Antalya SesliSohbet SesliChat SesliMuhabbet Sesli Cam Sohbet Chat...</small></li><li>04 Ocak 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.org/duvar-yazilari.html" title="Duvar Yazilari">Duvar Yazilari</a><br /><small>♥ 8 zayıflı bir karne bulan , insaniyet namına çöpe atsın..

  ...</small></li><li>02 Ekim 2009 -- <a href="http://www.sevdadan.org/ask-sozleri-3.html" title="Aşk Sözleri">Aşk Sözleri</a><br /><small>Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
Duyduğum en derin sevgi se...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.org/sedef-cicegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

