Bilge Hikayesi

Etiketler: » »
Yazar admin tarih Ara 15th, 2008

“…..Bilge yaÅŸlı adamla karşılaÅŸtığında ilk sorusu senin kadar akıllı
olmam ne kadar sürecek olmuş.
Yanıt çabuk gelmiş;
- 5 yıl
Bunun çok uzun süre olduğunu söylemiş genç adam.
- Ya iki kat çok çalışırsam? demiş
- O halde 10 yıl demiş usta
- 10! Bu çok daha uzun. Ya hergün ve gece çalışırsam, her saat? diye
üsteleyince genç.
- 15 yıl demiş bilge.
- Anlamıyorum diye yanıtlamış genç.
- Her seferinde amacıma ulaşmak için daha fazla enerji harcayacağıma
söz
verdim ve sen daha uzun süreceğini söyledin; neden? diye sormuş.
- Cevabı basit demiş bilge.
- Bir gözün hedefe sabitlersen, sana yolculuğunda kılavuzluk edecek
yalnızca bir gözün kalır. Bu daha açık oldu mu? diye sormuÅŸ……”

Bir Oyku

Yazar admin tarih Eki 19th, 2008

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip
utangaç bir tavırla rektör’ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından
fırlayarak önlerini kesti… Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taÅŸralıların
Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?

Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..
YaÅŸlı kadın, çekingen bir tavırla; “Bekleriz” diye mırıldandı…
Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan
masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter,
dayanamayarak yerinden kalktı. “Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa
gidecekleri yok” diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu..

Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini
bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.
Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?
Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.

YaÅŸlı kadın hemen söze baÅŸladı. Harvard’da okuyan oÄŸullarını bir yıl önce
bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun
anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.

Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. “Madam”
dedi, sert bir sesle, “Biz Harvard’da okuyan ve sonra ölen herkes için
bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner…”

“Hayır, hayır” diyerek haykırdı yaÅŸlı kadın.. “Anıt deÄŸil… Belki, Harvard’a
bir bina yaptırabiliriz”. Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar
fırlatarak, “Bina mı?” diyerek tekrarladı, “Siz bir binanın kaça mal olduÄŸunu
biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan
fazlasına çıktı…”

Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan
kurtulabilirdi.. YaÅŸlı kadın, sessizce kocasına döndü: “Üniversite
inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?”

Rektör’ün yüzü karmakarışıktı.. YaÅŸlı adam başıyla onayladı.
Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. DoÄŸu California’ya,
Palo Alto’ya geldiler. Ve Harvard’ın artık umursamadığı oÄŸulları için
onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.

Amerika’nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD’u.

=========

Ayağınıza kadar gelip, sizinle görüşmek isteyen insanlara
yaklaÅŸmadan önce bir kez daha düşünmeniz dileÄŸiyle…

Hatira

Yazar admin tarih Eki 19th, 2008

Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya baÅŸlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermiÅŸlerdi… Canını feda edecek birini arıyorlardı…

Genç kız ise hergün hastahane odasında biraz daha solmaktaydı. Yine yalnızdı odasında, gözü yaÅŸlı, boynu bükük ölümü bekliyordu… Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı… Yinede engel olamadı pınar gibi çaÄŸlayan gözyaÅŸlarına. SevdiÄŸi geldi aklına, fakir ama onu seven sevgilisi… Hergün aynı ÅŸeyleri düşünüyor, anıları bir film ÅŸeridi gibi gözünün önünden geçiyordu…”Param yok ama sana verebileceÄŸim sevgi dolu bir kalbim var” demiÅŸti delikanlı… Genç kızda zaten baÅŸka birÅŸey istemiyordu…Sevgiye muhtaç biri, sevdiÄŸinin sevgisinden baÅŸka ne isteyebilirdiki… Ama olmamıştı iÅŸte, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiÅŸ, onları ayırmıştı… İşte paranın geçmediÄŸi zamanlara gelmiÅŸlerdi.. Ne önemi vardı artık? Åžu son günlerinde, sevdiÄŸi yanında olsa yeterdi…

Ayrılıklarından bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yıl geçmiÅŸti…Her günü zehir, her günü hüsran…Ama genç kız hep sevgisini yüreÄŸinde taşımış, kalbini kimseyle paylaÅŸmamıştı. SevdiÄŸini düşündü iÅŸte o an.. Acaba o neler yapmıştı bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiÅŸ, çoluk çocuÄŸa karışmıştı… Gözlerinden bir damla yaÅŸ daha damladı kurumuÅŸ, bitmiÅŸ ellerine. Ellerine baktı, bir zamanlar ellerinin, elerini tuttuÄŸunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi… En çokta saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiÄŸi öpmüş, koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuÄŸunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu. Kalbi yine sızlamaya baÅŸlamıştı.. Belki sevdiÄŸi yanında olsa, kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaÅŸama… Zaten artık ölüm umrunda deÄŸildi genç kızın. SevdiÄŸinden ayrı yaÅŸamanın ölümden ne farkı vardı ki.. Tekrar o geldi aklına… KeÅŸke keÅŸke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık… Gözleri pınar gibi çaÄŸlamaya baÅŸladı. SevdiÄŸini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufakta olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu… Oysa sevdiÄŸi, kimbilir kiminle beraberdi…Kendi sevgi dolu kalbinin kimseyle paylaÅŸmayı düşünmemiÅŸti bile, ama acaba o paylaÅŸmış mıydı? Onun sevgisini silmiÅŸ atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha ağır geliyordu genç kıza… Ölmek istedi, artık yaÅŸamak istemiyordu bu dünyada.. Ama sevdiÄŸinden bi hatıra almadan ölmeyeceÄŸine and içmiÅŸti. Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belkide sevdiÄŸi onu unutmuÅŸtu.. Bu düşünceler içinde derinliÄŸe daldı…

Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı.. Bir meleÄŸi andıran masum yüzü, sevdiÄŸinin özleminden sırılsıklamdı…
O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸti. 1 hafta sonra tekrar gözlerini açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki birÅŸeyler eksikti… Aradan aylar geçmiÅŸ genç kız artık iyice iyileÅŸmiÅŸti. Ama içindeki burukluÄŸu bir türlü atamıyordu. SevdiÄŸi aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu.. Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı… Kalbi yine sızlamaya baÅŸlamıştı. Yeni kalbi onu iyileÅŸtirmiÅŸti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya baÅŸlıyordu… Genç kız bir anlam veremediÄŸi bu durumu doktora anlamış, ama ameliyat kolay deÄŸil, bir aydan geçer demiÅŸti doktor. Aylar geçmiÅŸti ama hala aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Hergün onlarla saatlerce dertleÅŸiyor, zaman zaman aÄŸlıyordu onlarla.. En çokta kan kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi. Oda genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber aÄŸlıyordu. Onu sevdiÄŸi gibi görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiÄŸini ilk gördüğünde ona hediye edeceÄŸine dair yemin etmiÅŸti. BaÅŸka türlü paylaÅŸamazdı gülünü kimseyle…

Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa iliÅŸti. Yavaşça eÄŸilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya baÅŸladı. Ne olduÄŸunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı. Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı atmaya baÅŸladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı. Yılar yılı özlemini çektiÄŸi, yanında olabilmek için canını bile verebileceÄŸi sevdiÄŸinin kokusu vardı mektupta.. Başı dönmeye baÅŸladı. KoltuÄŸuna geçip oturdu yavaşça…Kağıdı açtı. Ve elleri titreyerek okumaya baÅŸladı.

“Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe 2 sevginin sığmayacağını bildiÄŸimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim… Her günüm diÄŸerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin dahada artıyordu.. Sana kitapları dolduracak kadar ÅŸiirler yazdım. Her biri diÄŸerinden dahada hüzünlüydü. Yazdım, okudum, aÄŸladım… Hergün yazdım, her gün okudum, senelerce aÄŸladım… Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında olmayı istedim. Ve her gece sensizliÄŸe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime, sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım… Ve bir gün herÅŸeyi deÄŸiÅŸtirecek bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı deÄŸerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim… Ve deÄŸerlendirdim… Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye.. Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık… Senden çok uzaklardayım belki, ama yinede seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hemde her gece… Seni seviyor, seyrediyor ve eÄŸilip sen uyurken yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiÄŸimi bildiÄŸimi sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi sevmemizin 6. senesi… Hep ben geldim ÅŸimdiye kadar senin yanına, yarında sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiÄŸim, kalbime iyi bak olur mu? Çünkü gözyaÅŸlarımla, adını yazdım ona…Seni senden bile çok seven bir sevgi var kalbinin içinde… Unutma, kırmızı gülüde unutma olur mu??… Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadarda SeveceÄŸim…
Sevgilin….”

Hastane Odasi

Yazar admin tarih Eki 19th, 2008

İki yatak ve hayat ile ölüm arasındaki çizgide yaÅŸamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası…

yataklardan biri pencere önünde, diÄŸeri duvar dibinde… pencere kenarındaki sabahtan akÅŸama kadar, pencereden dışarıya bakıp seyrettiklerini duvar dibinde bir ÅŸey görmeyen, aynı kaderi paylaÅŸan hasta arkadaşına anlatıyor:

“-bugün deniz dünden daha durgun… rüzgar hafif esiyor olmalı… beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyor, kuÄŸu gibi süzülüyorlar… park mı?… ha, park henüz tenha. salıncakların ikisi dolu, ikisi boÅŸ… geçen haftaki sevgililer yine geldiler. hep el-eleler… bir sıraya oturdular. gözlerini birbirlerinden ayırmıyorlar. erkek bilgiç tavırla birÅŸeyler anlatıyor. nekadar da bir birlerine yakışıyorlar… ah kardeÅŸim görmelisin. erguvanlar bugün çıldırmış… öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış… erikler desen keza, tepeden tırnaÄŸa beyazlar giyinmiÅŸ, gelinler gibi. iÅŸte parkın neÅŸesi çocuklar geldi. ellerinde rengarenk uçurtmalar, balonlar… umutlarını göğe uçuruyorlar. bugün martıların keyfine diyecek yok. masmavi denizin üzerinde gösteri uçuÅŸu yapıyorlar. arada bir suya şöyle bir dokunup günlük yiyeceklerini topluyorlar”…
Bu böyle hergün sürüp giderken, her gördüğünü anlatıp dururken ansızın yeni bir kalp krizi geçirir pencere yanındaki adam… duvar dibindeki düğmeye bassa doktoru çağırabilir ve belkide arkadaşı kurtulabilir. ama… ama yapmıyor iÅŸte.
ÅŸeytan karışıyor iÅŸe. arkadaşı ölürse pencere kenarı boÅŸalacak ve kendisi oraya geçecek. bugüne kadar kulaklarıyla duyduklarını gözleriyle de görecek ve duvar dibindeki düğmeye basmaz ve arkadaşı ölür. ertesi gün duvar dibindekini yatağından pencere kenarındaki yataÄŸa taşırlar. beklediÄŸi an gelmiÅŸtir artık. yattığı yerden pencereden dışarıya bakar… dışarıda kapkara bir duvar…

Sedef Cicegi

Yazar admin tarih Eki 19th, 2008

Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu. Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına:
“Anlat teyze, neden boÅŸanmak istiyorsun?”
Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı.
“Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan…”
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda… Sessizlik, bu tür haberleri her gün manÅŸet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu. Kim bilir nasıl bir manÅŸet atacaklardı, yaÅŸanmış 50 yılın ardından? Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı… Kadın neler diyecekti ? Herkes, onu dinliyordu. YaÅŸlı kadının gözleri doldu ve devam etti:
“Bizim bir sedef çiçeÄŸi vardı çok sevdiÄŸim… O bilmez… 50 yıl önceydi …. O çiçeÄŸi bana verdiÄŸi çiçekler arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya baÅŸladı. O zaman adak adadım. Her gece güneÅŸ açmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye… İyi gelirmiÅŸ derlerdi. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kerede bu çiçeÄŸi ben sulayayım demedi. Taa ki geçen geceye kadar…O gece takatim kesilmiÅŸ uyuyakalmışım… Ben, böyle bir adamla 50 yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu, her ÅŸeyimi verdim. Ondan hiç bir ÅŸey görmedim. Bir kerecik olsun, benim bildiÄŸim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.”
Hakim yaşlı adama dönerek;
-”DiyeceÄŸin bir ÅŸey var mi, baba?” dedi.
Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi. Tane tane konuştu :
-”AskerliÄŸimi Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin, görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadime’mi de orada tanıdım. Sedefleri de… Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. İlk evlendiÄŸimiz günlerin birinde, boyun aÄŸrısı nedeniyle, onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa; boynundaki kireç sertleÅŸir, kötüleÅŸir dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezinsin dedi. Hekimi pek dinlemedi bizim hatun… Lafım geçmedi… O günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz tuttu. Ben ona: “Gece çiçek sularsan geçer dedim. Adak dilettim… Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiÄŸim kadını, yavrusu bildiÄŸi çiçekleri sularken seyrettim. Her gece, o çiçek ben oldum sanki…” dedi adam. O yaÅŸtaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle…
“Her gece, o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boÅŸalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez, hakim bey… Geçen gece de… YaÅŸlılık… Ben de uyanamadım. Uyandıramadım… Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi. Suçlandım… Sesimi çıkartamadım…”

« Önceki - Sonraki »

Sevdadan SOhbet Sesli

Sesli Chat Sohbet Muhabbet Seslisohbet seslichat

Yazili Chat Sohbet Mirc


MircYukle Mircindir Mirc mRc

Sponsor Baglantilar


Nicknizi Yazip:

sohbet Site Haritasi fikralar saglik hikayeler antakya msn oyun game chat sevgiden odev mirc sevdadan sevda hikayeler oyunlar Turk Chat Spor oyun SOHBET