Çiftlerin çoğu partnerlerine aşık olmamalarından şikayet ederler.
Kendilerine nasıl aşık olabilecekleri sorulduğunda ise çoğunlukla cevaplarından emin değillerdir.
Bazen insana aşkı gösteren yol, partnerini aşık eden şey değildir. Örneğin, bir insan partnerinin sıradan ihtiyaçlarını gidererek aşkını gösterebilir.
Bu egzersiz size yardımcı olabilir ve partneriniz aşık olmanız için gereken şeyleri düşünebilir.

Şimdi Duygularınızı Anlayabilmeniz için Minik Bir Test

İki sayfa kağıda, bir kaleme ve rahatsız edilmeyeceğiniz yaklaşık 30 dakikaya ihtiyacınız olacak.
Eğer siz ve partneriniz bu egzersizi ayrı ayrı yaparsanız daha sonra da öğrendiklerinizi paylaşırsanız umduğunuzdan daha da fazlasını kazanacaksınız.
Eğer partneriniz güçlü değilse, her şey daha da kötüleşiyorsa, ihtiyacınız olanı öğrenmeniz konusunda daha da sabırlı olmayı öğreneceksiniz.
Yapmanız gereken İlk olarak bir sayfa kağıt alın ve yazın:

“Bir çocuk gibi, aşık oldum..” Daha sonra, aşağıya düşündüğünüz birkaç şey yazın. Listenizde bir büyüğünüzün yada bir sevdiğinizin sözleri de yer alabilir.
Fiziksel etkileri, sizinle geçirilen zamanları, alınan hediyeleri hatırlamanız gerekir.
Belki de sizin en sevdiğiniz yemeği yapan yada sizin için yakınınızdaki kağıdı dolduran biridir. İkinci sayfaya yazın:

“Aşık oldum…” ve altına şu anki yada önceki partner(ler)inize aşık olduğunuzu düşündürebilecek her şeyi yazın.
Listeyi gözden geçirin ve hangilerini tercih ettiğinizi düşünün. Daha sonra aşık olmadığınızı göreceksiniz, ne yazdığınızı hatırlayın ve partnerinize,
sizin için çok şey ifade eden bir yolla aşklarını göstermelerini isteyin.

Eğer listelerinizde yer alan şeylerle mücadele ediyorsanız, birkaç eski fotoğrafla hatırlamayı deneyin yada kendinizi iyi hissetmediğinizde sizinle nasıl ilgilendiğini hatırlayın.

Bu egzersizi tamamlamak sizi rahatsız edebilir yada ilişkiniz hakkında endişelenmenize neden olabilir,
bunu partnerinizle yada güvenilir bir arkadaşınızla konuşmayı deneyin. Diğer bir tercih olarak bir ilişki danışmanına görünmeyi dikkate alabilirsiniz

Her birey birbirinden apayrı özellikler sergilemesine rağmen, psikologlar aslında ikili ilişki yaşayanların bilinçaltlarında çoğu zaman ortak türlere rastlandığına dikkat çekmektedirler Peki, siz bunlardan herhangi birini tanıyor musun?

Yetişkin ve Çocuk

Bu türdeki bir çift önemli noktaları güven ve doğrulukla paylaşır. Bir taraf bu önemli noktaların üstesinden çocuksu bir davranışla gelir. Bunların partneri yetişkin rolünü üstlenir ve bunu yerine getirirken üstlendikleri rol gereği güven vermek adına kendi kişisel ihtiyaçlarını reddederler.

Efendi ve Köle

Bu türdeki bir çift otorite ve kontrol ile ilgili bir problem yaşar. Eğer bir partner kendini ikinci plana atılmış hissederse, kendine olan güvenini yitirir bu nedenle buyurgan olurlar ve ev halkının her birine emir verirler.

Kaçan ve Kovalayan

Her iki partner de yakın olmaktan korkarlar fakat birbirlerini mükemmel olarak görürler. Bir taraf diğerini kovalayıp rahat bırakmazken diğeri daha fazla ilgi görmek adına kaçar. Aslında kovalama sürekli yön değiştirir.

İdol ve Hayran

Bir partner diğerini heykel olarak görmekte ısrar ederken bu çoğunlukla bir yarışmanın önemli bir noktasını işaret eder. Herhangi bir mukayeseden kaçınmak adına, her iki partner de bilinçaltında bu oyunu oynamak konusunda hemfikirdir.

Tahta Bebekler

Bu tür bir çifti etrafınızda görebilirsiniz. Benzer gibi görünürler ve çoğunlukla uyumlu kazaklar giyerler. İlgi alanları aynıdır, bir diğer önemli nokta da aynı şeylerden hoşlanmamalarıdır.

Kedi ve Köpek

Görünüşte bu partnerlerin tanışmamalarının daha iyi olacağı düşünülür. Herhangi bir şey yüzünden gereksiz yere tartışırlar. Her ikisi de bir savaş bölgesinde birbirlerine yakın şekilde yaşamaktan kaçınırlar. Bu türlerin tümünde ilişkinize ait parçalara rastlarsınız. İlişkilerimiz ilerledikçe bir türde davranış göstermemiz mümkün değildir. Örneğin, bir hastalık ve hassaslık anında bir yetişkin ve bir çocuk rolünü üstlenirsiniz

Bu yazıda, Hegelci felsefenin insan arzusu anlayışından ve ilişki merkezli psikodinamik yaklaşımlardan yararlanarak, betimleyici psikiyatri içinde yeterince ele alınamayan, başkasına yönelik arzunun karşılıksız kalması halinde ortaya çıkan durumları, normalden en patolojik olana doğru bir spektrum içinde ele alma fırsatı veren “karşılıksız aşk sendromu” kavramını ileri süreceğiz.

“Karşılıksız aşk sendromu” bir spektrum bozukluğudur. Arzusu umduğu düzeyde karşılık bulmayan, reddedilen ya da reddedildiğini düşünen kişinin spektrumun neresinde yer alacağı, sağlıklı bir kendilik organizasyonu gösterip göstermemesine, nesne ilişkileri bakımından sergilediği performansa ve kullandığı savunma düzeneklerine bağlıdır.

Bu makale, yazarın konuyla ilgili literatürü araştırması ve kendi klinik deneyiminin sonucunda ortaya çıkmıştır.

Anahtar kavramlar: Aşk patolojileri, erotomani, karşılıksız aşk

Bugün betimleyici psikiyatride, insanların birbirleriyle duygusal ilişkilerinde ortaya çıkan birincil psikopatolojik görünümlere yalnızca “ilişki bozukluğu” ve “sanrısal bozuklukların erotomanik tipi” içerisinde yer verilmektedir. “İlişki bozukluğu” başlığı altında romantik ilişkilerin ne zaman klinik ilgi odağı haline geleceğiyle ilgili hiçbir ölçüt belirlenmezken, “erotomanik tip sanrısal bozukluk” ise yalnızca “genellikle daha yüksek bir konumu olan başka bir kişinin kendine aşık olduğuna ilişkin sanrıları” kapsamaktadır. Tek başına bir fenomen olarak ele alındığında bile oldukça tartışmalı olan, etiyolojisinden (Raskin ve Sullivan 1974; Hallender ve Callahan 1975; Seeman 1978) klinik görünümüne (Pearl 1972; Rudden ve ark 1980; Taylor ve ark 1983; Ellis ve Mellshop 1985) tanı ölçütlerinden ve seyrinden (Raskin ve Sullivan 1974; Hallender ve Callahan 1975; Seeman 1978; Ellis ve Mellshop 1985; Evans ve ark 1982; Jordan ve Howe 1980) tedavisine (Hallender ve Callahan 1975; Jordan ve Howe 1980; Rudden ve ark 1980; Taylor ve ark 1983; Ellis ve Mellshop 1985; Stien 1986) birçok farklı görüş ileri sürülen “birincil erotomani” konusunda son zamanlarda birçok yeni toparlayıcı projeler ileri sürülmektedir (Meloy 1989; Rudden ve ark 1990; Segal 1993; Mullen ve Pathe 1994). Yaşanan olayların da zorlamasıyla konuya adli psikiyatri açısından hukuksal çözümler bulmaya çalışılmaktadır (Perez 1993; Meloy ve Gothard 1995). Ama “birincil erotomani” konusunda henüz yeterli bir çerçeveye bile sahip olmadığımız kabul edilmektedir. “İlişki bozukluğu”nun romantik biçimlerinin neler oldukları konusunda ise, genellikle psikodinamik yaklaşımla yapılan uygulamalardan edinilen gözlemler ve kavramlaştırma girişimleri (Kernberg 1995) dışında, yeterince fikir sahibi değiliz. Oysa “aşk” diye anlatılan yaşantının böylesine kolayca ele alınamayacağını, onun en olağan seyrinde bile kimi zaman psikolojik destek ve yardım olmaksızın sürdürülemeyecek kadar zorluklarla dolu olduğunu tüm klinisyenler bilmektedir. Kaldı ki aşk patolojileri, böyle birincil görünümlerinin yanısıra, ruhsal rahatsızlıkların seyri sırasında ikincil olarak da sıkça ortaya çıkabilirler.

Aşk yaşantılarının ve kimi zaman psikiyatrik desteği zorunlu kılan psikopatolojik görünümlerin, uygulamada karşılaşılma sıklıkları gözönünde bulundurulduğunda, ayrıntılı bir şekilde tanımlanmalarına, aşk yaşantılarının patolojik görünümlerinin nasıl ayırdedileceklerinin ve hangi durumda ne tür bir yardım (tedavi) yaklaşımının gerekli olduğunun belirlenmesine gereksinim vardır.

Bu nedenle biz, aşkın “normal” ve patolojik görünümlerini geniş bir spektrum içinde kavramanın olanaklı olduğu düşüncesiyle, başka birçok klinisyenin de çaba gösterdiği bu konularda bir ilk adım olarak, yeni bir modelin ilk taslağını sunmak istiyoruz.

Modelimiz, birincil (primer) aşk patolojileri için, psikodinamik yaklaşım içinde geliştirilmiş ama ampirik gereksinimleri karşılayabilecek şekilde genişletilme olanakları bulunan, savunma düzeneklerinin matürden immatüre doğru kullanımlarını esas alarak şekillendirilmiş bir spektrum bakışına dayanmaktadır.

Aşk patolojilerinin yer aldığı bu spektrum bozukluklarının tamamına ise, “karşılıksız aşk sendromu” adını vereceğiz. Çünkü “karşılıksız” nitelemesi, birincil aşk patolojilerinin tümünde ortak olarak bulunmakta, gerçek bir ilişki olsun ya da olmasın, aşk patolojisi yaşayan kişinin bu yaşantıyı “yeterli” bulmayarak patolojik savunmalara yöneldiğine işaret etmektedir. Bu yolla birincil aşk patolojilerini ve son dönemde yoğun tartışmalara konu olan homoseksüel erotomaniyi ve diğer homoseksüel aşk patolojilerini de (Dunlop 1988; Boast 1994) “karşılıksız aşk sendromu spektrumu” içinde kavrama olanağı ortaya çıkmaktadır.

Ama önce insanın duygusal yaşantısının bir biçimi olarak aşka bakışımızı anahatlarıyla ortaya koymalıyız.

İnsan arzusunun ayırt edici niteliği ve sağlıklı aşk yaşantısı

Aşkı ve aşk patolojilerini inceleyebilmek için ilk yapılması gereken, “insan arzusunun niteliği”ni nasıl kavradığımızı ortaya koyabilmektir. Örneğin bugün çoğumuzun bakışına göre, insan arzusunun, diğer canlıların arzulamalarından hiç de belirgin bir farkı bulunmamaktadır; “gereksinim”, “istek” ve “arzu” kavramlarının hepsi, hemen hemen aynı anlama sahiptir ve insan bedenindeki organik bir işlevin zorlamasıyla ilgilidirler. Biz ise, insan arzusunun niteliği sorununun çözümünde Hegel in “efendi-köle diyalektiği”ndeki bakışının oldukça yarayışlı olduğunu düşünüyoruz. Hegel e göre, “İnsan isteği ya da daha iyi bir deyişle, bir bireyi özgür ve bireyselliğinin, özgürlüğünün, tarihinin ve sonuç olarak da tarihselliğinin bilincinde kılan anthropogene (insan kılan) istek, hayvanın duyduğu istekten (doğal, yalnızca yaşayan ve hayatı hakkında yalnızca bir duyguya sahip olan varlığın isteğinden) gerçek pozitif , veri olan bir nesneye değil de, başka bir isteğe yönelmesiyle ayrılır. Böylece örneğin erkek ve kadın ilişkisinde istek, eğer biri diğerinin bedenini değil de, isteğini isterse; eğer o istek olarak isteği elde etmek , kendinin kılmak isterse, yani istenmek ya da sevilmek yahut insan olması bakımından değerli olarak, insan bireyi gerçekliğinde kabul edilmek isterse, bu insani bir istektir.”

…”Başka bir deyişle, insani, antropogene (insan kılan) özbilinci ve insani gerçekliği doğuran isteklerin tümü, sonuç olarak kabul edilme isteğinin bir sonucudur… İnsan bir başka insana kendini empoze etmeyi, ona kendini kabul ettirmeyi istediği ölçüde insandır… Başlangıçta, henüz diğeri tarafından kabul edilmediği sürece, onun eyleminin hedefi bu diğeridir ve onun insan olarak değeri ve gerçekliği bu diğeri tarafından kabul edilmesine bağlıdır; hayatın anlamı bu diğerinde yoğunlaşır.” (Kojeve 1988)

Hegel in köle-efendi diyalektiğindeki bu bakışı, psikiyatri dünyasında ilk yankısını, Fransız psikanalist Lacan ın çalışmasında bulmaktadır. Lacan, Hegel in tezinden insan isteğinin diğer canlıların isteklerinden farklı olarak, fiziksel gereksinimlerin karşılanmasının yanısıra, bir de sevgi ve tanınma isteğini de kapsadığı ve sorunun ancak öznelerarası (intersubjective) bir bağlamda ele alınabileceği sonucunu çıkartır. Lacan, bu nedenle istek (demand) ile arzu (desire) arasında bir ayrım yapar: İstek, bedenin gereksimlerinden kaynaklanır ve daima kendine özgü bir biyolojik öge taşır ama arzu asla istek ile aynı şey değildir; arzu, her zaman isteğin hem ötesindedir hem de ondan önce vardır. Arzu, isteğin ötesinde varolur demek, arzunun isteği aştığı yani sonsuz olduğu anlamına gelir; çünkü arzuyu doyurmak olanaksızdır. Arzu, her zaman söylenemez olanı imlediğinden hiçbir zaman doyurulamaz. En özgeci olanları da dahil olmak üzere bütün insan eylemleri, “başkası”nı tanımak yoluyla ortaya çıkar. Bu nedenle her kendini tanıma arzusu, aslında, bir biçimde “başkası”nı tanıma arzusudur. Arzu, arzu için arzulamak, yani “başkası”nın arzusunu arzulamaktır. Lacan için insan, gereksinim, istek ve arzu arasındadır; bunların nerde başlayıp nerde bittikleri bir türlü bilinemez. Örneğin ağlayan çocuğa, annesi bir parça çukulata verdiğinde, çocuk, hiçbir zaman annenin bu eyleminin kendi gereksinimlerinin giderilmesi için mi yoksa bir sevgi gösterisi olarak mı gerçekleştirildiğini bilemeyecektir. Zaten bir bakıma arzunun gelişmesinin temeli de isteğin yarattığı bu düş kırıklığıdır (Lacan, 1981; Madun 1995).

Arzuya Hegelci bakış, daha sonra nesne ilişkileri ve kendilik psikolojisi kuramlarında, belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. İnsan ilişkisine, insan varoluşuna yapılan basit eklemeler değil, bizzat varoluşun kendisi olarak bakan bu kuramlar sayesinde, insan psikiyatrideki bilimsel yalnızlığından kurtulma şansına kavuşmuştur (Cashdan 1988). Yine bu kuramlar sayesinde, aşk gibi arzulamanın katışıksız biçimde kendini gösterdiği insan ilişkisi formlarını ayrıntılarıyla ele alıp inceleme fırsatı doğmuş oldu.

Bu kuramlara göre baktığımızda, en özet şekliyle, aşkın insanın ilişki içindeki varoluşunun yüksek bir olasılığı olduğunu görebilir; “sağlıklı aşk yaşantısı”nı ise, aşkın evrensel fenomenolojisinin olgun bir kendilik (self) teki icrası olarak tanımlayabiliriz. Olgun kendilik, aşk yaşantısını olgun savunma düzenekleri içinde yaşar; aşkı ve sevgiliyi kendisine sunulan varolma fırsatından dolayı yüceltmeyi (sublimation); kendisini yeterince onlara adamayı (alturism) bilir. Aşkı ve sevgiliyi üstün tutar ama mutlaklaştırmaz; iyilik vaadine uygun biçimde eğlenmeye, kendisini ve sevgilisini eylemeye (humor) çalışır. Yaşamın gerçeklerine gözlerini kapamaz; kendi sınırlarının farkındadır; isteklerinin radikal bir savunucusudur ama durulması gereken yerde durur, diretmez (supression). İlişkinin gerçekliği içinde sağlıklı iletişimin yollarını arar; “öteki”nin haklarını ihlal etmemek için gerekli özeni gösterir. Cinselliği dışlamaz, eros ve agape yi birbirinin karşısına dikmez. Aşkına bir karşılığı talep eder ama zorlamaz, sevileni özgür bırakır, manüpülasyondan medet ummaz. Bunlar dışında kalan aşk yaşantıları ise, bizim “karşılıksız aşk sendromu” adını vereceğimiz spektrumun içine düşer.

Karşılıksız aşk sendromu spektrumu

Karşılıksız aşk sendromu spektrumu için önerdiğimiz yeni modelin üzerine inşaa olduğu temel özellikler, iki karakteristiğe dayanmaktadır. Birincisi, yeni model, insanı tek başına, kapalı Newtoniyen bir sistem olarak algılamaz; diğer insanlarla “ilişki”leri ve “diyalog” içinde kavramaya çalışır; bu yüzden niceliksel ve betimsel farklılıkların yanısıra, niteliksel ve dinamik farklılıkları öne çıkarır; yalnızca aşk patolojisi yaşayan kişinin değil, ilişkinin karşı-kişisinin tutum ve davranışlarını da gözönünde bulundurmayı önerir. “Karşılıksız aşk sendromu spektrumu”nun anlaşılabilmesi için, özellikle savunma düzeneği olarak yansıtmalı özdeşimin (projective identification) kullanıldığı durumlarda, arzunun yöneldiği gerçek ya da imgesel aşk nesnesinin özelliklerinin de ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

Modelin ikinci karakteristiği ise, insan arzusunun ayırt edici niteliğinin “başkasının arzusunu arzulamak” olduğu noktasından hareket edilmesidir. Tanımladığımız spektrumun “karşılıksız aşk sendromu” adıyla anılmasının nedeni de budur. Arzusu aşk ilişkilerinde (gerçek ya da imgesel) karşılığını bulamadığında kişi, eğer “sağlıklı aşk yaşantısı” için uygun bir kendilik gelişimine sahip değilse, bu sendrom spektrumu içerisinde yer alan davranışlar sergilenmektedir. Sergilenen davranışlardaki psikopatolojinin şiddeti ise, kullanılan savunma düzeneklerine göre değişmektedir.

Buna göre, “karşılıksız aşk sendromu spektrumu”nun bir ucunda gerçek ya da imgesel düzeyde sevdiğini düşündüğü kimsenin arzusunu istediği düzeyde elde edemeyenlerin gösterdiği, çoğunlukla mazokistik nitelikte olan ve normal sınırlar içinde değerlendirebilecek tepkiler, diğer ucunda ise, günümüz psikiyatrisinde “Erotomani”, “De Clerambault Sendromu” gibi adlar alan tekli-sanrısal (monodelusional) bozukluk yer almaktadır. Sendromun ortasında, normale yakın olan kısmında, son zamanlarda, üzerinde bir anlaşmaya varılamamasına rağmen “karasevda” (infatuation) (12), “obsesif aşk”, “fanatik aşk” (Zona ve ark 1993; Meloy ve Gothard 1995) başlığı altında sınıflandırılmaya çalışılan bozukluk ile “De Clerambault Sendromu”na yakın olan kısmında “borderline erotomani” adıyla anılan, “sanrısal olmayan (nondelusional) erotomani” veya “çılgınca bağlanma bozukluğu” (violent attachment bozukluğu) gibi adlar da alan (Meloy 1989) sanrının olmaması ve şiddet gösterileriyle karakterize bozukluk bulunmaktadır.

Şimdi bunları birer örnekle göstermeye çalışalım:

VAKA I: (Mazokistik, normal sınırlara yakın aşk patolojisi)

Muayenehanenin telefon numarasını günlerce düşündükten, birçok tereddüt yaşadıktan sonra rehberden bulmuş, utanarak ve sesinin bile tanınabileceğinden korkarak temkinli bir şekilde almıştı. Hala şüphe ve utanç içerisindeydi. Hiçbir not tutmamamı, kimliğiyle ilgili isminden başka bir şey bilmemi istedi. Onun gibi elli yaşında, önemli bir iş kadınının, ancak kızının yaşayabileceği böyle bir duruma nasıl oldu da düştüğünü anlayamıyordu. Evet onun da kafası karışıktı ama buraya aslında kendisi için gelmemişti.Üç ay önce kocası kalp krizi geçirmişti; çok şükür önemli bir şey olmadan atlatmışlardı bu sorunu. Fakat birlikte yürüttükleri iş yerinde, tüm sorumluluklar kendi üzerine kalmıştı. Kolay iş değildi; milyarlarca liralık işlere imza atmak durumundaydı. Neyse ki, eşinin üst düzey bürokrat bir arkadaşı imdadına yetişmişti; işlerin çekip çevrilmesinde ona yardımcı oluyordu. Çok zeki bir adamdı; dünyayı da çok önemsemiyordu; yıllar önce karısından boşanmıştı; tek başına ve kendince yaşıyor, çevresinde çapkınlığıyla tanınıyordu. Büroda işlere ara verdikleri bir sırada birgün “kazanova”, eşinden başka hayatta hiçbir erkek tanımamış olan arkadaşının karısına da kancayı takmak da gecikmemişti. Yok kancayı takmadığını, kancanın kendi kalbine saplandığını söylüyordu. Hayatın o güne kadar anlamsız olduğunu anlamış, tüm enerjisini ne pahasına olursa olsun arkadaşının karısının kalbini kazanmaya adamıştı. Hiç uyuyamadığını, yemek yemediğini, kendisini içkiye verdiğini söylüyordu. Kötü durumu her halinden belli oluyordu. Kocasından sonra bir de bu dostlarının sağlığına bir şey olmasından endişeliydi; onun için bir şey yapmak istiyor ama ne yapacağını bir türlü kestiremiyordu. Doğrusu başından atmaya da pek niyeti yoktu; tüm bu olup bitenden içten içe zevk almadığını söyleyemezdi; zaten her şeyi allak bullak eden de yaşadığı bu karışık duygulardı. Henüz onun elini bile tutmadığı, tek kelime olumlu bir söz söylemediği halde kendisini kocasına ihanet etmiş sayıyordu. O tanınmış bir kadındı, ne ihaneti ne karışık duygular yaşadığı bu adama bir şey olmasını içine sindirebiliyordu.

Bir süre sonra orta yaşın sonlarında, “görmüş geçirmiş” olduğu izlenimi her halinden belli olan, kibar, etkileyici bir bey randevusuna geldi. Önceki kadının öyküsünden hiç söz etmedi, açıkça bu yaştan sonra yaşamında ilk kez “aşk hastalığı”na yakalandığını söyleyerek söze başladı. Kendisine ne olduğunu anlayamıyordu, eğer aşktan söz etmese hiç tartışmasız “depresyon” tanısı alırdı. Ona depresyon denilmesini engeleyen tek durum, “o beni kabul eder, aşkıma karşılık verirse tüm bu halim gider, dünyanın en mutlu insanı ben olurum” sözleriydi. Bunca yılın kazanovası, her türlü gönül işinde usta olmasına rağmen kadın-erkek ilişkilerinde bir genç kızdan bile daha acemi olan bir kadının kalbini nasıl kazanamazdı? Bu kadının arkadaşının eşi olmasının yarattığı suçluluk da her şeye tuz biber ekiyordu. Bu adam, “o” adamdı ama böyle bir yüzleştirmeye giriş(e)medim zaten böyle bir girişimin nasıl bir fayda sağlayacağını da çözemedim. Birkaç oturum, “aşk yaşantısı”nda neler olduğunu konuşmadan dinledim; sonra birgün kazanova, telefonla kendisini iyi hissettiğini, olumsuz bir gelişme olursa yeniden başvuracağını kibar bir dille anlatarak görüşmeyi iptal etti.

Ve ardından nedense beklediğim bir gelişme oldu. Neredeyse kazanovanın “aşk hastalığı” belirtilerinin tıpatıp aynısı ve hatta biraz da disosiyatif görünümlerle zenginleşmiş bir halde bu kez onuruna fazlasıyla düşkün hanımda başgöstermişti. Israrlı çabalara dayanamamış, nihayet sonunda o da aşka karşılık vermiş ama birkaç gün süren duygusal yakınlaşma ve sonra ilk bedensel yakınlık, her şeyin bitmesi için yetip de artmıştı. Sanki kazanovanın bunca ısrarı ve yaşadığı duygusal altüst oluş, yalnızca bu birkaç gün içindi. Kadın, henüz hayatında ilk kez aşkın coşkusunu yaşarken ve daha ne olduğunu anlayamadan adam, tam bir geri çekilme yaşamaya başlamıştı; düne kadar kadını kazanmaya yönelik ısrarı, şimdi tersine dönmüş, bir yolunu bulup onunla görüşmemeyi başarabilmek tek amacı haline gelmişti. Kadınsa çaresizdi, onurunu ayaklar altına alarak ve hatta yakalanma riskini göze alarak adamla görüşebilmek için inanılmaz yollar deniyordu. Bütün bunları kendisine yakıştıramıyordu; yirmili yaşlarındaki üniversite öğrencisi kızı yaşasa bile kaldıramayacağı olaylar, şimdi onun başına geliyordu; her şeyi, bu kabusu unutmak istiyordu. Bu isteğinden ve hayattaki her şeyden bir tek koşulda vazgeçerdi: “O” geri dönse ve sevdiğini söylese…

VAKA II: (Fanatik aşk; karasevda; obsesif aşk)

Yaşadığı acıdan ve utançtan kurtulmak için yalvaran gözlerle bakıyordu; nasıl dayanılmaz bir durumda olduğu her halinden belliydi. Ankara ya göç edeli beş yıl kadar olmuştu. Geldikleri İç Anadolu köyünde yaşarken belli belirsiz olan kocasının işe yaramazlığı, sümsüklük düzeyindeki sıkılganlığı, Ankara ya geldiklerinde iyicene gün ışığına çıkmış, kocasına iş bulmak da dahil olmak üzere tüm görevler onun sırtına yüklenmişti. Bir süre iki küçük çocuklarıyla birlikte akrabalarının yanında idare etmişler ama sonra kadının girişkenliği, sorup soruşturmaları ve dişleri tırnaklarıyla çabalamalarıyla bir gecekondu inşa etmeyi başarmışlardı.

Ne olduysa o musibet gün oldu. Belediye zabıtası yanlarına güvenlik güçlerini de alarak yuvalarını yerle bir etmeye gelmişti. Gururluydu, içi yanıyordu ama gerekirse evlerini yeniden yapacak kadar kendisini güçlü hissediyor, diğerleri gibi ortalığı velveleye vermiyordu. Kocası işteydi; iki çocuğunu yanına almış, bir köşecikte yıkımı izliyordu. Hallerine acıyan bir polis memuru yanlarına gelmiş, nereli olduklarını, ne yapacaklarını sorarak acılarını biraz olsun hafifletmeye çalışıyordu. O gün onların evlerine sıra gelmedi; mahallenin direnci işe yaramış, yıkım yarım kalmıştı. Derdini paylaşan polis memuru oradan ayrılırken bir sıkıntısı olduğunda karakoldan kendisini arayabileceklerini söylemişti.

Ertesi gün, belki yıkıma engel olunabileceği gerekçesiyle memuru karakolda ziyarete gitti. Tekrar konuştular; konuşmakla kalmayıp bakıştılar, anlaştılar. Memurun da iki çocuğu vardı. İlk zamanlar gözleri aşklarından başka bir şeyi görmezken, bir süre sonra buluşmalar konusunda, ailesinin durumunu gerekçe gösterip polis memuru ayak diremeye başladı. Memur giderek isteksizleşti, aralarındaki ilişkinin geçici bir heves olduğunu, ikisinin de aile sorumluluklarına dönmeleri gerektiğini söyleyerek kendi kabuğuna çekildi.

da böyle yapmaları gerektiğini biliyordu ama yine de her gün karakolun önüne gitmekten, yemek ve iş çıkışlarında memurla bir kez olsun konuşmaya çalışmaktan kendisini alıkoyamıyordu. Çabasında hep başarısız oluyor ama adeta battıkça aşkına daha çok saplanıyordu. Gözü ne kocasını, ne çocuklarını ne de ayaklar altına aldığı gururunu görüyordu; yaşamak anlamını yitirmiş, eza cefa halini almaya başlamıştı. Artık dayanacak hali kalmamıştı

VAKA III: (Borderline erotomani; sanrısal olmayan erotomani; çılgınca bağlanma bozukluğu)

27 yaşında, bekar, bayan, din dersi öğretmeni, kendi isteğinin dışında, sevgilisi olduğunu ileri sürdüğü bir gencin önerisi üstüne onunla ilişkisini düzeltebilmek amacıyla kliniğe başvurdu.

Bir yıl önce bir konferansta, İslami kesimde gençler arasında oldukça sevilen bir genç aydını görmüş ve aşık olmuş. Birgün tezini bahane ederek onunla tanışma fırsatı bulmuş, tezini bastırmak istediğini, aslında tezin bahane olduğunu, kendisiyle tanışmanın peşinde olduğunu söylemiş. Bugünden sonra günde kimi zaman 40-50 ye varacak şekilde, bazen cinsel içerikte olmak üzere gencin çağrı cihazına aşk mesajları geçmeye başlamış. Ona göre, ilk gördüğü anda genç aydın da ondan çok etkilenmiş ama İslami çevrenin baskısıyla sevgisini ifade edemiyor, çekingen davranıyormuş.

Son iki aydan beri çağrı cihazına mesaj bırakmakla yetinmiyormuş; bu gencin evini bulmuş, birçok gece belki eve alır diye evin önünde beklemeye; gittiği yerlere gitmeye, arkadaşlarının önünde onun kendisiyle konuşmak için zorlamaya başlamış. Bir keresinde bu gencin arkadaşları hastayı başlarından atabilmek için onu şehrin meydanında dövmüşler. Bu olayın ardından aralarındaki gerilim ve genci takip ve ikna çabaları daha da yoğunlaşmış. Genci ölümle tehdit etmeye, hiç değilse öbür dünyada birbirlerine kavuşacaklarını söylemeye başlamış. Hatta bir siyasi partiyle bağlantısı olan karate okulunun yöneticilerini kendi namusunu kirlettiği gerekçesiyle bu genci tehditte kullanmış. Sonunda genç, bir avukat tutmak ve gerekirse durumu mahkemeye intikal ettirmek için harekete geçmiş. Bu arada eğer bir doktora giderse, kendisiyle konuşabileceğini söyleyerek hastayı kliniğe göndermeyi başarmış.

Kliniğe başvurduğunda yalnızca bu gençle kendisini bir kere konuşturmayı sağlamamız için geldiğini, bu tek konuşmanın kendisine yeteceğini, bu gence onun kendisini ne kadar sevdiğini kanıtlayacağını söyleyen hasta, siyasi partideki yakınlarına baskı yaptırarak bu gençle tanıkların yanında görüşmeyi sağladı. Genç, tanıkların yanında hastayla ilgili hiçbir duygusal bağlantısı olmadığını açıkladı. Bunun üzerine hastanın ajitasyonu daha da arttı; gencin kendi duygularını açıklamaktan korktuğunu, çünkü İlahiyat Fakültesi hocalarının kendisiyle ilgili çıkarttığı dedikodulardan etkilendiğini söyledi. İlahiyat hocalarını, hatta eşlerini tehdit etmeye başladı.

Bu arada görüşmelere gelmeyi de aksatmadan sürdüren hastaya bu tutumlarının devam etmesi halinde konunun adli psikiyatriye havalesinin önüne geçemeyeceğimizin bildirilmesi üzerine, davranışlarını kontrol etmeye çalışacağına ve 4 mg/gün pimozid almaya söz verdi ve bir hanım terapistin gözlemciliği altında bireysel psikoterapisi sürdürülmeye çalışıldı ancak başarı sağlanamadı.

VAKA IV: (Primer erotomani; De Clerambault sendromu)

28 yaşında, bekar, ilkokul mezunu, tarım işçisi bayan hasta. Kafasında zonklama, kol ve bacaklarında uyuşma ve gerilme hissi yakınmalarıyla acil servis başvurusu üzerine yatırıldı.

Yakınlarından kendisinden 15 yaş büyük, evli ve iki çocuk sahibi üst düzey bir bürokratın kendisine aşık olduğunu ve önemli kişilerle bağlantısı bulunduğunu iddia ettiği, son zamanlarda ise bedensel yakınmalarının ortaya çıktığı öğrenildi.

Üç yıl önce ölen babasının rahatsızlığı döneminde kendilerine çok yardımcı olmuş bir kasaba doktorunun başka yere tayinini engellemek amacıyla gitmiş olduğu bakanlıkta sözkonusu üst düzey bürokratla tanışmış. Ona göre bu bürokrat kendisini görür görmez aşık olmuş ve evlenme teklif etmiş. Hasta ilkönce bu teklifi reddetmiş, ardından kabul edip nişan hazırlıklarına başlandığı sırada bürokratın evli ve iki çocuklu olduğu ortaya çıkmış. Ancak hasta buna rağmen müsteşar beyin kendisini çok sevdiğini bildiğini çünkü ilçelerindeki kaymakamı ve sevmediği devlet görevlilerini tayin etmesinden bunu anladığını, günde 8-10 kere bakanlığı aradığını, hemen telefon kapansa bile onun “Alo!” demesinden ne kadar sevgi dolu olduğunun belli olduğunu söylüyordu.

Bu tarzda “ilişkileri” sürerken iki yıl önce müsteşarın kendisiyle tartışması ve onu makamından kovması üzerine uykusuzluk, iştahsızlık, sıkıntı, çok sigara içme, üzüntü şeklinde yakınmaları olmuş; üç ay süren bu yakınma döneminde onbeş kilo kaybetmiş, ancak daha sonra müsteşar bey için hırka örmüş, bu hırkayı bir kravat ve gömlekle birlikte adresine göndermiş. Bu hediyelerden sonra müsteşarın onunla konuşmaya başladığını, barıştıklarını düşünen hasta, hastaneye yatmadan önce ilişkilerinin bozulduğunu, müsteşarın telefonlara çıkmadığını, bu nedenle sıkıntıdan hastalandığını söylüyor. Müsteşarın bu tarzda davranmasını boşanamadığı için duyduğu mahçubiyete bağlıyor; yoksa aslında kendisini çok sevdiğini belirtiyordu.

Hastaneye yatışından bir süre sonra oldukça öforik ve canlı olan, devletin çeşitli kademelerinde birçok tanıdığının bulunduğunu, hükümetin onlara sunduğu projelerle icraat yaptığını söyleyen hasta, bütün bunları Allah vergisi yeteneğine, babasının çok geniş bir çevresi olmasına bağlıyordu.

Hasta yakınları, o güne kadar belirgin bir davranış bozukluğu gözlemedikleri hastanın babasının ölümünün ardından yaşadığı iki aylık ağır bir matemden sonra bu aşk hikayesini uydurduğunu ve bu senoryaya göre davranmaya başladığını bildiriyorlar.

Psikiyatrik değerlendirilmesi sonucunda bipolar mizaç bozukluğu (manik atak) + primer erotomani tanısı alan hastaya 15 mg/gün trifluoperazin verilmesi ve haftada üç gün bireysel psikoterapi yapılması planlandı. İki ay sonra mizacında yatışma, sanrısal sisteminde yumuşama başladı. Tedaviye lityum eklenerek bir yıldan beri ayaktan izlenen hastanın duygularında hafif dalgalanmalar olmakla birlikte erotomanik sanrısı değişmeden sürmektedir.

VAKA V:

35 yaşında, bekar ilkokul mezunu bayan hasta. Ellerinde titreme, çarpıntı, sinirlilik, ağlama, bağırma, kırıp dökme yakınmalarıyla başvurdu. Ailenin beş kız çocuğundan en küçüğü. Okul başarısızlığı nedeniyle ilkokulu 7 yılda bitirdikten sonra ortaöğrenimine devam etmemiş. Gençlik yıllarından beri kavgacılık, huzursuzluk, sürekli bedensel yakınma getirmesi nedeniyle çeşitli antidepresanları düzensiz olarak kullanıyormuş.

Bir yıl önce evde illerinde yayın yapan bir radyoyu dinlerken, şiir okuyan spiker dikkatini çekmiş, onunla tanışmak için yoğun bir istek duymaya başlamış. Çok çeşitli yolları deneyerek sonunda bunu başarmış. Tanıştıktan sonra ilgisi daha da yoğunlaşmış; onsuz olamayacağını düşünmeye, her zaman her yerde onun sesini duymayı, yanında olmayı istemeye başlamış. Günde 15-20 kez telefonla arar, reddedildiği halde konuşmak için günde birkaç kere radyoya gidermiş. Spikerin onu sevdiğiyle ilgili belirgin bir tutum örneği veremezken, daha çok spikerin reddinin şiddetli olmamasını sevildiğine yorumlayan hasta, bir keresinde spikerden dayak yediği halde bu düşüncelerinden ve arzusundan vazgeçmemiş. İlaç parasından bile keserek ona hediyeler almayı sürdürmüş. Spiker birçok kere hastaya hakaret etmiş, çeşitli biçimlerde reddini ifade etmeye çalışmış ancak hasta spikerin gerçekte kendisini sevdiğini, çevresindekilerin onu engellediğini düşünüyormuş. Hastaneye başvurmadam üç ay önce spiker bu kez bir başkasıyla nişanlandığını söyleyince, yukarıdaki yakınmaları ortaya çıkmış; daha önceki depresif belirtiler artmış.

Distimi + erotomani tanısıyla ve 6 mg/gün pimozid verilerek bir ay klinikte izlenen hasta, taburculuğu sırasında spikeri artık hoş bir anı olarak kalbine gömdüğünü, kendine yeni bir yol çizmek istediğini bildiriyordu.

Sonuç

Bu yazıda, betimleyici psikiyatrinin sınırlayıcı bakışıyla yeterince kavranamayan aşk patolojilerini, insan arzusuna getirilen Hegelci tanım uyarınca, geniş bir spektrum içinde ele alan yeni bir modelin taslağını sunduk. Bu modelde aşk patolojileri “karşılıksız aşk sendromu spektrumu” adı altında ele alınmaktadır. “Karşılıksız aşk sendromu spektrumu”nun bir ucunda gerçek ya da imgesel düzeyde sevdiğini düşündüğü kimsenin arzusunu istediği düzeyde elde edemeyenlerin gösterdiği, çoğunlukla mazokistik nitelikte olan ve normal sınırlar içinde değerlendirebilecek tepkiler, diğer ucunda ise, günümüz psikiyatrisinde “erotomani”, “De Clerambault Sendromu” gibi adlar alan tekli-sanrısal bozukluk yer almaktadır. Sendromun ortasında, normale yakın olan kısmında, “karasevda” (infatuation), “obsesif aşk”, “fanatik aşk” gibi adlar verilen bozukluk ile “De Clerambault sendromu”na yakın olan kısmında “borderline erotomani” adıyla anılan, “sanrısal olmayan erotomani” veya “çılgınca bağlanma bozukluğu” (violent attachment bozukluğu) gibi adlar da alan sanrının olmaması ve şiddet gösterileriyle karakterize bozukluk bulunmaktadır.

Arzusu kendisinin istediği düzeyde karşılanmayan, geri çevrilen ya da geri çevrildiğini düşünen kişinin tepkilerinin spektrumun neresinde yer alacağı, kişinin sağlıklı bir kendilik organizasyonu gösterip göstermemesine, nesne ilişkileri açısından sergilediği gelişimsel performansa ve başvurduğu savunma mekanizmalarına bağlıdır. Kendilik organizasyonu veya nesne ilişkileri açısından hangi noktaya gelindiği, hangi savunma mekanizmaları ve hangi eş (partner) özelliklerinin “karşılıksız aşk sendromu spektrumu”nu nasıl belirleyip etkilediği bir başka yazının konusudur. Bir başka yazıda mutlaka ele alınması gereken diğer noktalar da, bu modelin kapsamı içinde ya da buna benzer bir başka modelde, aşk patolojileriyle çok yakından bağlantılı olan kıskançlık patolojileri (Mullen ve Pathe 1994) ve aşk ve kıskançlık patolojilerine karşı tedavi yaklaşımlarıdır.

Harris Aksiyonu: Bütün iyiler kapılmıştır.

- Paralel Teori: Harika yaratık eğer kapılmamışsa, mutlaka bir nedeni vardır.

- Evrensel Gerçek: Aşkın gözü kördür.

- Diğer Evrensel Gerçek: Evlilik insanın gözünü açar.

- Conways Kanunu: Yanınıza yaklaşan genç ve güzel kız, sizinle ilgilendiğinden değil, birini kıskandırmak için etrafınızda dönüyordur.

- Beyaz Atlı Prens Kanunu: Prensi bulacağım diye çok kurbağa öpülür.

- Donckels Perşembe Gecesi Kanunu: Gece saat üçte sadece şişkolar kalır.

- Donckels Cuma Sabahı Kanunu: Pencere benim pencerem değil, oda benim odam değil, yanımdaki kim?

- Kazablanka Kanunu: Sizinle beraber olsun diye sürekli para harcadığınız top model, gecenin sonunda resminizi çeken paparazzi ile buluşacaktır.

- Onasis Kanunu: Para aşkı satın alamaz, ama çok şey halleder.

- Gold Card Kanunu: Siz onun saçının rengine vurulduysanız, o da sizin kredi kartınızın rengiyle ilgileniyor olabilir.

- Meyer Kanunu: Kuru fasulye yedikten sonra arabaya otostopçu kız alınmaz.

- Olasılık Kanunu: Çok güzel, kibar, akıllı, hoş, zeki, cici bir kızla karşılaşma şansınızın arttığı yer, sizden daha yakışıklı, akıllı, zengin bir arkadaşınızın yanıdır.

- Evrensel Kanun: Kadın erkeği anladığı anda, onun ne söylediğini dinlemekten vazgeçer.

- Markus Kanunu: Her zaman daha iyisi vardır.

- İkinci Markus Kanunu: Kaçmanız gerektiği anda göreceğiniz kabus, bacaklarınızın tutmadığıdır.

- Rudner Kanunu: Beraber olduğunuz erkek; olgunlaştığında, yeni bir iş bulduğunda, tedavi gördüğünde düzelecek zannediyorsanız, bugün terk edin.

- Temel Kanun: Aşk hayal gücünün aklı yenmesidir.

- İstisna Kanunu: Kadınlar ya her şeyi unutur, ya her şeyi hatırlar.

- Groening Kanunu: Evlilik deyince kadınlar merasimi anlatır, erkekler delikanlılık yıllarını.

- Evlilik Kanunu: Tek başınayken, asla yaşamadığın sorunlara iki kişinin beraberce çözüm bulması sanatı.

- Thom Kanunu: Evliliğin süresi, evlilik törenine harcanan parayla ters orantılıdır.

- Grant Kanunu: “Tam evlenilecek kadın” dediğiniz kadın, sizi nikahına davet edecektir.

- Murphy Kanunu: Çöpü kim indirecek kavgası, her seferinde çöp kamyonu sokaktan geçtikten sonra biter.

- Hartley Kanunu: Kendinizden daha çılgın biriyle asla beraber olmayın

Aşık olan ve bir ilişki yaşayan birçok kişi bir süre sonra aynı soruyla karşı karşıya kalır: �Acaba beni hala beni seviyor mu? � Eğer siz de bu sorunun cevabını merak ediyorsanız aşağıdakileri dikkatlice okuyun ve kararınızı verin.

Seviyorsa�

İşinizin nasıl gittiğini merak eder, onunla daha az zaman geçireceğinizi bildiği halde terfiyi kabul etmenizi ister, köpeğinizin nasıl olduğunu sorar, ders programınızı ezberler.
Çok ilgi duymasa da, sadece sizi mutlu etmek için üç saat süren bir operaya gelir, sizinle beraber olabilmek için yaptığınız aktivitelere katılır.
Bazen sadece ne yaptığınızı merak ettiği için, bazen işiniz, arkadaşlarınız, yaşamlarınız ya da dünyada olan bitenlerden konuşmak için, bazense sadece sizi özlediğini söylemek için arar.
Ailesine ve arkadaşlarına sizi, okulunuzu, işinizi, başarılarınızı, yeteneklerinizi ve arkadaşlığınızı anlatır.
Onlardan hoşlansa da hoşlanmasa da ailenize ve arkadaşlarınızla, sizi mutlu edebilmek iyi geçinir.
Planları çok yoğun olmasına rağmen, ilişkiniz için her zaman zaman yaratır, moraliniz bozuksa kendi planlarını iptal eder, özel bir gün olmasa da size hediyeler ve kartlar verir.
Her yaptığı hareketle bunu göstermesine rağmen, sık sık �Seni seviyorum� sözünü de söyler.

Sevmiyorsa�

Arkadaşlarıyla beraber olmak için sizinle yaptığı planları değiştirir ya da iptal eder.
Onda beğenmediğiniz özellikleri söylemenize rağmen bunları hiç dikkate almaz, sizin nefret ettiğiniz ancak arkadaşlarının çok beğendiği sakalını kesmez mesela.
Morali bozuk olduğu için Cumartesi öğleden sonra onun köpeği veterinere siz götürürsünüz ve saatler harcarsınız ama o sizin için aynı şeyi yapmaz.
Bir sonraki buluşmanızdan sonrası hakkında hiç konuşmaz, beraber bir gelecekten bahsettiğinizde konuyu değiştirir.
Sizi iş arkadaşlarıyla gittiği toplantılara çağırmaz, arkadaşlarını sizinle tanıştırmaz.
Elinde kırmızı güllerle birden kapınızı mı çalacağını, yoksa son anda buluşmanızı iptal mi edeceğini tahmin edemez.

♥ Acının umutları yok ettiği anda, umutları yeşertecek bir sevgiye ihtiyaç duyarsan ben hep o bildiğin adresteyim

♥ Adını kalbime aşkla kazımıştım boş ver aldırma belki bir gün silerim.Güzel bir rüyayı gerçek sanmıştım. Seni sevdiğim için özür dilerim.

♥ Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz. Her şeyi unuturda şu gönlüm bir seni unutamaz.

♥ Ağlayışım terk edip gidisine değil.Ben; sensizken senden diye sensizi ligi de sevmiştim.Sen; seninle birlikte sensizliği de alıp gittin.

♥ Ağzımın Tadı Yoksa, Hasta Gibiysem, Boğazımda Düğümleniyorsa Lokmalar, Buluttan Nem Kapıyorsam İnan Hep Güzel Gözlerinin Hasretindendir.

♥ Akılsız adam mutluluğu uzaklarda, Akıllı ise O’nu ayaklarını altında arar… Seninle olmak varken;Sensiz kalmak, Yaşamak dururken ölmek demektir…

♥ Allahım beni öyle bir son bahar ayazında canımı al ki, sevdiğim mezarıma koyacak tek bir gül bile bulamasın…

♥ Almak istedim , ellerini alamadım Bakmak istedim, gözlerine bakamadım Sarmak istedim, kollarıma saramadım Görmek istedim, son defa göremedim çünkü aramıza ölüm girdi…

♥ An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış. Kahkaha bir maske derler birimisin?İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış.

♥ Aramıza yollar, yabancı kollar,zor yıllar girdi,ümitlerimi,saf sevinçlerimi derken seni kaybettim Bir iki sözle bir kaç şarkıyı, adaletsiz yargıyı Birde bu talihsiz yazgıyı kalbime kaydettim.

♥ Araya koskoca yıllar girse de kalbim seninle bu can seninle koskoca dağlar girse de araya ben seni unutmam unutamam ki ben sana kocaman bir can verdim sen bana sevgi dürüstlük verdin ben seni nasıl unuturum ki sen bana bir can bir sevgi verdin..

♥ Artık günlerim günlerden uzun gecelerim gecelerden yalnız seni sevdiğimden bu yana her acıyı tattım her çileyi gördüm hayatın her cilvesine alıştım yalnız senin yokluğuna alışamadım şimdi anlıyorum acıdan hasretten gözyaşından başka hiç bir şey vermemişsin bana yıkılan hayallerime yok olan geçmişime kaybolan geleceğime Ağladım Ağladım çocuklar Gibi Ağladım..

♥ Aşkım ne zaman dağlar sahili, mehtap geceyi dünya dönmeyi unutursa, bende seni o zaman unutacağım…

♥ Aşkımız su üzerine yazılan bir masaldı, göz kirpimi kısalığında kelebeğin ömrü uzunluğundaydı. Kalbimizde bir ömür boyu çekeceğimiz yaralar bıraktı.

♥ Aşkın bitmiş olsa da hiç sevmesen de Beni çok aldattın hoş görmesem de Bir şeyler bulmuştum ben o sevginde Bekliyorum bir gün dönersin diye.

♥ Ay doğarken bir söğüdün arkasından,gül yüzünde sisli bir esintiyle,akşamın göçüsüne hüzün serperek ve yağmurdan geceye perdeler çekerek beni düşün unutma…

♥ Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara, yüreğimi soğuttum zemheri ayazında. Sonra uzun uzun rüzgarın gülüşünü seyrettim çaresizce. Ve gecenin en koyulaştığı yerde ölümü kucakladım masmavi yüreğimle…

♥ Bak yine soldu güneş yine akşam oluyor ömrümün kadehine sensiz bir gün doluyor sen yoksun diye inan dertliğim kederliğim gelmezsen kahrolurum yıkılırım sevgilim seni çok seviyorum.

♥ Bana bir günün yirmi dört saat, bir saatin atmış dakika ve bir dakikanın atmış saniye olduğu öğretildi ama sensiz geçen bir saniyenin sonsuzluk kadar uzun olduğu öğretilmedi. Yaşamımızın her anında birlikte olmamız dileğiyle sevgilim.

♥ Batık bir gemiymiş aşk limanında. Kader bu deyip de avutma beni ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.

♥ Bekleyiş bir özleyiş gönüldeki güzeli bir süsleyiş bin bir hisle sevmeli neden o çok sevene unut bekleme derler oysa seven ümitsiz olsa da bekler

♥ Ben ne Aşklar yaşadım ne vedalar ettim,ne kızgın çöllerinde yürüdüm aşkın,Senin kor dudakların vız gelir Güzelim…

♥ Ben senin yaşadığın gizli bir macerayım, Anlatılmaz bir roman, kapanmaz bir yarayım, Sığındığın limanlar unutturamaz beni, Ben senin yüreğinde en büyük FIRTINAYIM !

♥ Ben sensiz geçen günlerime yanarken, belki sen bensizliğe sevineceksin.. Ama şunu unutmak bir tanem; bir gün sen de SEVECEKSİN !!!

♥ Ben Sensizdim..! akşamın yaklaştığı saatlerde. kahrolursun görme ağladığımı. Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır ansızın her gün batımı..

♥ Beni sensiz bıraktığın gün geliyor aklıma , düşünüyorum da çok acı çekmiştim, ama şu anda daha da çok çekiyorum ama biliyorum ki sen bu acıya hiçbir zaman değmedin beni hiç bir zaman sevmedin sen sevsen de sevmesen de ben seni sevdim hep de öyle kalacak..

♥ Beni terk ettiğin gün, saçlarından bir tel koparıp asacağım kendimi. Beni terk ettiğin gün, kirpiklerinden birini koparıp saplayacağım kalbime.

♥ Bir akşam yanımızda kimse olmaz ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir…

♥ Bir birimize söz vermiştik, Bütün ömür boyu ayrılmayacaktık, Yeminler etmiştik, Asla ayrılmayacaktık, Ama ne oldu Bir kış günü, yıldızların bakışlarında, Ayrılığımızı söyledik..

♥ Bir çiçeğim vardı, adını aşk koydum; KOPARDILAR, Bir çiçeğim vardı, adını sevgi koydum; SOLDURDULAR, şimdi yine bir çiçeğim var, adını izdi rap koydum; NE KOPARAN VAR, NE SOLDURAN…

♥ Bir daha görüşmemekti senin seçimin Seni severken kaybetmek niçin Anlamsız bir öfkeyle doldu için seni kırdım biliyorum bir hiç için Ayrılık nedenini hissediyorum Artık dönüşü yok biliyorum Her gün seni düşünüyorum Ama artık sensiz yaşıyorum Neyse canım sen son değildin Ama bil ki son olabilirdin Böyle olmasını da sen istedin Beni zaten hiç sevmedin.

♥ Bir eski dost gibi hatırla beni.Bir selam ver yeter.Unutmuş olsan da eski günleri.Adımı ara sıra an yeter.

♥ Bir Gece Ay Bana Sordu neden Seni Ağlatan Bir Kızla Berabersin? Aya Baktım Ve Dedim ki Sen Hiç Gökyüzünden Vazgeçebilircisin…

♥ Bir gece yarısı titreyerek uyanırsan bil ki resmini öptüğüm gündür, bir gün sebepsiz yaşlar süzülürse o güzel gözlerinden bil ki yokluğundan öldüğüm gündür…

♥ Bir gün bir köşede sızıp kalırsam, El tanımasa da sen tanır mısın? Sorsalar sana kim bu diye, Bakıp yaptığından utanır mısın?

♥ Bir Gün Bu Köşede Sessiz Sedasız Hıçkıra Hıçkıra Ağlayacağım , şu Lanet kaderime Sitemler Edip , Tanrıya Son Kez Yalvaracağım , Güzel Gözlerin Gelecek Aklıma , Solup Gideceğim En Güzel çağımda , Sensizlik Beni çağırdığında , Boş Sokaklara Haykırdığında , Artık Burada Olmayacağım.

♥ Bir gün hayatın tüm güzelliklerinden vazgeçip sessiz sedasız ölüme gitmek istersen yanıma gel de sana sensiz olmanın ölüm olduğunu göstereyim.

♥ Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan.

♥ Bir gün yağmura yakalanırsan benden kaçtığın gibi yağmurdan da kaç.çünkü bulutların arkasında kaybolan aşkı için ağlayan benim.

♥ Bir mültecinin vatanı yada bir kölenin hürriyeti kadar uzak olsan da; sende hep gurbeti yaşasam da olsun: yeter ki beni yüreğinden sürgün etme…

♥ Bir ömür boyu seninleyim desende istemem artık.çünkü sen rüzgarın coşturduğu bir toz bulutusun.Bugün bana esersin yarın ellere…

♥ Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek. Suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım. Hiç bu kadar uzun susmadın sevdiğim. Hiç bu kadar uzun gitmedin bilmediğim yerlere, gözlerimi götürmeden yanında!

♥ Bir sevgilim var uzakta Yüzünü göremediğim, sesini duyamadığım Bir sevgilim var uzakta Elini tutamadığım, saçına dokunamadığım Ama gün gelir sevgilim bana dünden yakın olur.

♥ Bir soluk kadar yakın yıldızlar kadar uzak derler sevgi için.uzanır yetişemezsin,yetişir dokunamazsın,dokunur vazgeçemezsin vazgeçer ama asla unutmazsın.

♥ Bir umuttu yalnızlık bir şeyleri paylaşamamaktı belki,gözler dalıp giderken, yaralı bir serçeye ağlayan bir buluttu belki de,belki bel kilerle dolu bir hayattı bu..

♥ Bırak bu sevgimiz tertemiz kalsın sen benim içimde kanayan yarasın.bir gün gelir belki beni anlarsın dönüp te yüzüme nasıl bakarsın.

♥ Bırak yanın da olayım, sana sevgimi anlatayım. baktın olmadı,ölümüm kanıtlayacaksa sana olan sevgimi,senin için ölmeye ben çoktan razıyım.

♥ Biraz buruk bir duygu yüklenirse yüreğine gözlerin takılır kalırsa uzaklara hele kulakların deli gibi çınlarsa zamansız,bil ki bir yerlerde özleniyorsun.

♥ Bir gün bensiz bir yerde ağlarsan her düşen göz yaşında beni hatırla hafifçe yağan bir yağmurda saçlarını okşayan her damlada beni hatırla hiç aşık oldun mu diye soran olursa olmadım derken beni hatırla seni sevdiğimi daima hatırla..

♥ Bir gün sende seversin Bir gün sende ağlarsın O zaman ben gelirim aklına Belki geri dönmek bile istersin Ama vakit çok geç olacak Elimde değil seviyorum, özlüyorum Hep de öyle olacak.

♥ Bir gün sevgilim sordu Aşk nedir diye biraz zaman istedim düşüneyim diye. Ertesi gün gördüm onu bir başkası ile.Kulağına fısıldadım AŞK izdi raptır diye.

♥ Birlikte yaşayabileceğin biriyle değil, onsuz yaşayamayacağın biriyle ol. Geldiği zaman boşluk dolduran değil gittiğinde yeri doldurulmayan biriyle ol.

♥ Bitmesin isterdim umutlarımız.Bitmesin isterdim duygularımız.Ne çıkar sel olsa göz yaşlarımız.Her şey bitti artık bil bundan sonra..

♥ Biz ayrıldık ama şunu unutma yaşadığın şehirde beni sana hatırlatacak çok şey var.Baktığın her yer,gördüğün her nokta ve ayak bastığın her toprakta benden bir şeyler var.İşte unutamamamın sebebi de bu.çünkü bu şehrin her noktasında bizim anılarımız yaşıyor.

♥ Bu duvarlar duysa hıçkırığımı belki beni anlardı kalbimde bir umut gönlümde bir alev beni unutana söyleyin beni unutanı ben unutmadım elbet dönecek ya dönecek yada bu kalp onsuz ölüp gidecek.

♥ Bu gece rüyama gir gizlice sımsıkı sar öp kokla iyice sonra isyanlar savur küfret güzelce ve sonra çek git gitmen gereken yere yolun açık olsun.

♥ Bu gül sana vereceğim son hediyem maalesef ben sana bu gülü verecek kadar alçağım; ama yine biliyorum ki sen bu gülü alacak kadar alçak gönüllüsün..

♥ Bu yaşamdaki her şey yalan ve sen benim için bulutlar arkasındaki dokunulmamış bembeyaz bir sevgi yumağısın,ve şunu da biliyorum ki tüm sevgime rağmen bu yaşamda sevgisine layık olmadığım tek insan sensin.Sen ki en güzel sevgilere ve en muhteşem duygulara layıksın.

♥ Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün,bu ayrılık şarkılarını kurşuna düzeceğim.Seni benden ayrığı için kaderimi mahkemeye vereceğim. çok şey mi istedim senden hiç farkında olmadan bir çiçeğin bile kıymeti var sararıp ta solmadan bıktım artık bıktım hep sana hep bana hep bu umutsuz aşka ağlamaktan tek korkum Allah tan birde sensiz kalmaktan…

♥ Dağlara duman duman, hasret çöker, dağlara göz yaşlarım yağmur olur, yollara gönlümde bin yel eser, uzar gider daha sonlara… Ağlama, ağlama sen gözbebeğim, ağlama yalnız seni seveceğim, unutma ölsem bile döneceğim, inan gülüm sen ağlama…

♥ Denizin dibinden bir avuç sevgi çıkarırken vurgun yedi dalgıç ciğer bitse de yürek atmakta çünkü sevgi dipte hala ışıldamakta..

♥ Dilde söylenecek şarkımı kaldı mecnundan keremden farkım kalmadı artık ecelden de korkum kalmadı beni paramparça kırda öyle git.. Mutluluk hakkımdır diyemem artık nasibim ağlamak gülemem artık Senden başkasını sevemem artık kalbime kilit vur da öyle git..

♥ Dilerim tanrıdan yüzün hiç gülmesin Yıllarca benim gibi sevip sende acı çekesin sevgimi bilmedin suç bende mi! seven çeker acıyı sevmeyen ne bilsin.. Bana aşktan bahsetme sevmek kim sen kimsin.

♥ Doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak.

♥ Dostluk kolay kurulur ama devam ettirmek zordur. Bugün kırdım seni. Ama inan istemeden oldu. Bu nedenle senden çok, çok özür dilerim.

♥ Dün Gece Yine Aklımdaydın Saatlerce, önce ölümü Sonra Sensizliği Düşündüm. Hiç Farkı Yoktu Biberinden, çünkü ölüm Sensizlikse, Sensizlik Zaten ölümdü…

♥ Dün gökyüzüne bir avuç yıldız fırlattım. Karanlığında aydınlığım olsun diye. Şimdi sensizliği kalbime fırlatıyorum, bıraktığım yerden dönesin diye. Vazgeçilmezim sıra sende gururu bir yere fırlat ve pişmanlığımla sızlayan şu kalbimi mükemmelliğinle donat.

♥ Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler. Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler… Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden dönen yok seferinden…

♥ Düşlerim vardı görmekten korktuğum, hislerim vardı söylemekten korktuğum, şiirlerim vardı yazmaktan korktuğum, şimdi sen varsın kaybetmekten korktuğum…

♥ Duygular vardır elletilmeyen,sevgiler vardır kelimelere sığmayan,bakışlar vardır insanı ağlatan,insanlar vardır ki asla unutulmayan,işte sende onlardansın !!!

♥ Eğer beni bu sokakta, bu mahallede, bu şehirde bulamazsan, sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim.

♥ Eğer bir gün beni unutursan öyle biriyle unut ki sana savurduğum KURŞUNLARIN önüne geçecek kadar cesur olsun..

♥ Eğer bir gün gökyüzünün kara mavi çizgisinde bir kırlangıç sürüsü görürsen bil ki kanatlarındaki buruk gülümsemelerle ıslak tebessümler benden sana kalanlardır.

♥ Eğer birini unutmak istiyorsan, onun adını kumlara yaz, Sabahleyin dalgaların ve fırtınanın onu sildiğini göreceksin. Eğer birini seviyorsan, onu kalbine yaz ki hiçbir fırtına ya da dalga onu silemesin.

♥ Elbet mutluluk elimi tutacak bir gün, elbet şans bana bir kıyak geçecek ve ben güleceğim. ne yazık ki sen sadece ardımdan bakacaksın kaybına göz yaşı dökeceksin ama merak sen üzülme gülüm acı da sevgin kadar geçicidir..

♥ En değerli şey sen oldun Ve birden en değersiz.. İkisini de sen istedin Geldin ve gittin Sadece izlemekle yetindim.

♥ En güzel yarınlar senin olsun,ömrün mutlulukla dolsun çünkü sen buna layıksın.eğer gün gelirde beni unutursan inan ki gülüm canın sağ olsun.

♥ En mutlu gününde yanında yoksa onunlayken bile onsuzluğu yaşıyorsan bil ki terk edilmişsindir yalnızlığı yaşıyorsun ama bilmeden.

♥ En sevdiğim seni özlemekti,en sevdiğim kendimi özletmekti,en sevdiğim ellerim arasındaki parmaklarını sımsıkı tutmak,bir yaprak dökümü gibi hafif ürkek üşüyerek seninle orada yürümek.

♥ Gece bir başka giyer siyahını, yıldızlar daha bir sönük olur, yakamozlar başka çizer denize kendini ve hayat daha bir kahpe oynar oyununu sen yanımda yoksan eğer!

♥ Gecemidir insanı hüzünlendiren insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen .gecemidir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen.

♥ Geçenlerde bir meyhane keşfettim mezarlığın karşısında.Bir gün beni ararsan ya meyhanedeyim yada tam karşısında.

♥ Geceyi deniz tutmuş, kalbimi hasret, hangi sularda ayak izlerin, hangi kaptanın seyir defterinde kalmış gözlerin.

♥ Geleceği benimle karanlık görüyorsan,umutların solmuş yüreğinde. Hadi git beni hiç düşünme eğer mutlu olacaksan çeker giderim,sen mutlu olacaksan ben çekerim.

♥ Gidersen kim sular fesleğenleri,kuşlar nereye sığınır akşam olunca.Gidersen kar yağar avuçlarıma,gidersen kuşlarda ölür bende.

♥ Gidişinle beni boş bir sedaya bıraktın, şimdiden sayıyorum sensizlik günlerini ve geleceğin günü bekliyorum sabırsızlıkla, o günün sevgisiyle avutuyorum bir parçacık kalbimi.

♥ Gitmek mümkün olsa gitsem uzaklara, sevmesem seni yaksam yüreğimi, savursam küllerimi dağlara denizlere ,yeşerirdi küllerim sana olan sevgimle..

♥ Gittin… Şimdi bir mevsim değil, bir hayat girdi aramıza. Ne sen dönebilirsin artık geriye, ne de ben kapıyı açabilirim sana.

♥ Gökte rahmet olsan umudum değilsin seninde yağmurunda ıslanmıyor bedenim kızgınlığım sana değil kendime senin mevsiminde açmıyor açamıyor çiçeklerim..

♥ Gökyüzü yıldızlarla doluydu, ben hep seni düşünürken. Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyor diye. Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın. Göz kırpardın uzaklardan sessizce. Bense hep seni bekledim, kırık kalbim, yaşlı gözlerimle

♥ Gözlerim seni rahatsız ediyorsa kapatırım bir daha açmam,sözlerim seni rahatsız ediyorsa susarım bir daha konuşmam , varlığım seni rahatsız ediyorsa ölürüm bir daha karşına çıkmam, sevgim seni rahatsız ediyorsa üzgünüm çünkü ona engel olamam.

♥ Gözlerim yollarda bekletme ne olur,bu aşka bir hüzün ekletme ne olur,bana sensizliği öretme ne olur,yokluğun cehennem,cennetim sensin…

♥ Gözlerin sözlerini örtecek kadar masum, düşüncelerin duygularını bastıracak kadar acımasız,ellerinde ellerimi tutamayacak kadar uzaksa benim suçum ne bir tanem.

♥ Gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun, her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun, isterim sen de ben gibi yan ömrüne hep ağla,,hep ağla, bu benden son dua, bu benden ayrılık hediyesi olsun..

♥ Gül filizlendiği günden itibaren güneşe aşıktır. Her ne kadar güneş her gece ayın görkemine kapılıp gülü bıraksa da, gül yıldızlara kanıp güneşi unutmaz.

♥ Güller anlatsın sana olan sevgimi. Güller anlatsın yalnızlığımı, çaresizliğimi,yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın.Ben anlatamadım güller anlatsın.

♥ Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya, başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde, kâğıdı, kalemi elime alıp, seninle dertleşmek, yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geçiyor içimden. Sana yazmak. “Sana Seni Yazmak”.

♥ Güneşin her doğuşunda ben biraz daha batıyorum.Bu hayatı anlamsız,sensiz yaşıyorum.Her gün sanki ölümü bekliyorum.çünkü ben sensiz yapamıyorum..

♥ Güzelsin, şirinsin, şahanesin.çektiğim çileye tek bahanesin.Melek mi şeytan mı bilmem ki nesin.Tuzaktan tuzağa atsan da olur.Ben seni seviyorum ya sen beni sevmesen de olur.

Etiketler:, ,

 EGER BIR GUN O HIC AYRILMAMACASINA SARILDIGIM OLUMLE UZAKLARA GIDERSEM, YAGMURLARA EMANETSIN.SENIN ICIN KAN AKITMAK GEREKIRSE CIMBOMUM, DUNYA’ NIN ATARDAMARINI KESERIM! YOK OLMAZ SENIN KANIN OLACAK DERSEN,BEN SENI TOPRAKTA DA SEVERIM..

  ♥ BUYUK ALTAY’SIN BU ALEMDE KRALSIN,86 YILDIR YASARSIN,CEKEMEYENLER,GOZ-GOZLULER CATLASIN,BIR ALLAHIM,BIRDE SEN VARSIN…

  ♥ INANDIK SIZE BU SENE GORMEK ISTERIZ SAMPIYONLUKLAR ICINDE SAMPIYON OLUNCA TUM TURKIYE INLEYECEK EN BUYUK KANARYA DIYE………..

  ♥ ADAM GALATASARAYLIYMIS AMA KORKMAYIN TEDAVISI DEVAM EDIYOR YAKINDA BESIKTASLI OLACAK VE KURTULACAK…

  ♥ SEVGILI FENERBAHCE TARAFTARLARI. YENEMEDIGINIZ TAKIMLARIN LISTESINI 1905 GALATASARAYCELL’E GONDERIN, ONLAR SIZIN ICIN YENSIN. NE DERSINIZ HOS OLMAZMI?

  ♥ BEN ICINIZDE TEKIM TEK OLDUGUM ICIN ZAFER BENIM CUNKU BEN YOZGATLIYIM…

  ♥ TURKIYEDE IKI CESIT TARAFTAR VARDIR. FENERLI OLANLAR VE FENERLI OLDUKLARINI BILMEYENLER…

  ♥   ♥ FERIKOYUM BENIM BIRICIK SEVGILIM BENSENSIZ SOYLE NEYLERIM ….

  ♥ IPEK SIYAH MANTOLUM BEYAZ BEYAZ YAKALI KALBIM KALBIM CARPIYOR SANA BAKTIM BAKALI NE GUZEL SEYSIN NE YAMAN SEYSIN …

  ♥ BU ALEMDE “TATANGA” GERISI PALAVRA,ALAYINA ISYAN OLUMUNE SAKARYA…

  ♥ PISKOPATIN BABASIYIZ BOZOKLARIN TEK SAHIYIZ OVUNMEKTE COK HAKLIYIZ SAPINA KADAR YOZGATLIYIZ…

  ♥ BABALAR ONDE GIDER CUNKU EVLATLAR YOL BILMEZ…

  ♥ BESIKTASIM SEN BANA BABAMDAN KALAN MIRAS DEGIL OGLUMA OLAN BORCUMSUN…

  ♥ SARI LACIVERT RENGIMIZ FENERBAHCE HERSEYIMIZ HICBIR SEYE DEGISMEYIZ CUNKU FENERBAHCE’LIYIZ.

  ♥ FENERLIMISIN? ALLAH BASKA DERT VERMESIN…

  ♥ BESIKTASIM BENIM BIRICIK SEVGILIM SOYLE SENDEN BA$KA KIMIM VAR BENIM!!

  ♥ BIR KI UC GOL YETMEZ DORT BES ALTI OLSUN METIN ALI FEYYAZ ATSIN BESIKTASIM SAMPIYON OLSUN…

  ♥ SUS SORU SORMA NASILSIN AMA TATLI KANARYA GEL SENI SEVIYIM KARTAL ASKINA MACKA PARKINDA

  ♥ SIYAH BEYAZ GULLERLE DONANACAKSA NAASIM!SANA BINLERCE CAN FEDA OLSUN BUYUK BESIKTASIM!

  ♥ BESIKTASLILIK OLUM KALIM MESELESI DEGILDIR!COK DAHA ONEMLIDIR…!

  ♥ HER TURK FEHERBAHCELI DOGAR,SONRADA DOGDUGUNA PISMAN OLUR…

  ♥ BIR GUN HERKES FENERBAHCELI OLACAK,GERI KALAN 364 GUN GALATASARAYLI…

  ♥ HEY GALATASARAYLILAR VERNEL(YUMUSATICI) LORANT FENERI SAMPIYON YAPACAKMIS PEH SEN ANCAK ONLARI YUMUSATIRSIN BU SENEDE CIMBOM SAMPIYON…

  ♥ OVUNMEKTE COK HAKLIYIZ CUNKU GURURLUYUZ GUCLUYUZ ***ANKARAGUCLUYUZ*** …

  ♥ ORTEGAYI ALDI ALTI GOLU TAKTI HELAL OLSUN SANA SANLI KANARYA…

  ♥ ERKEK ADAM RENKLI TAKIM TUTMAZ. ( BJK / CAR$I )

  ♥ BU SENE SAMPIYON GORELIM SIZI… OLMEDEN MEZARA KOYMAYIN BIZI… KORKUTMAZ BIZLERI MUSALLAH TASI… OLUMUNE SEVIYORUZ BIZ BESIKTAS’I.

  ♥ CIMBOMBOMUN KOPEGINE BESIKTASIN ENSESINE TRABZONUN HAMSISINE SAMPIYON FENER YAZACAGIZ…

  ♥ SARININ YANINA LACIVERT KOYDUK YILLARDIR BIZ SENIN ESIRIN OLDUK YAGMURLARDA CAMURLARDA YANINDA OLDUK FENERBAHCEM SEN BIZIM HERSEYIMIZSIN!!

  ♥ SIYAHIN YANINA KIRMIZI KOYDUK ES ESIM DIYEREK SANA YUZ BULDUK CAGMUR CAMUR DEMEDEN PESINDEN KOSTUK ESKISEHIR SEN BIZIM HERSEYIMIZSIN… ES ES ES KI KI KI ESKI ESKI ES…

  ♥ BIZ GENC TATANGALARIZ NE CARSI NE ULTRASLAN NE DE GENC FB BIZ TATANGALARIZ BUYUKLERIMIZIN IZINDE DUNYANIN EN CILGIN TARAFTARI OLMAYA DEVAM EDECEGIZ AYAGA KALK SAKARYA SENI DEPREM NE DE KAZA YIKAR…

  ♥ DUNYA KUPASININ EN IYI KALECISI BIZIM KALEYI KORURKEN SIZ RAKIPLERIN ISI ZOR! BU YIL FENERBAHCEM SAMPIYON!

  ♥ FENERBAHCELIYSEN KONUS ORNEK ALSINLAR, CIMBOMLUYSAN SUUS ADAM SANSINLAR… AIDSLI OL SARSLI OL AMA CIMBOMLU OLMA…

Etiketler:, ,

 Korkum Sevmek Değil; Korkum Sevipte Ayrılmak… Korkum Kurşun Yemek Değil; Kalleşçe Vurulmak… Korkum Ölüm Değil; Senin Tarafından Unutulmak…

  ♥ Dönmeyeceksin biliyorum, tutmayacaksın ellerimden öpmeyeceksin dudaklarımdan sevmiceksin beni deli gibi, vurmayacaksın kalbine zinciri benden başkasınıda alacaksın sevgilim……!

  ♥ Sev öyle sev ki kalmasın sende gurur, Gurur’un başladığı yerde sevgi son bulur

  ♥ Niye ağlıyorsun dediler, sevdim dedim. Niye üzülüyorsun dediler, gönül verdim dedim. Elin kızı için değermi dediler, meğerse değmezmiş..

  ♥ Sen sevda ırmağı, gittin ele aktın, sen dünyamı yıktın. Vefasız Aşkım…

  ♥ Dünya döndükçe sen hep bana DÖNMEYE. Başını her yastığa koyduğunda beni GÖRMEYE. Her kahkahamda göz yaşı DÖKMEYE. Ben yaşadıkça sen ÖLMEYE Mahkumsun…

  ♥ Alsalarda şu yaşla dolu gözlerimi yerlerinden. Çalsalarda haberim olmadan seni kalbimden. Eğer unutacaksa bu can çıkmasın bedenimden. Ölürsem söyleyin mezarıma gelmesin o sevmeyi bilmeyen.

  ♥ Sana o kadar kırgınım ki, seni bin parçaya bölsem yetmez. Ama kaybolacak bir parçanada gönlüm elvermez…

  ♥ Bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım.

  ♥ Yürüdüğün yollardan geçebilirsin bir daha fakat anılardan,ASLA!

  ♥ Bunca acıyı çekmez hiç kimse ve bunca ölümden kolay dönülmez bu kadar sevmeyince..

  ♥ Öyle kolay değil benden kurtulman, hesabım bitmedi daha seninle, öcümü almazsam haram yaşamak, hesabım bitmedi daha seninle.

  ♥ Bugün yeni bir meyhane keşfettim mezarlığın tam karşısında beni ararda bulamassan ya meyhanedeyim ya da tam karşısında.

  ♥ Seven Ben Sevilen Sen Ağlayan Ben Ağlatan Yine Sen.!!!

  ♥ Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam. Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi şerefsizim kibrit bile çakmam!!

  ♥ Aşkımız için kan dökmemi istiyorsan sana dünyanın şah damarını keserim illede senin kanın olacak diyorsan mühim değil ben seni toprakta da severim.

  ♥ Benim kalbimi kırmak suya yazı yazmaya benzer, kırılan kalbimi düzeltmek gece doğan güneşe benzer. Sen o suya yazı yazmayı başardın şmdi güneşin doğmasını bekle…

Etiketler:, , ,

♥ Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz gibisin, ışığım sensin, güneşim sensin… Bil ki çok özlendin… Sevgililer günün kutlu olsun!

  ♥ Sevgililer öpüşürken neden gözlerini kapatır bilir misin? Çünkü gözleriyle değil de kalpleriyle görmek isterler. Yani hissetmek isterler. Ben de seni ruhumun derinliklerinde hissediyorum sevgilim çünkü seni çok seviyorum. Sevgililer günümüz kutlu olsun!

  ♥ Maviler giyer bulut olurum, yeşiller giyer bahar olurum, bakarsın bir gün beyazlar giyer senin olurum. Sevgililer günün kutlu olsun.

  ♥ SEN DUNYAYA SURGUN BIR MELEKSIN VE BEN SENI O KADAR COK SEVECEGIM KI BIR DAHA CENNETINE GERI DONMEK ISTEMEYECEKSIN… SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN!

  ♥ SEVGILILER GUNUNDE BELKI YANINDA DEGILIM AMA DUNDE, BUGUNDE, YARINDA YUREGIN KADAR YANINDAYIM. KENDINI YALNIZ HISSETTIGINDE ELINI KALBINE KOY BEN HEP ORDAYIM!

  ♥ MAVILER GIYER BULUT OLURUM, YESILLER GIYER BAHAR OLURUM, BAKARSIN BIR GUN BEYAZLAR GIYER SENIN OLURUM. SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN.

  ♥ SEVGILILER OPUSURKEN NEDEN GOZLERINI KAPATIR BILIR MISIN? CUNKU GOZLERIYLE DEGIL DE KALPLERIYLE GORMEK ISTERLER. YANI HISSETMEK ISTERLER. BEN DE SENI RUHUMUN DERINLIKLERINDE HISSEDIYORUM SEVGILIM CUNKU SENI COK SEVIYORUM. SEVGILILER GUNUMUZ KUTLU OLSUN!

♥ BULUTLARA YUKLEDIM HASRETIMI, RUZGARLARLA YOLLADIM SEVGIMI, YAGMURLAR YAGDIRDIM GOZYASLARIMLA KUCUK MELEKLER GONDERDIM SENI OPMEYE! SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN!

  ♥ BIR KUS OLUP GITSEM, ASSAM SU ENGINLERI, VARSAM SENIN YANINA. OPSEM DOYASIYA, KOKLASAM SENI, EN BUYUK HEDIYE ODUR BANA.

  ♥ BIR YUDUM SEVGI KOSKOCA BIR OKYANUSA BEDELDIR. SIMDI UZAKLARDA SENIN BIR YUDUM SEVGINE HASRETIM SEVGILIM. SENI HASRETIMI TUKETIRCESINE KUCAKLIYORUM.

  ♥ SANA DOGRU BIR KELEBEK UCURDUM, DAGLARI DENIZLERI ASTI SENI BULDU, YANAGINAUFACIK BIR OPUCUK KONDURDU. HISSETTIN MI? SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN!

  ♥ DOGAN HER GUNUN SABAHINDA ICIMDE GOZLERINI GOREBILMEK ASKI OLMASA, INAN HICBIR SEYE DEGMEZDI YASAMAK. SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN!

  ♥ SENI SEVDIGIM KADAR YASASAYDIM OLUMSUZLUGUN ADINI ASK KOYARDIM… SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN BIRICIK ASKIM!

  ♥ YUREGIMDEKI TEK ARZU, HAYALIMDEKI TEK TUTKU, BENI YASATAN TEK DUYGU SENMISSIN BEBEGIM… SEVGILILER GUNUNU KUTLUYORUM. DAHA NICE YILLARA.

  ♥ HADI GEL TUT ELLERIMI! BENIMLE YAN! BENIMLE MEYDAN OKU HER CARESIZLIGE! BENIMLE UYU BENIMLE UYAN. BIRLIKTE VARALIM NICE YILLARA.

  ♥ DENIZI ICERKEN MAVILER TAKILDI BOGAZIMA, KARAYA VURAN BALIK GIBI CIRPINIYORUM. MAVI GOZLERINI OZLUYORUM. SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN.

  ♥ GOZLERIN NEHIR KIRPIKLERIN KOPRU OLSA, BEN UZERINDEN GECERKEN IPLER KOPSA VE DUSTUGUM YER DUDAKLARIN OLSA. SEVGILILER GUNUNDE BIR OPUCUK BORCLUSUN BANA…

  ♥ HANI EN GUZEL ASKLAR IMKANSIZ GELIR YA INSANA, IMKANSIZ OLDUGUN ICIN ASIGIMSANA!.. SEVGILILER GUNNU KUTLU OLSUN BIRTANEM, SENI COK SEVIYORUM.

  ♥ SEN COLLERDE SERAP GIBISIN, ENGIN DENIZLERDE YAKAMOZ GIBISIN, ISIGIM SENSIN, GUNESIM SENSIN… BIL KI COK OZLENDIN… SEVGILILER GUNUN KUTLU OLSUN!


sohbet ircde turkchat fikralar saglik hikayeler hatay msn oyun game chat chat35 indir mirc sevgiden odev mirc sevdadan sevda hikayeler oyunlar Turk Chat Spor oyun
Sevgi Ak www.lumiere-photo.com - Pagerank Anzeige ohne Toolbar Name - Pagerank Anzeige ohne Toolbar